Erke Dönergeci Hakkında İlginç Yorumlar

Erke konusunde daha öncede belirttiğim gibi her kafadan bir ses çıkıyor.İnsanlar haber sitelerinde, konunun geçtiği yerlerde düşüncelerini paylaşmışlar.Bende o düşüncelerin iyisini ,bişeyler anlatmaya çalışanlarını, düşündürenlerini ve bilgilendirenlerini sizin için seçtim.Yinede beklemekten başka çaremiz yok…..Devamı..

  1. vereceğimiz oyların yol, su, elektrik olarak geri dönergeyeceğini bizlere müjdeleyen bir çeşit icat. yeni sayılmaz gerçi fakat sunuş açısından yepyeni. şirket yönetiminden kimse yok tanıtım toplantısında. tanıtımı yapan emekli bir paşa; katılımcılar emekli paşalar, kendilerine vatansever yaftasını kimin vurduğunu bilmediğimiz, tanımadığımız kimseler vs. bilimsel bir açıklama yok, ser verip sır vermeme durumu var. dolandırıcılıkta sıklıkla uygulanan bir yöntemdir bu; alttan coşku, gaz verip üstten parsayı toplayıp sırra kadem basmak. teknik olarak tanıtılmadığı sürece ne olduğu hakkında hiçbir fikir sahibi olamayacağımız bu alet ortaçağ ve biraz sonralarına damgasını vurmuş devridaim makinesi hayaline çok benziyor. bir sonraki toplantıda felsefe taşı ürettik deyip simyacılığa da soyunurlarsa frp partisi olduklarına inancım artacak.
  1. ayrıntıları belli olmayan süper icat. ilgili haberde, ayrıntıların verilmemesi şöyle gerekçelendiriliyor:”buluşu ’başta türk milleti olmak üzere tüm dünya insanlığına sunulan bir hizmet’ olarak değerlendiren uğural, buluşu açıklamama gerekçelerini, “bugünün bilim literatüründe buluşun açıklanması için temel teşkil edecek bilgi yok. bu nedenle buluşun dayandığı fizik ve matematik esasları erke tarafından uygun görülen bir zamanda bilim dünyasına sunulacak. bu yüzden konuyu tartışmaya açmıyoruz. kimseyi inandırma gibi bir amacımız da yok. hatta bu buluşa inanılmaması bizi mutlu eder. çünkü başarılması imkansıza yakın bir iş olduğunun delili. basın toplantısında amacımız bu buluşun türk milletine aidiyetinin tescil edilmesi” şeklinde açıkladı.”
  2. Projenin son derece gizli tutulduğunu ve 20 yıldır üzerine çalışıldığını söyleyen Uğural, ‘Bu projeyi NASA’dan bile gizli tuttuk. Çünkü bilgi savaş çıkarabilecek kadar önemli. Daha fazla soru sormayın’ dedi. Toplantıda gazeteciler olayın gerçekliğine inanamazken, Uğural, sorulara bilgilerin gizli kalması gerektiğini belirterek cevap vermedi.YÖNETİMDE KİMLER VAR ?
    Erke Araştırmaları ve Mühendislik AŞ ismiyle 1992 yılında Ticari Sicile kayıt olan firmanın yönetim kurulu ise şu isimlerden oluşuyor: Sait Ruhi Başaran, Mustafa Naci Öztürk ve Uğur Ayık. 3 milyon YTL sermaye ile kurulan şirketin günlerdir gazeteler verdiği ilanları nasıl finanse ettiği konusunda ise net bir bilgi alınamadı.
  3. Kim olurlarsa olsunlar, bu kadar insanı kandırmaya, boş yere meşgul etmeye hakları var mı? Asker olmaları bu yüzden para veya hapis cezasına çarptırılmalarına engel olacak mı, onu bekliyorum ben. Hem de iddiaların bir an evvel kanıtlanması gerekir. Burası muz cumhuriyeti değil, bir hukuk devletiyse kamuoyunu bu şekilde aldatmaya da kimsenin hakkı yoktur.
  4. Leonardo dan beri bütün bilim adamları devirdaim makinası üzerine kafa yordu azıcık izanı ve temel fizikten haberi olan bir kişinin böyle bir buluşun asrın buluşu olduğunu anlar çağ değişecektir yani iki tane tarzanın koca koca adamları ve milleti uyutmaya çalışması hayret verici yorumları okudum zavallı yurdum insanı nasıl da inanıveriyor.
  5. biz türkler yararlı iş yapanı her zaman karalar temodinamik çürütülemez bir kanun mu bence mümkün olabilir benim hocamda BU KONUDA ÇALIŞIYORDU mümkün olabileceğine inanıyorum helal olsun derim milletimiz eğer amerikalı bulsa inanır çok ön yargılıyız emeği geçenlere olsa da olmasada teşekkürler saygılarımla
  6. ben bunu daha önce düşünmüştüm ama şu an yerçekimi üzerinde çalıştığım için fırsatım olmadı (deli Emin)
  7. Almadan vermek Allah’a mahsustur. Geçmişin devasa fizikçileri kuralları koymuşlar; ‘ne kadar ekmek o kadar köfte. ‘ Hiç değilse yakıt olarak su kullanacağız filan deseler inanmakla inanmamak arasında kalacağız, yada ne bileyim soğuk füzyon, mini reaktör, güneş ultra pili vs. Ama eğer gerçekten böyle bir cihaz yapılmışsa, yani almadan veren bir şey; yemin ediyorum ne Rockefeller ne Rothchild ne de Arap prensi kalır ortada…
  8. BIR ITALYAN ATASÖZÜ SÖYLE DER:”IMKANSIZ DENEN BIR KONUNUN ÜZERINE GIDERSENIZ, O KONUDA IMKAN DAHILINDEKI EN BÜYÜK BASARIYI YAKALARSINIZ”. ARKADASLARI UGRASILARI ICIN TEBRIK EDERIM VE BOL BASARILAR.
  9. Bu tip bir buluş için böyle bir yorumu da ancak tüm olaylara at gözlüğüyle bakan bir makine mühendisinden beklerdim zaten. Bu güne kadar ne kadar araştırma yaptığı yazdığı yazıdan belli oluyor. Bu zamana kadar fizik kurallarına aykırı olan hiç bir olay olmadı mı sanki. Eh yorumu yapan nede olsa olaylara analitik olarak bakamayan tipik bir makine mühendisi. Normal karşılamak lazım.
  10. Valla aleme rezil olduk yine. Kesin dünya medyasında maymuna çevirecekler bizi. Bu arkadaşlar neyi bulmuşlar? yoktan vareden bir makine. Fizikçiler istisnasız bunun ancak tanrı olabileceğini söylüyor. Türkler Tanrıyı buldu! Harika!
  11. Aslına bakarsanız insanlarda en çok üzüldüğüm önyargı. Bilinen dünya, bilinmeyen dünyanın öyle küçük bir kısmı ki. Üstelik konunun uzmanı olanlar da, olmayanlar da öylesine katı keskin ve sert ki insan birşey söylemeye korkuyor.

    Enerji, temel olarak iş yapabilme gücüdür. Mekanik olarak bir sonuç üretebilmek için insanoğlu elektromanyetik temelli enerji sistemini bulmuştur.Aslında prensip basittir. Yüzlerce yıl önce su akışıyla, rüzgarla çevirdiği makineyi bu sefer elektrik dediğimiz enerji ile çevirir.

    Elektrik akışı başlatabilmek için manyetik alanda iletken hareketi çoğu zaman temeldir, ya da fotonların sağladığı kimyasal reaksiyonla güneş enerjisinden elektrik elde edilmesi gibi.

    Yani bizim için artık enerji, elektriktir. Bu nedenle bilimimiz elektrik dışındaki iş yapabilen enerji türlerini gözardı ediyor. Bulunan her enerjiyi mutlaka elektriğe çeviriyor.

    Doğrudan ışıkla çalışan foton motorları vs. henüz hep hayal.

    Ancak Erke’nin aptalca bir hamle ile kapalı bir sistemi Temodinamiğin 2. yasasına ve entropi gerçeğine aldırmadan sunacağını sanmam.

    Kapalı bir sistem yani dışardan akışı olmayan sistem durmaya mecburdur. İlahi bir söz gibi almadan vermek Allah’a mahsustur ))
    Peki kapalı görünen ama açık bir sistem ise ve ne güneşten ne petrolden ne gazdan enerji almıyorsa temel başlangıç enerjisi ve akışı nereden karşılanabilir?

    Bu adamlar ne bulmuş olabilir? Bir olasılık vakum enerjisi, yani boşluğun sahip olduğu düşünülen o olağandışı davranış.

    Bir diğeri ise Tesla’nın yüzyıl önce bulduğu dünyanın atmosferi ve yer arasındaki potansiyel farkla sürekli akan frekansa girmek ve bu akışı kullanan motorlar yapmak.

    Bu iki konuda teknik olarak açıklanmadı. Detay veremiyorum. Tek bildiğim deliler gibi araştırıldığı, eleştirildiği.

    Ama bildiğim bir diğer şey asla ama asla bulsalar da satamazlar. Asla satamazlar. Öylesine büyük bir güç dengesi var ki. Bunu ortaya çıkarmak 3. dünya savaşını topyekün başlatır.

  12. Bir süredir şöyle bir şeylerle ilgileniyorum.http://searleffect.com/
    http://www.sisrc.com/

    Bunun üzerine bu haber çıkınca acaba dedim. Ama bilimde pipimizin keyfine göre açıklama yapacağız gibi bir durum olmasını anlamıyorum. Muhtemelen bu adamlar da googledan bu sayfaları buldular. Hah bizde yaparız dediler, şimdi de balon bir lansmanla para kapmaya çalışıyor olabilirler.

    Her ne oluyorsa beni üzen, belirsiz açıklamalar, kapalı kapılar,derin devlet, derin ordu vs. vs. Yahu en azından bilime yapmayın bunu. Utanın!

  13. Çok ilginç ama ben bu erke’nin ne olduğunu çok iyi hatırlıyorum.Bir kaç yıl önce Ceviz Kabuğunda bir bayan profesör çıkmıştı. Yaptığı hamura elektrik enerjisi verip verdiği enerjiden daha fazla ısı enerjisi olarak alıyordu. Bir çok kişi programa bağlandı ileri geri konuştular. ANcak bir Bilgisayar Mühendisi bağlanmıştı ve az da olsa o macunun sırrını çözmüştü. Anladığım kadarıyla elektron parçalamaktan bahsetmişlerdi. Ama buluşunu elektrik verecek şekilde geliştirdiklerini söylemişlerdi.

    Ayrıca bir de bir Paşadan söz etmişti paşa paşa olduğu dönemde projeye destek verdiğini ama sonraları desteği kestiklerini söylemişlerdi. Yani emekli paşalar da olayın içinde gerçekten abartılacak bir konu ancak basının bu tip buluşlarla dalga geçmeyi çok sevdiğini herkes biliyor.

  14. Bir şeyi merak ettim ben. Bir şirketin yönetim kurulu başkanının ismi yazılırken neden emekli bir ordu mensubu olduğu vurgulanıyor? Sonuçta nereden emekli olduğu bilgisi hiç verilmeden de tanıtım yapılabilir ama bu bilgi de veriliyor. Bu bağlamda, bu bilginin verilme amacı ne olabilir? Güven telkin etmek? Başka bir bağlantı kurulmasına yardımcı olmak? Gerçekten güven telkin mi eder? Böyle bir şeye mi ihtiyaç vardır? Söz konusu şirket mesela başka sektörden bir şirket olsaydı yine aynı ekstra bilgi vurgulanır mıydı? Evet ise neden, hayır ise neden? ve saire… Bu konuda deneyimli habercilerin düşüncelerini bilmek isterdim gerçekten.
  15. Düzenlenen toplantıya birçok emekli general katılırken, soru soran generallerin de şaşkın olduğu gözlendi. Çetin Uzunal, hiçbir şekilde siyasi bir grupla, bir çevre veya bir tarikatle ilişkileri bulunmadığını, tamamen ticari bir kurum olduklarını belirtti. Şirketin yüzde 100 Türk sermayeli olduğunu belirten Uzunal, askerlerin toplantıya geliş sebebinin ise kendisinin daveti üzerine olduğunu belirtti. Toplantıya Vural Savaş, Necati Özgen, İsmail Hakkı Karadayı, Kemal Yavuz, Rasim Betir, Köksal Karabay gibi isimler katıldı. KKTC 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da davet edildi ancak temsilci gönderdi.
  16. Belki bir ihtimal, bu bahsedilen şeyin akıbeti şurası olacaktır:http://www.lhup.edu/~dsimanek/museum/unwork.htm

    Ama bir başka ihtimal daha var. Pratikte sonsuz ile, teorik sonsuz farklı şeyler. Bir fiber optik kablonun kullanabileceği bant genişliğine bakarsak, pratikte sonsuz genişlikte bir iletim hattı olduğu düşünülür. Diyelim ki, bir tür pil buldunuz. Bir arabayı çekecek kadar güç alınca, ömrü 150 bin yıl… Bu pratikte sonsuz bir enerji kaynağı olur. Ama elbette fizik teorisi açısından değil.

    Belki yapılan şey, benzer şekilde daha önce yapılamamış, eldeki mevcut enerjilerin, bilinmeyen bir tür böyle “sonsuz” ömürlü yakıtın vs. kullanımı da olabilir. Veya atıl kalan ve kullanılabileceği düşünülemeyen enerji, dünyanın yerçekim kuvveti, dönüşündeki yalpalamadan elde edilecek enerji vs. vs. olabilir.. Bu durumda, pratikte sonsuz enerji kaynakları elde edilmiş olmaz mı? Uzak gezegenler giden uzay araçları örneğin, gezegenlerin çekim güçlerini hızlanmak için kullanıyorlar.. Bu gibi bir şey, yerçekimi vs. değilse de, bir şey olamaz mı?

    Şurası kesin. Devri daim makinelerinden böyle sonuçlar alınması mümkün değil. Ama dediğimiz gibi bir enerjinin, yerçekimi vs. vs. devri daim makinesine katılması neden olmasın?

    Benim görüşüm: bekle ve gör.. Ama içimdeki ses bunun nihai yerinin işte o çalışmayan icatlar listesi olacağını söylüyor. Ama aklım, söylenenlere bakınca, henüz yorum yapmak için yeterli bilgi olmadığını söylüyor…

Erke Dönergeci Hakkında İlginç Yorumlar için 156 cevap

  1. dersa diyor ki:

    sahtekarlık olması ihtimali yok bence. sonucunu merakla beklerken bu konunun örtbas edilip sesin solugun biranda kesilmesinden endişe ediyorum. gerçekten milad sayılacak ve dünyanın gidişatını büyük ölçüde degiştirecek bir durum. dünyanın sahiplerinin bu olayı sadece izleyecegini zannetmiyorum. sadece bir petrol ugruna dünyanın nerelere sürüklendigini ne vahşetler yaşandıgını hepimiz görmekteyiz. ki şayet bu olay dogruysa, olacakları düşünmek istemiyorum.

  2. Sibel Turkover diyor ki:

    Sahtekalik falan olmasi ihtimali sifir. Sizleri bilmm ama ben ERKE’nin basari ile calisip butun dusmanlari calatacagini adim gibi biliyorum. Neden derseniz sadece arkasindaki eski ordu kuvvet komutanklarinda deyil.

    Hukuk ve dusunce cevrelerinde de onemli destek almislar. Eski yargitay bassavcimiz, Ataturkculugu su goturmeyecen olan Vural savas “asklerin girdigi iste kesinlik fiyasko miyako olmaz diyerek altini cizmis. Birkac gun once Hurriyetin en iyi yazarlarindan Emin Colasan ERKE sozcusu Ugural Pasayla yillardir dostum, kendisnin bilmsel ve karakter yonununden cok kuvvetli oldugunu soylemis. Ayrica gene Hurriyet’in sevdigim yazarlainsdan Mehmet Yakup Yilmaz da bu kadar cok komutanmin olmasini dunyayi yerinden sarsan boyle bir bulusun arkasinda guvenlik lazim tabii diye acikladi. Vala ben olsam da aynisini ypardim. Zaten adini duydugumda ilk sorum genelkurmay bu isin arkasindami olmustur. Bence de cok iyi dusunmusler. Askerin olmadgini bilseler CIA’nin NASA’nin, Iran’in, Israil’in felan ajanlari belki ele gecirmis olurdu. Ben bizzat cok heyecanliyim! Yanliz simdi AB’den korkuyorum,. Acaba AB bu Akepe’nin icindeki casuslarini kullanir, sonrada Akepe de ERKE ‘deki pasalara bir bakalim neymis falan deyip de sinsice Abci Abilere verirmi? Beni korkutan bu. Keske komutanlara bir mektuop yazip bu konuyu gundemlerine getirmemize gerek varmi? Yoksa sen kim oluyorsun biz bilimiyormuyuz felan derlermi?

    Sevgiler

    Sibel

  3. Ulaş diyor ki:

    İşin teknik kısmı hakkında yorum yapmak şu an için anlamsız olacaktır. Adamlar zaten teknik olarak hiç bir şey açıklamamışlarki ne yaptıkları belli değil.
    Ama işe davranışsal ve psikolojik yönden baktığımızda 20 yıldır gizli tutulmuş hatta NASA’dan bile gizli tutulmuş bir icat için bu zamana kadar durmuşlar herşeyin sonuçlanmasına ve patent alıp piyasa sunulmasına az kala bangır bangır reklam yapmışlar hiç mantıklı değil. Şu zamanda gerçekten bu icat doğruysa dünyanın büyük güçlerinden bu reklamdan sonra büyük baskı ve sıkıntı gelecektir. Bunu onlarda çok iyi biliyor. Bu nedenle işi evrak ve teknik açıdan tamamlayıp prototip ile çıkıp reklamını yapsa daha etkili ve güvenli olacaktır. Bu açıdan bakınca pek inandırıcı ve güvenilir gelmiyor.

  4. Muammer Birgül diyor ki:

    Yorumları okudum. Gerçekten insanlarımız ilginç yorumlar yapmışlar erke den önce insanlarımızı takdir ediyorum. Acaba enerjinin sakınımı kanununa ne oldu. İnsanların kafasında devamlı bir soru işareti kalmalı düşüncesinde olanların bir tezgahımı acaba? Daha önce bu gibi olma ihtimali olmayan ama kafaları belli bir süre meşgul edecek ilginç fikirlerin ortaya atıldığını kamuoyunu günlerce meşgul ettiklerini biliyoruz. Örneğin van gölü canavarı gibi Bu Erke de böyle bir şey mi? Yada amaç kamuoyunun dikkatini başka yere çekmek mi? Bekleyip göreceğiz. Saygılarımla

  5. perperek diyor ki:

    Dünyayı sefaletten kurtarcak olan herşey zengini sefalete iter. O üyzdendir TESLA dan tutundan adını duymadığını o kadar çok bilim adamı varki bildiğimiz elektrik enejisi dışındaki enejileri kullanma yöntemleri geliştirmişlerdir. O yüzden çokta bilim adamı olmak gerekmiyor belli başlı kriterler için. Ummabileceğimiz tek şey çok pahalı bir enerji kısaca elektrik sağlayıcısı olmasındır bu easta yoksa üretimi pahalı sonsuz enerji sağlamış kaç küşü alıp kullanabilir.
    Önümüzdeki günlerde bilimsel açıklamalara daha fazla yer vereceklerini şöylemişlerdir zaten-gerekli olan destektir ve destek sadece parayla olmaz.

  6. ahmet diyor ki:

    yapılanı küçümsek yerine sahip çıkmalıyız.Ortada yapılan birşeyler olduğu muhakkak ama inşallah pratikte kullanımı olan makinadır. Yalnız gizliliğin sağlanmasına çok önem verilmelidir.

  7. ahmet diyor ki:

    Bu cihaz hakkında henüz ortaya çıkmadan ne çok olumlu nede olumsuz yorum yapmak doğru değildir. Bir de Türkler böyle buluş yapamaz diyerek haife almak alaycı eleştirilerde bulunmak bazı kanı bozukların her zamanki tavırlarından olup bunlar aynı zamanda her ne pahasına
    olursa olsun ABcilerdir.

  8. Erdem YASAR diyor ki:

    Böyle birşey mümkünmüdür mümkün dür? Aslında bu konu 1894 yıllarına kadar dayanır. Teslanın sonsuz enerji üzerine çalışmaları var.Ve bildigim kadarıyla bu değerli fizikçi öldükten sonra Amerikan ordusu tüm çalışmalarına el koydu. Ve bence Einstein kadar değerli bir bilim adamı.Erke nin yaptığı cihazın bana göre teorisi TESLA ya dayanmaktadır.Örneğin TESLA bobini!!.
    Bakalım ve görelim!
    Dr.Erdem YASAR
    Kırıkkale Üni.
    Fizik Bölümü

  9. Murat Ergüven diyor ki:

    Arkadaşlar, gizliliğin çok geçici bir önemi var zannımca. Sadece alet piyasaya sürülene kadar. Bu da yabancı bir kuruluşun patent haklarını önceden alıp, bizden patent parası istemesini önlemek için.

    Erkenin kesinlikle gerçek olduğunu da buradan duyurmadan edemeyeceğim. Ben de herkes gibi basından takip ediyorum ama bu konuyu deli gibi merak ettiğim için hakkında çıkan her şeyi okuyorum. En son Vestel’den üstdüzey bir yetkili erke dönergecinin gerçek olduğunu, insanların gelişmeleri beklemesi gerektiğini söyledi. Bu ne demek biliyor musunuz? 2007’den itibaren yeni ve belki de tek enerji kaynağımızın erke dönergeci ve türevi cihazlar olacağı güne hızla ilerlemeye başlıyoruz. En önemlisi petrol olmak üzere, hiçbir enerji kaynağına bir bağımlılığımız kalmayacak. Amerika’nın petrol fiyatlarının dolara endeksli olması sayesinde uluslararası para birimi olarak kabul gören Dolar’ının hiçbir hükmü olmayacak. Hatta yeni sivrilmeye başlayan Euro’nun da öyle…
    Belki Çin yükselmeye devam edecek ama Afrika bile huzura kavuşacaktır dünyada.

    Kutlama zamanı başlıyor.

    • hakan diyor ki:

      ya hocam 2007 den beri kutlama bekliyoruz🙂 nerde kaldı sizin icat.. bizim dünyada yıl 2012 ye devredecek nerdeyse .sabır kalmadı artık

  10. Baris diyor ki:

    HEhehe.. Bu ERKE seyi gercekten cok iyi bir turnosol kagidi, bizim toplumun ne kadar hurafeye acik oldugunu, günümüz fizik ve en temel ilkelerinden ne kadar habersiz olduğunu çok güzel bir şekilde sergiliyor. Bahsettiğim temel ilkeler de oyle kafadan atma gelisi guzel ortaya atilmis seyler değil. Şüpheci olmak elbette çok güzel ama mantık sınırını aşarsan bu kesinlikle bilimsel şüphecilik olmaz. Yahu bu blog a yorum yazan fizik doktorumuz bile var. Çok yazık! 2007 yi bekliyorum, iddiam var arkadaşlarımla, bu iş dedikleri gibi ise eğer, lisans ve yüksek lisans diplomalarımı taksim meydanında yakıp ve donu gömleği çıkartıp ERKE! ERKE! diye bağırarak istiklalden aşağıya doğru koşacağım…heheh hadi bakalım gelsin 2007, görelim şu makinayı🙂

  11. ogul diyor ki:

    ailemle beraber bu işi şimdiden kutlamaya başladık sizde
    başlayın 2007 ve gelecek türklerin olacak.:D

  12. kriptontr diyor ki:

    bizde diyoruzki bu işin arkasındaki adamlar fiyasko işlerin adına imza atacak kişiler değil.Biz inanarak bekliyoruz.Siz dalga geçerek.Biz diyoruzki bu dünyada hiçbirşeyin kesinliğinden (Şu anki yaşam biçimimizde herşey o kurallara dayalı olsa bile)emin olmamalı.Biz belki biraz arşatırmacı bir ruha sahibiz.”Olabilir diyorlar,olabiliyorsa nasıl olabilir ?” diyerek sorular sorup cevap vermeye çalışıyoruz.Belki siz “heh yoktan enerji elde edeceklermiş yok daha neler” demeyi seçiyorsunuz.Herkesin kendi öz-gür tercihi.
    Ama Galileo Galilei (http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei) “dünya yuvarlak” dediğinde eminim onada böyle demişlerdi.Belki girişsiz enerji çıkışı ilk defa gerçekleşecek ama muhafazakarların hezimetleri tarih gibi kendini tekrar edecek.

  13. Baris diyor ki:

    Gordugum kadari ile bu isin arkasindaki insanlar fiyaskolari ile mesgul. 12 Eylul gercek anlamda bu toplum icin bir fiyaskodur. Oyle bir fiyasko ki, bu sekilde abuk subuk, sacma sapan seylere bu toplumda itibar eden genc ve tahsilli insanlar cikartmis ve hala cikartmaya devam ediyor. Hemde bolca. Benzeri girisimler dunyanin her yerinde var. (bkz. http://www.steorn.com) Ama nedense bizdeki kadar itibar eden ve umut bagliyan yok.
    Asagilik kompleksi ile sacmaliklar pesinde surukleniyoruz. Ama bu sefer mankafa komutanlarimiz var en on siralarda. Umarim bu vesile ile bu komutan ve pasalarin ne kadar kutuk kafa zihinsiz, bilimsellikten uzak tipler oldugu ortaya cikar.

    Muhafazakarlik yapildigini soyliyenler var? Guzel kardesim muhafazakarlikla ne alakasi var? Bilim ve fizik dedigin sey, omurgasiz ve her ortaya atilan seye “e hicbirsey kesin degildir, belki olabilir” turu sacmaliklarla yaklasmaz? termo dinamigin 0inci yasasindan basliyarak tum yasalarini okumanizi tavsiye ederim. Nereden geldigini de ogrenin. Ustelik anlamaya calisin ki sacma sapan seyler savunmak durumunda kalmayin. Sadece basit bir ilke degistirilmiyor, fizigin en temel ilkelerinin gecersiz kilinmasindan bahsediliyor. Ve sadece bir basin aciklamasi ile hemen atliyabiliyor insanlar! Yani tek bir basin aciklamasi ile insanlarimiz termodinamigi cope atabiliyorlar. Bravo!

  14. kriptontr diyor ki:

    ____________________________________________
    Bikaç kendini bilmez “dünya yuvarlaktır” demiş.ya bu tür şeylere bazı saflar hakkatten inanıyor.Tamam, diyelim dünya yuvarlak, o zaman niye herşey dünyanın bombeli yüzeyi üstünde yuvarlanmıyor, ve mesela dünyanın en alt yerine giden bir insan, uzayamı düşecek.(ozaman kütle çekimide bilinmiyodu. insanoğluda doğal olarak ayağı yere basan her insanın uzayda aynı doğrultuda durduğunu sanıyordu).olmaz böyle şey dünya X isimli adamının dediği gibi (ilginçki şimdi adı bile hatırlanmıyor)
    dümdüz bir tepsi gibidir.
    ______________________________________________
    Tam olarak benzemesede galileo örneğimin arkasındayım ben..
    Ben termodinamiği kaldırıp çöpe atmıyorum ,ben erkeye bir önyargı ile bakmayı reddediyorum.
    “Bir problem, oluştuğu zamanın düşünce düzeyi ile çözülemez”. Albert Einstein.
    Yani şu andaki fizik yasalarıyla böyle birşey yapamıyorsak eğer.Olmuş olabilecek olabilen (asla kesin demem,demedim)dönergeçi de bu günkü yasalarla açıklayamamız doğaldır ..

  15. Baris diyor ki:

    Evet güzel arkadaşım, anlatmak istediğini anladım. Ama benim söylediğim şey tamda ona ilişkin birşey. Diyorum ki, bilimsel şüpheciliğimizin kapsamı ve sınırı nedir ve ne kadar olmalıdır? Reklamla şatafatla, tutarlı hiçbirşey göstermeden (sadece tutarsız kuru laf ile) ortaya tüm fiziğin EN TEMEL prensiplerini alt üst eden bir iddiayı kapsamalı mı şüpheciliğimiz? Eğer öyle ise piyasada tonlarca abuk subuk iddia var. Tüm bunlarla uğraşacak olsak boşu boşuna zamanımızı kaybederiz. Zaten ortaya bişi konulsa, getir bakalım neymiş denir ve ciddiye alınıp incelenir. Fakat ortada öyle birşey yok.

    Dikkat ederseniz uluslararası patent kurumları bu saçma sapan aslı olmayan patent başvurularından bıktıkları için ve boşuna zaman ve para harcandığı için bu tür başvuruları kabul etmiyor artık. Ama çalışan bir örnekle yada bilimsel olarak belgelenmiş bir şekilde olan başvuruları kabul ettiklerini belirtiyorlar. Dünyada bu tür şarlantanlıkların örneği çok. Ve birçok proje büyük fonlardan zamanında çok büyük paralar götürdüler fakat sonuç sıfır!!! Bizdeki örnekte dünyanın çeşitli yerlerinde ortaya çıkan şarlatanlıkların Türk örneğinden başka birşey değil. Ve tekrar ediyorum, beni üzen asıl şey, bu saçmalığın bizim memlekette her kesimden insanda bir karşılık bulması. Çok üzücü gerçekten.

  16. kriptontr diyor ki:

    Dediğini anladım.Zaten medya maymunları erkeden sonra “biz bunu zaten yapmıştık” adlı oyunlarını oynayıp yuvalarına geri döndüler.Fakat erke yaptığı basın açıklamasını “icadın çalınmasına karşı bir tedbir” olarak açıklamış.pek açıklayıcı olmamakla birlikte bu geçerli bir neden sayılabilir.Birde “Kimseyi inandırmak gibi bir derdimiz yok” deniyor.İşte bundan sonrası tercih meselesi.İsteyen istediğini yapar…İsteyen dalga geçer isteyen inanır isteyen araştırır…

  17. kriptontr diyor ki:

    https://kriptontr.wordpress.com/2006/12/07/erketurkten-kamuoyu-duyurusu/
    __________________________________________________
    Basın toplantımızın amacı bu buluşun yüce Türk Ulusu’na aidiyetini tüm insanlık nezdinde tescil ettirmektir. Buluşumuz, asra yön verecek ve bilim dünyasında çığır açacak bir buluş olduğundan ne denli bir gizlilik ve emniyet gerekliliğine ihtiyaç duyulduğunu kamuoyunun değerlendirmesine bırakıyoruz. Bu buluşun önemi düşünüldüğünde ve algılandığında yapılan açıklamaların neden bu ölçüde sınırlı olduğu anlaşılacaktır. Ulusal ve uluslararası patent mevzuatı ve tatbikatı gereği de buluşun bilimsel esaslarının şu aşamada daha detaylı olarak açıklanması uygun bulunmamaktadır.

    Bilim insanlarının, enerji olmaksızın enerji elde edilmesinin mümkün olmadığı yolundaki açıklamaları doğrudur. Basın açıklamamızda belirtildiği üzere bu buluşun bilimsel açıklaması mevcut bilgiler ile yapılamamaktadır. Buluşun dayandığı bilimsel esaslar bilinen fizik kaidelerinin bazılarını içine almakla birlikte bu kaideleri genişletmektedir. Doğada var olan ancak mevcut sistemler ile faydalanılamayan bir enerji kaynağı, Erke dönergeci metodunda maddenin atalet özelliği kullanılarak güç alınabilir bir hale getirilmektedir. Enerji yoktan üretilemez. Ancak varolan bir enerji başka bir enerjiye dönüştürülür.

    Bu aşamada bilim dünyasının dikkatlerini aşağıda belirtilen hususlara çekmekteyiz. Şimdilik bilim literatüründe, kuvvetin tanımlaması ne olduğu ile değil, neler yaptığı ile açıklanmaktadır. Hâlbuki bir tanımda ne tanımlanıyorsa onun kendisinin ne olduğunun belirtilmiş olması gerekir. Bundan dolayı, kuvvet-hareket ilişkilerinin de yeniden ele alınarak yorumlanması gerektiğini belirtmekteyiz.
    _________________________________________

  18. Murat Ergüven diyor ki:

    2007’de erke dönergeci piyasaya çıktığı zaman ortalık bayram yerine dönecek arkadaşlar. Caddelerde sokaklarda donsuz gezen, utana sıkıla “Erkee erkeee!” diye bağıran bir kalabalık göreceğiz :)))) Bir sürü diploma yollarda yakılacak. Duvarlar vurulan kafalardan darma duman olacak. Tabi ben ve benim gibi, beynini her şeye rağmen kullanabilen arkadaşlar da sokaklara dökülüp kutlama yapacak. :))) Tabi bu bayramı metanetle kutlayan, evinde oturup birasını açan çerezini yiyen arkadaşlara da diyecek bir şey yok :))))

  19. Baris diyor ki:

    Hehehe. Ben şimdiden garip bir hüzünle karışık da olsa çokca eğleniyorum🙂. Tekrar ediyorum, ERKE nin gerçek çıkması durumunda donu gömleği çıkartıp taksim den aşağıya yukarıya tımarhaneye boylayıncaya kadar koşacağım. Umarım gerçek çıkar🙂

    Neyse, yukarıdaki basın açıklaması alıntısında geçen ve kafama takılan birtakım pasajlar var. “Bilim insanlarının, enerji olmaksızın enerji elde edilmesinin mümkün olmadığı yolundaki açıklamaları doğrudur.” diye buyurmuşlar. Demek ki bunu kabul ediyorlar? Peki o zaman,..nassıl yani? Bir enerji dönüşümü olduğunu da kabul ediyorlar basın açıklamalarında!? Şimdiki sistemlerin faydalanmadığı bir enerji kaynağı varmış ve maddenin atalet özelliğini kullanarak faydalanacaklarmış. Hatta seri üretime geçme aşamasındalarmış..Yürüyün be koçlarım. (Bakınız, ince kalın demeden dalgamı geçiyorum)

    Peki bilimsel olarak açıklanamayan şey ne burada? Yani özel bir böceğin dışkısından enerji elde edilmesi söz konusu olsa böyle birşey deme ihtiyacı duymayacaklar. Yani bilinmeyen bir kaynak söz konusu. Ve bu kaynaktan enerji elde ediliyor. Eğer bu kaynaktan enerji elde edilebiliniyorsa bunun olayını çözmüş olursun. Eğer çözmüş isen al sana bilimsel açıklama. Olay şudur, şöle şöle yapınca şöle oluyor ve enerji elde ediyoruz dersin ve olay biter. Bugünün literatürü ile açıklanamaz demek saçmalıktan başka birşey değil. Var olan kaidelerin sınırlarını enişlettik demişler.(Physics on turkish steorids :P) Açıkla kardeşim. Şuna şunu ekledik de!? nesi açıklanamıyor bunun. Ki sen bu olayı çözmüşsün ve seri üretim aşamasına gelmişsin?

    Einstein patent ofisinde canı sıkılırken, sırf düşünce deneyleri yaparak ulaştığı görecelik kuramını bulduğundada yepyeni birşey söylemişti. “Ben buldum ama bugünün bilimi açıklamaya yeterli değil, ve bu olayın bir alman tarafından bulunduğunu tescil ettirmek istiyorum o yuzden şimdilik susma hakkımı kullanıyorum” gibi saçma sapan birşey dememiş. Ki söylediği şeyler devrim niteliğinde idi. “Kardeşim şu şu yanlıştır, doğrusu şudur, matematiği de şudur, alın anlayın, öğrenin öğretin demiştir”.

    Bu süper aletin herneyse, yada yeni teorik ilkelerin neyse, açıklarsın ve onu bulan kişi sen olmuş olursun. Bu fizik yasalarının steoridli halinin patenti mi olur? Yada öyle bir aletin patenti mi olur. Atom bombasının patenti mi var?

    Yada Vestelden borlu pil ile açıklama. Açıklamayı yapan kişi ERKE yi hafife almayın demiş ama anladığım kadarı ile kendileri pek bir hafife almış ki pil mil üzerinde çalışıyorlar. Ulan ERKE diye birşey var artık, 2007 de piyasada olacak. Beleş enerji varken kim alsın senin borlu pilini?

    Nereden tutsan saçmalık saçılıyor memleketimizdeki enerji meselelerinde. Şu anda IEC(http://www.iec.ch/) nin alt istasyon(substations) ve rüzgar türbinlerinin iletişiminin standardizasyonunu kapsıyan bir proje içersinde geliştirme ve test çalışmaları yapan bir mühendisim. Yaklaşık olarak 25 tane gelişmiş ülkeye görüş bildirmeleri yada herhangi bir seviyede katkı sağlamaları için teklif gönderilmiş. Sadece Türkiyeden cevap gelmemiş. Ne bir üniversiteden nede bir odadan. Neden, çünkü biz ERKE merke ile uğraşıyoruz. Ne gereği var enerji donanımı ile türbinle uğraşmanın. Aferin bize. Biz olayı çözmüşüz, elin oğlu boşu boşuna milyar dolarları yatırıyor sürdürülebilinir enerji kaynakları için.

  20. Murat Ergüven diyor ki:

    Birileri tutuştu tabi şimdi, “eyvah bizim ekmek elden gidiyor” diye. İşini kaybetmekten korkan benzin pompacılarıyla aynı durumda olmak büyük enerji şirketleri ve çalışanları için ne acı verici bir şey olsa gerek :))) Yakıt piliyle erke dönergecinin arasındaki bağlantıyı kuramayan elektrikçinin de vay haline. Erke dönergeci iddia edildiği gibi bir aletse, ürettiği elektriği depolamak için elbette bir pile ihtiyaç duyacak. Güneş panellerinden elde edilen elektrik nasıl kullanılıyor zannediyorsunuz? Piyasada bulabileceğiniz güneş panellerinin yanında muhakkak şu bildiğiniz UPS cihazından verilir. Kesintisiz güç kaynağı yani. Bu da bildiğiniz “pil”den başka bir şey değildir. Ne oldu yani böyle olunca? Güneşten bedava elektrik elde edememiş mi olduk? Vestel normalden çok daha kaliteli bir pil bulduğunu açıklıyor. Bu neden yeni ve bedava bir enerji kaynağı bulmakla çelişsin? Güneş pilinden mantık olarak ne farkı var erke dönergecinin? Belli ki maliyet ve güç gibi farklar var. Daha düşük maliyete ve daha yüksek güce sahip bir alet icad edilmiş.

    Bence enerji şirketleri en az kayıpla bu teknolojiye geçmenin yollarını arasın. Kendileri ve çalışanları adına yapacakları en hayırlı iş bu olsa gerek…

  21. barisozdil diyor ki:

    Bahsettiğim proje özel bir şirkete ait değil. Sürdürülebilir enerji konusunda bir sürü üniversite kamu kaynakları ve AB fonlarını kullanarak çalışmalarını sürdürüyor. Eğer ERKE tarzı birşey olacak olsa herhalde bu insanlardan daha fazla sevinen çıkmaz. Meselem iş kaybedilecek değil, ayrıca elektrikci değil yazılımcıyım. Derdim bunun bir saçmalık olduğu, kendi çapımda insanlara “gelin vazgeçin bu saçmalıklardan, adam gibi şeylere vakit harcıyalım” demek istiyorum. Böyle birşeyin bana bir zararı dokunmaz, tam tersi faydası olur.

    Erkeciler şarj etmekten kurtulmaktan bahsediyor. Yani doğrudan üretilen enerjiyi kullanma diye bir şey söz konusu. Nasıl olsa bedava sürekli bir enerji üretimi söz konusu, üretsin dursun, ne gereği var depolamaya?

    Neyse şurada 2007 ye az bişi kaldı, nasıl olsa ak … kara … yakında belli olacak🙂 … Gerçi bu tipleri çok gördük, benzer şekilde bir zamanlar avustralyada böyle iddialı tipler vardı. Ama ne yazık ki CIA son anda çalışmalarını çalmış!. Tabi bunlarda ne hikmetse tekrar yapamamışlar sanırım, insanlık son anda bu büyük buluşdan mahrum edilmiş. Umarım bizimkiler iplerini sağlam kazığa bağlayıp birde 2008..2009 diye devam etmezler hikayelerine.

  22. kriptontr diyor ki:

    Selam.Dün giremedim nete sohbet almış yürümüş😀 ..
    yaw şu Einstein’in görecelilik kuramına gelelim adam bunu niye Alman ırkına tescil ettirmemiş demişin.Ben bunu alman ırkına tescil ettirmenin faydası olurmuydu Almanyanın kalkınmasına katkı sağlayabilirmiydi diye sorarım.Bilim dünyasında bi devrim olabilir ama ekonomik olarak pek faydası varmıydı ?Ben soruyorum çünkü görecelilik hakkında fazla bilgim yok.Aklımda tek uzay gemisine binip ışık hızını geçen ve dünyaya indiklerinde annelerinden daha yaşlı olan astronotlar kalmış..
    “Bu süper aletin herneyse, yada yeni teorik ilkelerin neyse, açıklarsın ve onu bulan kişi sen olmuş olursun. ” bu keşeke bu kadar kolay olsaydı…Bugün “sanayi casusluğu” diye bi sektör olmazdı😀..
    saygılar

  23. kriptontr diyor ki:

    Vestelin bor pili konusuna gelince.Şöyle bişey söyleyebilirim (uydurabilirim).Erke maddenin atalet özelliğinden faydalandığından taşınabilir cihazlarda kullanılamaz.Erke sarsıldığında aksar ve tekrar başlatılması gerekir.Bu yüzden yüksek enerjili ve uzun ömürlü pilerin pazarı yok olmaz…(😀 )

  24. Baris diyor ki:

    Peki, vestelin mucize pilini bir kenara koyuyorum. Haklı olabilirsiniz.

    Sanayi casusluğuna gelince, o olayda insanların asıl kaygısı belirli bir teknoloji ele geçirip belirli bir alanda üstünlük sağlamak. Asıl olarak maddi bir çıkar söz konusu, sen yaptın ben yaptım kavgası değil. Bizim ERKEciler ise, insanlığa hediye edeceğiz diyor zaten.

    Görecelik kuramına gelince, sanıyorum o olmasaydı ve ondan türeyen teorilerde olmasaydı bugün tecrübe ettiğimiz modern teknoloji olmazdı. Atomun parçalanması sanırım iyi bir örnektir.

    Sizlere bir tavsiye, “perpetual motion” diye bir arama yapın ve ve bizim ERKEnin dünyadaki değişik örneklerini görün. Üslub, iddia bizim aslan parçası ERKEcilerle aynı telden. Hepsinin ortak özelliği dünyayı kurtaran, mucize yaratan bir teknoljiyi bulmuş olduklarını iddia etmesi. Hepside büyük ilgi görüyor (gerçi dışarıda yıllarca fos çıktığından dolayı artık pek bir ilgi görmüyor) ve bu ilgiyi değişik kanallardan ya paraya çeviriyorlar(bilimsel fonlardan) yada başka yerlere kanalize ediyorlar (kimiside düpedüz kafayı kırmış dikkat çekme manyağı tipler). Bizdeki örneği ise sanırım değişik bir reklam mantığı etrafında örülmüş, cumhurbaşkalığı seçimleri yada daha genel olarak rejim krizi ile ilgili sivil toplumumsu garip ucube bir hareket. Bende sonunu merak ediyorum, fakat sonucunda işe dönüştürülebilir bir enerjinin çıkmıyacağını adım gibi iyi biliyorum. Basın metnini okuyuncada zaten öyle bir havası var. Kesinlikle bir bilim adamı ekibinin kaleme alacağı bir metin değil. Bolca sloganımsı ve kemalist çağrışımları olan, bir metin. Her ne kadar böyle bir hareket değiliz deselerde işin arkasında sanırım böyle birşey var. Memleketde yalan dolan alışılmadık şeyler değil sonuçta. Neyse, zaman gösterecek.

    Ve şu ne demektir yahu?
    “Bağımsızlık temeline dayanan bilimsel düşünce yapısı ile ortaya çıkan gerçek araştırmacılık, toplumun bir bütün olduğunu gösterdiğinden, evrensellik ve barış hedefine ulaşılır.”

  25. Murat Ergüven diyor ki:

    Bunun siyasi bir oluşuma paravanlık eden bir çıkış olması her türlü mantığa aykırı bir yaklaşım olacaktır. Kim kendini baştan baltalamak gibi saçmasapan bir şey için 1.5 milyon YTL harcar? Böyle bir yalandan, siyasi rant elde edilebilir mi? Bunu fasulye tanesi kadar beyni olan bir insanın bile akıl edebileceği aşikardır kanımca.
    Bulmacanın parçaları birleşince resim ortaya çıkıyor. Vestel de açıkladı erke dönergecinin boş olmadığını. Bu yıl bitmeden çok önemli bir şeyler değişmiş olacak arkadaşlar. İster inanın ister inanmayın. İsterseniz inanmıyor gibi görünüp başkalarının inanmaması için çabalayın. Bu sizin tercihiniz. (bu gerçekse sevinmeyecek ‘Türk evladı’ tanımıyorum ben)

  26. Baris diyor ki:

    hehehe..vallahi bu şekilde atışmak zevkli ama, bir yandan düşününcede üzücü yahu🙂. Murat Bey, seninle gerçekten görüşmek isterim 2007 sonlarına doğru.

    Yahu bizim halkımız ne büyük fasulyeler yuttu. Bu ERKE olayı bile iyi bir örnek. Sadece 1.5 M YTL ile insanlarımızın kafasında zaten derme çatma olan fizik/evren kavrayışını yerle bir ettiler. 1.5 M YTL ye termodinamiği silip süpürdüler. kanıt manıt yok ortada, sadece 1.5 M YTL lik reklam kampanyası. Tamamiyle türk işi, hiçbir iş için gerçekten çaba sarfetmesini bilmeyiz, hep kolay yoldan bişilere ulaşmaya çalışırız. Bu yüzden de pek bişi becerememiş olmamızdan dolayı bir aşağılık kompleksimiz var. İnsanlığın yüz yıl boyunca, milyonlarca milyarlarca dolar harcıyarak, yüzbinlerce saat emek vererek ulaştığı noktaya bir çırpıda hiçbir emek harcamadan ulaşma fikri zaten ancak türklerin aklına gelir. Ohh ne ala, bi tane mucize firma şak diye bizi bilim ve teknolojide bir anda 10 sınıf atlatıp en zirveye taşıyacak ve bonus olarak kompleksimiz de yok olacak.

    Bence biz bu tür saçma sapan işlerle uğraşacağımıza önce adam gibi bir eğitim sitemi yaratalım, bunun için emek harcıyalım. Araştırma ve geliştirmeye adam gibi paralar ayıralım. Kaliteli bilim insanlarının gelişeceği, özgür ve bilimsel çalışma yapılabilinecek mekanlar yaratalım…….ondan sonra atıp tutalım.

  27. Murat Ergüven diyor ki:

    Sizin aşağılık duygunuzdan kurtulmanıza yardım eder mi bilmiyorum ama bizim bilimimizden, eğitim sistemimizden 10 sınıf yukarda olduğunu zannettiğiniz batı toplumlarında lise çağındaki öğrencilere, matematikte üçgenlere kadar anlatılıyor. Amerika’daki üniversitelerde çoğunlukla yabancı öğrenciler, yabancı eğitimciler tarafından eğitiliyor. Amerika’daki kuruluşları yabancı çalışanlar sırtında taşıyor. En basitinden Coca Cola firmasının icra kurulu başkanlığına bir Türk atandı. Bir Amerikan değil.
    Amerikalıların, hiç çaba sarf etmeden, sadece Kızılderilileri soykırımdan geçirip topraklarına ve bütün kaynaklarına el koyarak elde ettiği zenginlikten başka nesi var? Şimdi de sömürüye devam etmeye çalışıyorlar işte. Derme çatma bir toplum Amerika. Haram parasıyla Avrupa’lı ve Asya’lı bilimadamlarını satın alarak oluşturduğu “bilim ve teknoloji ülkesi” imajını ancak siz yiyorsunuz. Amerika’nın bilim için yaptığı tek şey para harcamak.

    Tüketim toplumunun insanın beynini ne şekilde etkilediğini anlamanız için yaşanmış bir örnek vereyim.
    Almanya’da bir fabrikada çalışan gurbetçi vatandaş anlatıyor: “Büyük bir makinenin civata gibi bir parçası kırılmış, çalışmıyor. Hemen, ‘atın bunu, yeni makine sipariş edelim’ diyor yönetici. Ben bir baktım parçaya, aldım bi demir, kestim, biçtim, zımparaladım, aynısı gibi oldu, taktım makineye çalıştı. O günden sonra beni ‘Zeki Türk’ diye çağırmaya başladılar.”
    Batıda her kademede bu tüketim zihniyeti var. Filmlerde görüyorsunuzdur. Dev araba mezarlıkları var. Neden? Çünkü Türk’ün pratik zekası onlarda yok. Haram para bol olduğu için bozulunca arabayı çöpe atıyorlar. Bizdeki ustalar o araba mezarlığına girse, cennete geldim sanırlar. Böyle bir zihniyet de beyinleri tembelleştiriyor tabi. Gelecek kaygısı yok. Maddi sıkıntı yok. Rahatsın. Niye çalışıp erke dönergecini icat edesin ki? Deli olma otur yerine…

  28. aydın yıldız diyor ki:

    valla ne olcak bilmem o kadar para verip sıfır araba aldık bu erke doğruysa bizim arabalar çöpemi gitçek yav iki arada bi derede kaldım tuh keşke 2007i bekliyeydim.

  29. aydın yıldız diyor ki:

    sayın üstadlar bu proje hakkında Savaş AY’ın bi iddası varmı acaba. Savş abinin yapmıcağı şey yok valla parmağı olabilir

  30. Murat Ergüven diyor ki:

    Arkadaşlar, dönergeç diyoruz, dünya diyoruz, değişecek diyoruz, ne arabası yahu :))
    Gidin arabanıza sanayide taksınlar dönergeç. Allah Allah…🙂

  31. kriptontr diyor ki:

    olurmu yaw motor deişecek elenktrikli olacak

  32. Baris diyor ki:

    Selamlar, Murat bey iyice karıştırdın bak sen🙂. Bahsettiğin tüm şeyler genel geçer, aslı olmıyan efsanelerden ibaret. Tam adamına çattın bu konuda:) biraz uzun bir post olacak o yüzden.

    Hem amerikanın ne olduğunu gayet iyi biliyorum, daha dün ben ve benim emsalimdeki adamlar amerikanın ne halt olduğunu anlatırken cop ve dayak yememek için uğraşıyorduk. 40 yıl tutarlı ve bilinçli şekilde ne halt olduğunu ortaya seren bir gelenekten geldiğimi düşünüyorum. Ancak 40 yıl geçmesine rağmen bugün yeni yeni görülüyor ne halt olduğu, oda bugün artık açıkca ve fütursuzca yüzünü gösterdiği için. Bugün en milliyetci adam bile amerika düşmanı kesildi, her ne kadar tutarlı bir politikaları olmasada… Bana ve benim gibilere sadece “şimdiye kadar aklınız neredeydi” demek düşüyor hafif bir tebessüm ile.

    Ben size bilimden bahsettim aklım erdiğince, amerikadan değil. Bilim dünyası ile amerikayı karıştırma. Hatta teknoloji ve bilimi de karıştırma, ikisi aynı şey değil.

    Aşağılık kompleksine gelince, söylediğim şeye katılacak insan çoktur sanırım. Bugünkü toplumumuza bakınca durum “açıkca” ortada. Ve bu sadece belli bir kesim için değil, genel olarak toplumumuzun tüm kesimleri için geçerli.

    Bahsettiğim aşağılık kompleksine yönelik ilk tepkilerde genelde aynı şeylerden oluşuyor, türklerin pratik zekalı oluşu ve öğrenciler okullarda öğrendikleri vs.vs.vs…Senin söylediğin şeyler yani. Bunlarla ilgili olarak biraz bişiler yazmak istiyorum.

    Bizim ortaokuldaki lisedeki öğrenciler integral, geometri ve bilmem nelerle uğraşırken elin oğlu okulda yemek derslerine, yüzme derslerine, müzik derslerine katılıyordu ve cinsel sağlıkla ile ilgili derslerle “boşa” vakit harcıyordu. “Haybeye” derslerle vaktini boşa harcıyordu yani. Bende bu çocuklardan birisi idim. Sonra ailem Türkiyeye kesin dönüş yapınca öğrendim eğitim sistemindeki farkları. Liseye başlayınca 2.derece denklemler integrallerle uğraşmak zorunda kaldım ne olduğunu bile anlamadan. Formül ezberlemeye dayalı fizik matematik bilmem ne derslerinden bende geçtim, yabancı arkadaşlarım basit 4 işlem vesaire gibi şeylerle uğraşırken. Türkiyedeki eğitim sisteminin ne kadar ileri düzeyde olduğu ile övünüyordum ezberlediğim onca formülden sonra. Çoook sonra öğrendim yanıldığımı. El oğlu çocuklarına yaratıcılıklarını geliştirmeleri için elinden geleni yaparken biz ezber bilgilerle öğrencilerimizin kafasını patlatıyoruz. Soğutuyoruz bilimden irfandan. ÖSS yada bilmem ne sınavlarındada fen bilimlerindeki öğrencilerimizin seviyesi de ortada. Bu öğrenciler yıllarca geometri fizik matematik gördü. Halbuki çocukluk dönemlerinde değişik şeylerle uğraşıp yaratıcılıklarını geliştirmeleri gerekiyordu, insanın gelişimi için doğal olarak o dönemde yapılması gereken o. Üniversiteye girince nasıl olsa hemen öğrenebilirsin sana lazım olan bilgileri. Uygulamalı ve doğru bir şekilde anlıyarak.

    Neyse, sonra türkiyede üniversiteye bitirdim ve tekrar geri geldim başladığım yere ve yüksek lisansımı bitirdim. 2 defa git gel ile değişiklik yaptım ve farkın ne olduğunu çok iyi görebilecek durumdayım. Adamlar çocuklarına o yaşlarda geometri göstermemelerinin “çok” haklı sebepleri var. Bir avuç üniversite ve öğrenci ile bizim memleketin toplam bilimsel üretiminden katkat fazlasını yapıyorlar. Ülke gelirine yapılan katkı ise cabası. Basit bir örnek, bulunduğum üniversiteden birkaç kişi hakkında. Bizim bilgisayar bilimlerinde eğitim gören insanların kullandığı programlama dilleri, TPascal, Delphi, C++, C# hep buradan çıkan tiplerin yarattığı şeyler. Zamanında Kazaa paylaşım programını yaratan kişi buradan. Bugün pek popüler olan Skype yine buradan. Hep aynı üniversiteden tipler.

    Gurbetci hikayelerine gelince, ondada kavrayış farklılıklarından doğan yanlış anlamalar var. Tüketim toplumu elbette sorunları olan ve incelenmesi gereken birşey. Ama bahsettiğiniz örneği, var olduğu koşullar içersinde düşünmek lazım. Uzatmak istemiyorum ama şunu düşün; O çöpe atılan arabanın üretilmesi için birileri biryerde çalışıyor, emek harcıyor, sendikasında örgütleniyor ve zincirin en son halkasında geçimini sağlıyabilecek koşuları oluşturuyor! Toplumun düzeni ile ilgili birşey yani.

    Türkün pratik aklına gelince. Nedense, örneğin yaşadığım yerde pek birşey göremedim. Üniversitede akşam olunca saat 8den sonra türk temizlikciler var etrafda. Uşaklı, Sivaslı, Konyalı. Çok ilginç bir görüntü. O saatlerde bilgisayarları başında didinip duran yabancılar, çinliler bilmem nereliler. Yada evine yetişemediğinde pizza söylemek zorunda kalıyorsun telefonun diğer ucunda bir Türk. İnsanlar çalışıyor gece üniversitede, etrafında temizlik yapan türkler ve pizzalarını ayaklarına kadar getiren yine türkler. Bu insanlar 40 yıldır buradalar. Pratik zekalarından mı oluyor bu? Pratik zekalarından dolayımı Almanyada 2 milyonu aşkın Türkiye insanının doğru düzgün bir birliği yok, lobisi yok!?

    Yine pratik zeka hakkında bişi söylemek istiyorum, bizim dışımızdaki heryerdeki kullanımı ile ilgili. Kibar bir şekilde, bir insanın derinlik gerektiren herhangi bir iş için uygun olmadığını anlatmak için “o daha çok pratik zekalı” denir. Yani derinlik, keskin zeka vesaire gerektiren işlere uygun olmadığını belirtmek için ve incitmemek için “pratik zekalı” denerek uygun olmadığı belirtilir. Biz ise pratik zekalılığımızla övünüyoruz. Bende diyorum ki, biz pratik zekalı insanlar filan değiliz. Adam gibi bir ortam ve olanaklarımız olursa herkesin yaptığını bizde yaparız. Yeterki sorunlarımızı cesaretle görüp gerektiğinde değişiklik yapabilelim. Benimkisi yabancı hayranlığı yada aşağılık kompleksi değil, sadece tuttuğumuz yolun yol olmadığını başka yerlerden örnekler ile göstermek. Amacım ERKE etrafından dönen saçmalıkların, tuttuğumuz yolun yol olmadığını ve ERKE olayının buna çok iyi bir örnek olduğunu kendi çapımda belirtmek. Yoksa insanlar eşit doğar, kimse kimseden daha akıllı ve yaratıcı doğmaz. Doğduğumuzda kimseden ne fazlamız var nede eksiğimiz! Sadece işleri sonradan berbat etme gibi bir yeteneğimiz varsa o var fazlalık olarak. Onuda düzeltmek kolay, yeterki düzeltmek isteyelim…

  33. kriptontr diyor ki:

    Selam.
    Pratik zekanın tanımını bir problemin ortaya çıkardığı sorunları kalıcı yada geçici olarak eldeki imkanlarla en kısa yoldan çözmek diyebiliriz.
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=pratik+zeka
    dan bir alıntı
    __
    ayni hocamin bir diger anisi da bilgisayar laboratuvarinda geciyor.. 20 kusur tane bilgisayarin bulundugu labda bir miktar ogrenci var ancak sayilari 20den az. dolayisiyla bosta bilgisayar mevcut. bir ogrenci oturdugu bilgisayarin mouse’unun bir sure sonra bozuldugunu farkediyor. simdi ne yapacagim diye soruyor. hoca da kullanilmayan baska bir makinadan mouse’u sokup oturdugu makinaya takmasini oneriyor. bunu aklina getirememis ogrenciye bu oneri de ters geliyor ve universitenin teknik servisini arayip, mouse’a bakmalari icin randevu aliniyor..
    __
    burada bir pratik zeka örneği görebiliriz.
    Bende liseden hatırladığım mouseleri-klavyeleri bozuk bilgisayar lablarından yola çıkarak söyleyebilirimki pratik zekalı olmak o kadarda övünülecek birşey değil.
    Pratik zekanın İnsanları nadiren başarılı kılacağını düşünüyorum.
    Pratik zekaya birazda ihmalkarlık katınca benim aklımda(da) Türkiye kelimesi beliriyor.
    Ayrıca Almanyada yaptığı jeton biçimindeki buzlarla saatlerce bedava görüşen Türkün hikayesini duyunca beni bi düşünce almıştı.Peki zekiyiz akıllıyız ama neden Türkiye bu halde.Kendimizi bulduğumuz her fırsatta övmemize rağmen neden Türkiye’nin
    1926 yılında açtığı ( http://216.239.59.104/search?q=cache:o7Wz6t9TYp4J:www.alicoskun.net/Publications/ADD-2003-4-72.pdf+t%C3%BCrkiye+u%C3%A7ak+fabrikas%C4%B1+bor%C3%A7&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=1&client=firefox-a ) ve alınan borç karşılığı kapanan uçak fabrikasına sahip değil ?Bence gurbetteki Türkiyeden çalınan zeki Türkler yerine bunları düşünelim.
    Gireceği 2. öss sınavına hazırlanan biri olarak eğitim sistemi konusundada söyleyeceklerim var tabii.
    Çok defa sınıfça sormuşuzdur hocalara “bu ileriki hayatımızda ne işimize yarıyacak” diye.Sonra hoca ya yere bakar yada “müfredat” der anlatmaya devam eder.
    Mesela bence hukuk okuyacak birisinin lisede türev integral ve hatta üçgen öğrenmesi saçmadır.
    ve diğer bi konuda öğrencilere ilk yıllarında bilme sevgisinin aşılanmıyor olması.Dolayısıyla sistem bize bişey öğretmek yerine bilgileri kafamıza “çakıyor”. İstersen öğrenme “adam olamazsın” anlayışıla sadece sınav için çalışıyor ve sonra unutuyoruz.
    Böylece öğrenciler öğrendiği bilgileri kullanmadığı gibi bilmenin heyecanını hazzınıda yaşayamıyorlar.Sanırım buda öss de barajı geçemeyen yüzbinleri açıklıyor.
    Bence kimse aynı derece zekaya sahip olmak zorunda değil ama hiçbir sağlıklı insan “gerizekalı” da değildir.Fakat Allah herkese adilce eşit derecede şans vermiştir herkes (sağlıklı ve özgür olamak kaydıyla) ilgi ve yetenekleri doğrultusunda hayal edebileceği en güzel yaşamı mutlu bir şekilde yaşayabilir.Zatan sahip olmayan bi insanın ilk isteyeceği şeyler sağlık ve özgürlüktür.

    Bugun türkiyenin haline bakınca insanın üzülmemesi mümkün değiil.İyi şeylerde oluyor ama gidişat kötü.
    Erke dönergeci çalışsa bile bugünki zihniyetimizden kurtulmadan “muassır medeniyetler” seviyesine , eski parlaklığımıza ulaşmamız bayağı zor.
    Burada yine görüşlerim ayrılıyor.Bu ya iyimser bir hal ile Türkiye için bir kurtuluş paketi.Mükemmel bir ekonomik sıçrayış ve bunun tarafından desteklenecek olan bir milliyetçilik ve “çalışkan vatandaş” akımı.
    Ya da birileri Türkiyeyle dalga geçiyor ve paşaları “çocuk” kandırır gibi kandırıp madara ediyor.
    İki fikirde uç noktalarda ve yine aynı şeyi söyleyeceğim.”bekleyip göreceğiz”

  34. Murat Ergüven diyor ki:

    Bunları tartışmanın bir yarar getireceğine inanmıyorum şu noktadan sonra.

    Erke dönergecini de bekleyip göreceğiz. Bunun Türkiye’de bu yıl içinde üretileceğine olan inancım tam diyebilirim. Ama bundan bütün dünya faydalanacak. Merak etmeyin yakında ak * kara * çıkar ortaya…

  35. Baris diyor ki:

    Evet aynen…bu yıl ortaya çıkar ne olduğu…
    Ben gidiyorum şimdi, 2007 ortaları yada sonlarına doğru ağzım kulaklarımda tekrar gelirim😉 Bu aradada Kriptontr arkadaşımız bu blog başlığını kaldırmazsa çok şekilli olur, yıl sonunda tamamlandığınında zannedersem çok eğlenceli bir yazı dizisi olacak bu post🙂
    Görüşürüz!

  36. Sadettin diyor ki:

    Yoktan var etmenin olmayacağına inanan birisi olarak ERKE, ilk izlenim olarak bana da pek mümkün gözükmüyor.

    Bununla beraber;
    1) ERKE nin ne olduğu hakkında kimsenin bir bilgisi yok.
    Çünkü ne çalışma prensibi, ne de yapısı hakkın da en ufak bir bilgi yok. (Maddenin atalet özelliği … dışında)
    2) İnsanlık tüm fizik problemlerini çözmüş değil, tüm kainatı anlamış değil.
    3) Kainatta mevcut bilgilerimizle henüz anlamayı dahi başaramadığımız parçacıklar, olaylar gözlemliyoruz.
    4) Tesadüfler, kazalar bazen buluşlara sebep olabilir, bu sayede çok az da olsa bazen Sn.Barış’ın haklı serzenişinin aksine çok emek harcamadan da bazı şeyler başarılabilir.

    Bu ve bunun gibi ihtimalleri göz önüne aldığımızda ERKE gerçek de olabilir.

    Bir ihtimal, kaza veya tesadüfle bir madde bulundu, bu madde mevcut fizik kurallarına uymayan özelliklere sahip, ve bu sayede ERKE fizik kurallarına aykırı çalışıyor.

    Ben ancak ERKE nin bu şekilde çalışabilir bir makine olduğuna inanıyorum onun dışında yok “perendev motoru”,
    http://www.perendev-power.com/
    yok “steorn”
    http://www.steorn.net
    gibi mıknatıslı zırvalara inanmak mümkün değil, bunların çalışamaz makineler olduğu bırakın ciddi bilim çevreleri, üniversitelerde fizik öğrenimi gören öğrenciler tarafından bile defalarca ispatlanmıştır.

  37. Murat Ergüven diyor ki:

    Bilim daha yerçekimi kuvvetinin ne olduğunu bile tam olarak açıklayabilmiş değil. Erke’nin bir iddiası da bununla ilgili mesela. Bilim henüz kuvvetin ne olduğunu tanımlayamıyor. Newton zamanından beri şu ilkel sınıflandırma yapılıyor mesela: 1- temas kuvvetleri 2- alan kuvvetleri. Bu sınıflandırma şekli bile hala kuvvetin ne olduğundan bihaber olduğumuzu gösteriyor aslında. Gerçekte atomik boyutta hiçbir kütle birbiriyle temas etmiyor ki, temas kuvveti diye bir şey olsun. Tabi Sir Isaac Newton zamanında elektron mikroskobu olmadığı için bunu bilemezdi.

    Barajlarda üretilen elektrik enerjisinin esas kaynağı “yerçekimi” kuvvetidir mesela. Yerçekimiyle sular yukarıdan aşağı doğru akar ve belli bir momentum kazanır. Bu da türbinler vasıtasıyla elektrik enerjisine çevrilir. Yeryüzündeki bütün maddelere de sürekli bir yerçekimi kuvveti etki ediyor. Ama maddeler bunu çeşitli şekillerde dengeler. Bu esnada da bir enerji açığa çıkıyor olmalı öyle değil mi? Peki nerede bu enerji? Muhtemelen algılayamadığımız bir şekilde ısı enerjisi ve ışıma olarak açığa çıkıyor sürekli. Ve zamanla aşınıyor tüm nesneler. Peki bu sürekli harcanan enerji kullanılamaz mı?
    Kim bilir…

  38. Murat Ergüven diyor ki:

    Ha, yeri gelmişken, patent kuruluşlarında devridaim makinelerine patent verilmesini durduran görevlinin hangi petrol şirketleriyle bağlantısı olduğunu merak ediyorum şimdi ama çok zaman geçmiş üstünden şimdi o bağlantıları bulmak zor tabi. CIA bağlantısını bulmak daha da zordur…

  39. Murat Ergüven diyor ki:

    Albert Einstein’ın bir sözünü de eklemek isterim. “Şu anda ulaştığımız bilim varolanın yanında okyanustaki bir damla gibi… Ama sahip olduğumuz en değerli şey de bu…”

  40. barisozdil diyor ki:

    Saadettin bey e aynen katılıyorum, yanlızca tekbir itirazım var; zaman geçtikce yapılan buluşların büyük bölümü emek yoğun buluşlar genelde. Birşeyi devirmekle yanlışlıkla kırmakla yada benzeri durumlarla şu zamanda yeni birşey bulmak çok zor gibi. Basit olanların hepsi bulundu mu denir artık bilemiyorum. Özellikle fizik alanında artık ölçek çok çok çok küçüldü. Bambaşka bir dünyada araştırma yaplıyor. Örneğin şu an CERN de tarihi bir deney gerçekleşmek üzere, atom altı boyutta parçacıkları çarpıştıracaklar big-bang i simule etmek için. 1.8 milyar dolar(cık) harcanmış saniyenin bilmem kaçta biri kadar zamanda gerçekleşecek bir çarpışma için!
    http://public.web.cern.ch/Public/Welcome.html

    Ama açıkcası ERKE tarzı şaklabanlıklar beni ikna etmeye yetmiyor, gerçekten devrim yaratacak bir buluş yapmış olmalarına. Fiziği alt üst etmek her baba yiğidin harcı değil. Hele arkasına 3-5 komutan aldı diye inanmak bilimi bu kadar kolay değiştirmek benim aklıma inanılmaz derecede ters..ve trajikomik!. (Buda bizim toplumca ortak olan sorunlarımızla ilgili ama bu bambaşka bir konu). Öyle “ben makina yaptım, oluyor” diyen herkesin peşinden koşturup kafa yoracak olsak işin içinden çıkamayız. PAtent ofisleride çıkamamış zaten.

    Fiziğin yada bilimin ne dediğinden dediği kadar, yaklaşımı önemli. Tarzı mantığı ve sistematiği. Einstein o damla için “sahip olduğumuz en değerli şey” derken çok haklı. Onu kafamıza göre eğip bükersek olmaz elbette. Eğilip bükülmez olduğundan değil, ama herşeyin bir adabı var. Bilim içinse bunun olayı belli, o yüzdende yıllarca bilimle meşgul bilim emekcileri “hadi oradan” diyor ve itibar etmiyor pek böyle sansasyonel çıkışlara.

    Murat bey, Newton un temas kuvvetleri dediği de etkileşim sanırım. yani atomar boyutta dokunup dokunmamaları ile pek bir ilişkisi yok. Ve ayrıca Newtonun klasik fizik görüşünün de geçerli olmadığı sadece günümüzün modern fizik kavrayışına “yaklaşık” olduğu kabul edilir. Einstein newton fiziğinin geçerli olmadığını gösterdi. Yanlız burada önemli bir nokta var, oda şu. tamamen tuz buz etmedi fakat onun türevi şeklinde, onu tamamlıyarak ortaya çıktı. Orasını burası düzeltti diyelim basitce. Genel olarak da bilim o şekilde ilerliyor. Bizimkiler ise haydaa langur lungur en temel yasa şu bu dinlemiyor. Ne dedikleri bile belli değil. Fark ettimde, sitelerindeki duyuru metin arada bir değişiyor gibi sanki.

    Baraj örneğinize gelince, şahsen tam olarak anlamadım ne demek istediğinizi? biryerden açıklanamayan bir enerji varmı demek istediniz? Bildiğimiz potansiyel farkdan yararlanıp iş yapılıyor diye biliyorum ben!? yanılıyormuyum? buda gayet net bir şekilde ölçülüp hesaplanıyor. Mühendislerde o hesaplara göre barayı yapıyor🙂 Ayrıca bilimin açıklayamadığı şeyler var diye, bu ERKE yi savunmak anlamında nasıl bir üstünlük yada haklılık sağlıyor anlamış değilim.

    Ve devamında enerji elde etmek için verdiğiniz örnek var. Benim size tavsiyem, deneylerinize başlamadan önce özümseyerek fizik okumanız. Birazda bilim tarihini kurcalayın, kim nasıl neler yapmış nasıl bugüne gelinmiş… Yoksa dünyadaki binlerce örnek de görüldüğü gibi, eninde sonunda unuttuğunuz bir etken olacaktır ve sonuç olarak sıfıra sıfır elde var sıfır durumu çıkacaktır. Hiç girişmeyin eğer öyle bir niyetiniz varsa, başta mantıklı görünür ama eninde sonunda bir hesap hatası ile karşılaşırsınız ve elde var “sıfır” durumu ortaya çıkar. Ve bu arada, verdiğiniz örnekte dengede olan birşeyden nasıl enerji ortaya çıkıyor?

    Biryerlerde bu sonsuz enerji icatlarını derlemiş toplamış mini bir pdf ansiklopediye rastlamıştım. Insanlar gerçekten yıllarca didinmiş uğraşmış orjinal aletler cihazlar yapmışlar(bazı cihazlar dahilik derecesinde aptalca). Ama gel gör ki hiçbirisi başarılı olamamış, mutlaka hesaplamayı unuttukları birşey çıkıyor ve sıfıra sıfır elde var sıfır. İlginç ki, sonsuz enerji kaynağına mucitleri “Zero point enerji” diyorlar bazı yerlerde. Demek ki bişiler öğrenmişler az da olsa🙂

    Ayrıca patent bürolarının işine gizli güçler karıştı olayını da yeni duydum. Dünyanın her tarafını komplo teorileri sardı, her taraf disinformation parçacıkları ile kaynıyor desenize. Patent ofislerinin gayet mantıklı ve makul bir açıklamaları var oysa. Boş boş işlerle vaktimizi paramızı harcamayın diyorlar adamlar. Gelecekseniz çalışan örnek ile gelin yoksa bu tarz “sonsuz enerji” başvurularını kabul etmiyoruz artık demiş adamlar. Tekbir görevlinin yapacağı birşey değilki bu. Ve önceden yapılan başvuruların alayı saçma sapan amatör maceraperestlerin saçma sapan fikirleri. Ve hala aletine makinasına güvenen gider başvurur paşa paşa, gelme etme dünyayı kurtarma diyen yok ki!? Yeterki elinde çalışan cihaz ile git.

    Ve bildiğim kadarı ile bizim TSE, teknoloji ağır başvuruları genelde yurt dışndaki ofislere gönderiyorlar değerlendirme için. Du bakalım ne olacak…

  41. Murat Ergüven diyor ki:

    Ama bunu görmemek de imkânsız artık. “Madde dünyanın çekirdeğine doğru kütle çekim yasasına göre çekiliyor. G=m.9,84…m/s2’lik bir kuvvetle. Sürekli olarak çekiliyor. Ve bu kuvvetten doğan enerji durağan cisimlerle zemin arasında bir sıkışmaya sebep oluyor. Basınç altındaki maddeler de deforme oluyor, ısınıyor ve ışıma yapıyor. Yani yerçekimi kuvveti daima sıfırın üzerinde bir enerji çıkışı sağlıyor. Kullanılmadığı sürece barajlardan boşa akan suyla aynı işleve sahip. Ama bu kullanılabilir diyorum. Hem de bunu kullanmak hiç de o kadar zor olmamalı.” Herkesin gözünün önündeki en basit şey bu. Öyle kütüphaneler dolusu kitap hatmetmeye gerek yok ki. Bilimsel kabullere Tanrıya inanır gibi körü körüne inanmıyorsanız bunu da görebilirsiniz. Bir düşünün sadece.

    Başkalarının ne yaptığını bırakın bir süre için. Ben ne yapabilirim diyin. Bakın zihniniz nasıl açılıyor.😛

  42. barisozdil diyor ki:

    Evet ama herhangi bir potansiyel değişme olmadan iş olmaz. Ve sıkışmada kuvvetden doğan enerjiden değil, kuvvetin kendisinden kaynaklanıyor. Ve yerçekiminden zaten faydalanıyoruz, düşen suyun potansiyel farkından faydalanıyoruz türbinleri çevirmek için. Fakat yerinde sabit duran bir kaya sırf çekiliyor diye enerji üretmez. Dengede olan birşeyden enerji üretemeyiz. Yerinde duran kayadan iş elde edebilmek için onu yerçekimine doğru serbest bırakmalıyız. O zaman enerji elde ederiz. Ama artık kaya biryere çarpıp dengelendiğinde iş elde edemeyiz ondan. Enerji elde etmek için tekrar aynı yere çıkarmalıyız, ki ideal ortamda bu kazandığımız enerjinin aynı miktarını harcamalıyız demektir. Sıfıra sıfır elde var sıfır yani. Yerçekimi sürekli çekiyor diye, yerinde sabit duran birşeyden faydalı miktarda enerji elde edemeyiz. Sonsuz bir enerji akımı olmaz o şekilde. Bir sistemden birşey çıkıyorsa, aynı miktarda bir tarafdan girmesi gerekiyor. Termosifon u düşün. Biryerden kaçağı varsa, içindeki soğur. Termodinamik, enerjinin sakınımı vs.vs diye devam edebilirim. Haa dünyanın merkezine sondaj yapıp aşırı basınçtan oluşan ısıdan faydalanmak istersen bu tamam. Ama bundada yeni birşey yok ve zaten yapılıyor bazı yerlerde. Daha doğrusu ısınmış basınçlı gazlı sulardan faydalanılıyor.

    Körü körüne inanma konusunda söylediğiniz şey hakkında sonuna kadar haklısınız. Ama tanrı inancım filan yok ve olmadı hiçbir zaman. Yani o düşünce kalıbına biraz yabancıyım. (O yuzden muhtemelen cehennemdeki sonsuz ısı enerjisinden faydalanabilirim ileride, ama orası ayrı biryer. Benim iddiam bu dünya için geçerli:)) Ve birtakım prensiplerde ısrar etmek körü körüne inanmak değildir. Yoksa bilim omurgasız birşey olur, eğilir büklür ufalanır gider elimizde ve herhangi bir şekilde referans olma durumu ortadan kalkar. Birşeyi referans alabilmek için az biraz sabit noktaları olmalı. Tekbir basın toplantısını baz alıp, ve yüce komutanlarımız kırılacağına termodinamik kırılsın dersek elle tutulur bir tarafı kalmaz bilimin. Halbuki o Einsteinın da dediği gibi “…sahip olduğumuz en değerli şey.”
    Amaaa…getirsinler takır takır çalışan ve havadan enerji üreten döndürgeç, o zaman hep beraber çekiç balyoz ile neresi kırılacaksa kıralım. Ben tabi istaklalden aşağıya donsuz koşucam birkaç tur, sonra size yetişirim öyle bir durumda. …. 2007 ye girdik bakalım hayırlısı,günler sayıyor tek tek. Bari yaz zamanına denk getirselerde üşümesek.

  43. Murat Ergüven diyor ki:

    İşte tam da bunu kastediyorum. Kuvvetin iş yapabilmesi için hareket sağlaması gerektiği ile ilgili kabulden. Burada kuvvete maruz kalan maddelerin ideal olduğu kabul ediliyor. Oysa doğada böyle bir madde yok. Kuvvete maruz kalan her şey kuvveti dengelerken ısınır, ışıma yapar, deforme olur. Yani iş yapar. Enerji açığa çıkar. Bilimin bugüne kadar gözardı ettiği nokta bu. Bunun için yerçekimi kuvvetinin sürekli enerji ürettiği ve bir enerji kaynağı olarak kullanılabileceği gözardı ediliyor.
    Bakın siz de söylemişsiniz yeraltındaki bu basınçtan enerji üretiliyor diye. Jeotermal da enerjisini buradan alıyor tabi. Özel bir teknik kullanmaya gerek bırakmayacak düzeyde büyük miktarda ısı enerjisi sağlandığı için üzerinde düşünmeye bile gerek görmemiş insanlar jeotermali kullanırken. Oysa aynı enerji yer çekimine maruz kalan her cisimde açığa çıkıyor. Tabi ki yerde duran her şeyin yaydığı ısıdan, radyasyondan faydalanmak lazım gibi bir düşünce ileri sürmüyorum. Buradaki kasıt, yerçekiminin sürekli olarak enerji üretmekte olduğunu ispatlamak. Yani yerçekiminden de faydalanarak devridaim makinesi denilebilecek bir sistem kullanılırsa, enerji girdisi sıfır olur kabulü yanlış olacaktır. Çünkü doğada bu enerji var. Var olan fizik kuralları bunu kullanmaya imkan vermiyor sadece. Başta da dediğim gibi, yerçekimi kuvvetinin cisimler üzerinde yaptığı iş ihmal ediliyor. Yok sayılıyor. Oysa var…

  44. Murat Ergüven diyor ki:

    Bir şey daha, fotoğrafını bulsam buraya link koyacaktım ama, binalardaki zorlanan noktaları tespit etmek için neden termal kamera kullanılıyor biliyor musunuz? Çünkü yük binen noktalar ışıma yapıyor. Isınıyor. Ve bu ısı enerjisi sürekli olarak yayılıyor. Aslında binanın her yerinden yayılıyor ama zorlanan kısımlarda fazlasıyla yayıldığı için termal kamera ile görülebiliyor. Bu da ne demek biliyor musunuz? Tüm cisimler sürekli yerçekiminden dolayı ısı enerjisi yayar. Yani bu da savımı güçlendiriyor. Yerçekimi sürekli bir enerji kaynağıdır. İki kere iki dörttür.

  45. Murat Ergüven diyor ki:

    Bu arada şunu da belirtmek isterim, benimkisi en nihayetinde sadece bir akıl yürütme. Bu işin kompedanı olmadığımı anlıyorsunuzdur. (en azından g’yi 9.84 yazmamdan bellidir. Doğada 9.80… civarında çünkü. Bu da dünyanın santrifüj etkisindenmiş. Kütle çekimine göre 9.82… civarında çıkması gerekiyormuş deniz seviyesinde. Eski Serway fizik kitaplarımı karıştırdım da biraz…)
    Belki hiç akıl edemediğimiz başka bir şeyden enerji üretiyorlardır. Ne biliym, Teslanın üzerinde çalıştığı dünyanın manyetik alanı, yada tanımlayamadığımız başka çeşit bir alan kuvveti. Sonuçta deneysel bir şey bu. Uğraşırken çok acayip bir yerden çıkabilir insan. Çoğu zaman teoriler deneylerin üzerine kuruluyor. Ve zamanla kanunlaşıyor. Akla uzak şeyler değil bunlar yani onu diyorum. “Biz Türk’üz, bilimsel alanda ne yaptık ki bundan sonra ne yapacağız” gibi düşüncelere kapılmanın alemi yok yani.

    Bir şeyi daha belirtmek gerek, bu buluş askerlere ait bir şey değil. “Arkasında askerler var” ile “askerler dönergeç buldu” farklı anlamlara sahip cümleler. Emekli bir general bu şirketin sadece sözcülüğünü yapıyor. Bakın ben ne buldum diye ortaya çıkmadı ki. Falan filan…

  46. Barış diyor ki:

    Murat bey, emin olun yanılıyorunuz. Yerçekimi sürekli bir enerji filan üretmiyor. Bahsettiğiniz etkiler de bilinmiyen açıklanmıyan şeyler değil. Bilim ihmal etmiş filan da değil yani. İçinde gaz olan kapalı bir kabın hacmini küçültürseniz sistemdeki ortalama kinetik enerji artar. Dolayısıyla ısınır. Ve işin içersinde hareket yok demek yanılgıdan ibaret. Yani yine termodinamik var işin içersinde. Yüksek basınç ve sıkışma altındaki cisimlerde meydana gelen şey de bundan farklı birşey değil. Koca bir gökdelenin bir cisim üzerinde uyguladığı basınçtan elde edilen ısı zannedersem omelet yapmaya bile yetmez. Böyle birşeyden büyük çaplı enerji edilemiyeceği içinde bu tarz bir teknik kullanılmıyor sanırım enerji üretmek için. Yani günümüz bilimin açıklayamadığı bir hokus pokus yok ortada. Ve iki kere iki her zaman dört değildir, kulanılan sayı sistemine göre değişir🙂

    Biz Türküz biz yapamayız gibi birşeyde söylemiyorum. Sadece bilimsel düşünce ve bilim üretme ile ilgili maalesef çok sağlıklı olmıyan bir ilişkimz var. Bunu değiştirmemiz gerektiğini söylüyorum.

    Ayrıca bu işi askerler yaptı gibi bir iddiada bulunmadım. Genelkurmay bizim ülkemizde “güven” simgesi olduğu için vitrinde bulundurmak istemişlerdir, inandırıcılığı olsun diye. Yada Kemalist bir oluşum ise yine ona göre bir vitrin oluşturma çabasından dolayı davet etmişlerdir. Her ne şekildeyse artık, bir reklam kampanyasına alet edildi keskin zihinli paşalarımız. Eğer askerler orada olmasalardı bu kadar tartışılmazdı bu olay ve ciddiye alınmazdı. Bu da bazı şeylerle nasıl çarpık bir ilişki kurduğumuzun göstergesi….
    Ve “bizim ilgimiz alakamız yok” şeklinde bir açıklama yapmış genelkurmay: http://www.tsk.mil.tr/bashalk/basac/2006/a31.htm

  47. Murat Ergüven diyor ki:

    Türk silahlı kuvvetlerinin ilgisi olduğunu adamlar kendileri de iddia etmiyor zaten de, Vestel’in üst düzey yetkilisinin yaptığı açıklamaya ne demeli? “Erke’yi boş görmeyin, gelişmeleri takip edin” İçinde bulunduğumuz şartlar altında bilmeden söylenebilecek bir şey olmak için fazla iddialı değil mi bu? Ben erke dönergecinin sapına kadar gerçek olduğuna inanmak için sadece bunu bile yeterli buluyorum şahsen. Herkes neye inanacağını kendisi bilir artık. En fazla 354 gün beklememiz gerekiyor…

    Gerçekse neler olacağını düşünün bir de. Dedikleri gibi benzinlikler çay bahçesine dönüşse, elektrik, doğalgaz faturası gelmese… Hatta hiçbir elektronik aletin elektrik kablosu olmasa (uzun vadede) Amerika olmasa, OPEC olmasa, Asimo türevi robotların hiç şarjı bitmese de ayak işlerine hep bunlar baksa… Daha büyükleri yapılsa bunların, insanın yapacağı bütün beden gücü isteyen işlere baksalar… İnsanlığın altın çağı olsa, ikinci Rönesans olsa… Yapay zekaya can versek sonra. Matrix olsa. Robotlar bizi yese de rahatlasak güzel olmaz mı? Efenim?

  48. Barış diyor ki:

    Hehehe..bence siz bilim kurgu filmleri için senaryo asistanlığı yapın🙂

  49. Murat Ergüven diyor ki:

    Amin…

  50. Barış diyor ki:

    So far so god! Birinci ayı atlattık. Dünyada savaşlar ve çevre kirliliği devam ediyor…Beklemeye devam.

  51. Murat Ergüven diyor ki:

    Evet, bekliyoruz. 338 gün kaldı.

  52. erke diyor ki:

    Dereyi görmeden pacalar sivanmaz. Dogrudur da. Fakat Cetin Ugural basin aciklamasinda dereyi göstermeden pacalarinizi yavas yavas sivayin demistir. Bahtsiz Bedevi’nin cöldeki Kutup Ayisi askina benziyor bu biraz. Su anda Türkiye’deki insanlarin psikolojik durumlarina baktigimiz zaman böyle bir bulusa olumsuz, alayci ve mantiksiz yaklasmalarina sasirmamak gerekir. Bu ilk basta bize insanin kendine ve dünyaya olan inancinin sekillerini göstermektedir. Simdiye kadar hep kapali kapilari acarak bugünlere gelmedik mi? Bu kapilara inanmak, bulmak, bulduktan sonra acmak safhalarini hic mi görmedik. Ve simdi yine böyle bir Kapinin önündeyiz. Arkasinda ne oldugunu biz tüm inanc ve bilim birikimimizle algilayip bir sonuca varmaya calisiyoruz. Sonuc ? “Termodinamik var olmaz”. Hadi ordan. Siz nezamandan beri bilimi delil olarak gösteriyorsunuz..!? Kimi ucu Atatürke dokundugundan, kimi Askeri gördügünden, kimi de Türk kelimesinden korktugundan BILIM’e sarilmaktadir. Hic sizlanmayin, Allah size AB kapilarinda sürünen Türkiye icin bu bulusla “Türk-Atatürk-Asker” baglantisini gösterecektir, az kaldi. Bu gec bile kalinmis bulusla siz UTANACAKSINIZ.

    “Ere many generations pass, our machinery will be driven by power obtainable at any point in the universe. . . it is a mere question of time when men will succeed in attaching their machinery to the very wheelwork of nature. … throughout space there is energy.”

    “Electric power is everywhere present in unlimited
    quantities and can drive world’s machinery without
    the need of coal, oil, gas, or any other fuels.”

    (Nikola Tesla)

  53. Gentatsu diyor ki:

    Erke Dönergeci Masal degil. Iyi bir zamanlamayla da insallah piyasaya cikacaktir. Insanlarimiz dünyaya söyle bir baktiklarinda, böyle birseyin Türkiye’den cikacagina inanasi gelmiyor. Hele hele bu sey dengeleri degistirebilecek bir gücteyse. Mesela bu haber Japonya’da cikmis olsaydi süphelerimiz cok cok az olurdu. Ama ne yaparsin busefer sira TÜRKIYEDE…

  54. Baris diyor ki:

    Hmmm…Erke arkadas genelde memleketimizde cokca kullanilan bir yontemi secti sanirim. İşin özünden çok, tarafları belirli kampların mensupları gibi sunup, kişilerin bağımsız değilde, bulundukları kampa göre konumlanıp ve ona göre tavır aldıklarını iddia etmek. Yani mesela ben bir islamcıyım ve işin içersinde Atatürk geçtiği için direktman karşı çıkıyorum, ama niyetim belli olmasın diye de termodinamiğin yasalarını kullanıyorum. Baya advanced sofistike bir islamcı olsam gerek… Eminim piyasada sırf bundan dolayı kıl olan islamcı arkadaşlarımız vardır. Yada Türkleri çekemeyen bi takım Kürt arkadaşlarmız. Yani alakasız bilimsel olmıyan tavır alışlar vardır. Ama kusura bakmayın, ben ve benim gibi düşünenlerin kesinlikle öyle bir yaklaşımı yok. Ömrüm boyunca ne islamla alakam oldu ne kemalizmle ne bölücülükle nede bilmem ne ile. Buna karşı çıkıyorsak, tamamiyle bilimsel sebeplerden, kendi çapımda üniversitemi okudum mastırımı yaptım dünyanın bir köşesinde işimle gücümle uğraşıyorum. Kafamın durumu sağlam olduğundada memlekette ne oluyor ne bitiyor diye takip etmey çalışıyorum. Memleketimi sevdiğim içinde, orada olan biten tüm saçmalıklara içim kan ağlıyarak izliyorum. Meslektaşım olan insanların, hemen önlerine atılan ve örneği dünyanın çeşitli yerlerinde defalarca görülen düzenbazlıklara atlamalarına üzülüyorum. Üniversitelerimizin içinin boşaltılmasına, insanların bilim ve dünyayı algılayışarının çarpıtılmasına üzülüyorum…
    Ve ne zaman bir söz söylense, içimizi burkan aşağılık kompleksimizi açığa vuruyoruz ayrıca. Yok Avrupa kapılarında sürünüyorsuz vs.vs Japonlar iddia etse inanırdık vs.vs. İnanacaksanız söyliyeyim o zaman, Japonyadada aynı türden bir döndürgeç icad ettiklerini ilan edenler var. Takır tukur çalıştığını gösteriyor filminde. Hatta büyük bir firma ile anlaşma bile yapmış. Ama Japon devleti salak tabii, pek kaale almıyor. Arayın youTube da bulursunuz. Yada amerikaya bakın, irili ufaklı az paralı çok paralı bir sürü şaklaban aynı iddianın peşinde işlerini yürütüyorlar. Ama amerika da aynen japonlar gibi salak. Harcadıkları petrolün 60% ını hiç muhatap almak istemedikleri devletlerden almak zorundalar ona rağmen bedava enerjicilerini ciddiye almıyorlar. Bi akıllı bizler varız mübarek.

    Dünyanın her yerinde var, hepsindede aynı olay, şekil şemal aynı, pattern aynı. Hatta hepside Teslanın bulanık, fütüristik sayıklamalarını slogan olarak kullanıyorlar. Ama üzücü olan bizdeki kadar çok inananı çıkmıyor. Hele mühendis yada fizikci..
    Eğer gurur duyulacak birşeyin yapılmasını istiyorsak, önce üniversitelerimizi özgürleştirmemiz lazım, eğitime bilime adam gibi paralar ayırmamız lazım, sonrada yıllarca çalışmamız lazım. Öyle mühendislik bölümlerinde çan eğrisi hesaplarıyla, Türkçe yada inkilap tarihi dersi almakla pek biryere varamayız. Eğer gurur duyacaksak adam gibi çalışıp hakkımız olan sonucu bekler ve gurur duyarız yaptığımız işle. Öle beleşden kurtarıcı ile olmaz. Alışmışız kurtarıcılara,komünizm,şeriat saolsun hepsinden kurtardılar memleketi. Şimdide sanırım bilim alanındaki ezikliğimizi kurtarmaya çalışıyorlar. Birsürü türk mühendis arkadaşlarım var buralarda, hepside aynı üzüntüyü paylaşıyor, hepside benim gibi donu gömleği çıkartma pahasına birileri ile iddiaya girmiş durumda. Yazık be!

    Not:Bu arada, zamanı geldiğinde toplu dava açılacak, toplumu yanıltmak ve boş yere meşgul etmekten dolayı.

  55. Murat Ergüven diyor ki:

    Ha evet… Aman kapitalistlerin çarkına kimse çomak sokmasın. Yeter ki onlar insanların kanlarını canlarını sömürmeye devam edebilsinler. Bürokratlar ve teknokratlar da ucundan siftindikleri için bu çarkı hep döndürsünler. Petrol ve silah tüccarlarının milleti kandırmalarına ortak olsunlar. Yazık be!

    334 gün kaldı…

  56. Murat Ergüven diyor ki:

    333…

  57. baris diyor ki:

    Evet kapitalizm berbat birsey de… Ne ilginctir ki bu is icin asker ve aslan parcasi kemalistlerimiz fon olarak kullaniliyor. Yani silah ve petrol kartellerine savas acmis acmis bir ordu!?!?! kendi varlik sebebini ortadan kaldiracak yani. bi tarafdan israil almanya amerika ile sophistice silah projelerin alim satimlarin olacak diger tarafdan da… neyse… az kaldi…

  58. recep turhan diyor ki:

    arkadaşlar olmaz olmaz demeyin şansınızı deneyin.Ya çıkarsa zengin olursunuz.Ya doğruysa.Böyle bir mantık bilimde kabul edilemez.Ettik diyelim.Umut bağladık.Sonra ne olacak.İnanın bu yazıyı yazarken harcadığım zamana bile acıyorum.Gelin doğru dürüst işlerle uğraşalım.Bakın Çin’e çalışıyor,kazanıyorlar.Çalışalım kazanalım.Dönengeç mönengeç bunlar fasafiso.Bizim mirasımız tavlada kazanılmadı.

  59. Asim Basegmez diyor ki:

    Bence bu dönergeç,açıklamalarından anladığım kadarıyla dünyanın atalet momentinden yararlanarak sahip olduğu kinetik enerjiyi kullanmaktan ibaret. Bunun için mafsallanmış kuzey güney yönünde dönen dev bir volan aklıma geliyor.Yani bir nevi jiroskop.Dünya ekseni etrafında bir tur attığında, volan da mafsal etrafında bir tur atacaktır. Buradan alınacak enerji redüktör yardımı ile devir sayısı artırılarak bir elektrik generatörünü çalıştırabilir.Böyle bir uygulama yaygınlaştığında dünyanın dönüş hızını yavaşlatma etkisi yapacaktır.

  60. Baris diyor ki:

    heheheh…yani tam anlamıyla dünyayı durduracak bir icad bu desenize🙂

  61. erke diyor ki:

    Erke Youtube izlemekle anlasilmaz. Youtube’a bakip Erkeyi yorumlamak, Ermeniler’in diktikleri anitlari göstererek “bak soykirim varmis” demelerine benziyor.
    Bir bulusun illa cigir acabilmesi icin yüksek bir teknoloji ürünü olmasi gerekmiyor. Önemli olan söylenilen islevleri yapabilmesidir. Erke de iste böyle bir alet. Yüksek teknoloji degil, yüksek bir zeka ürünü.
    Allah her canliyi ve insani ayri yeteneklerle donatmistir. Milletleri de. Her millette ayri bir güzellik var. Alman düzeni, Italyan stili, Japon zekasi, Türk cesareti ve zekasi vs… Bunlarin tümü de essizdirler. Erke de böyle bir zeka ürünü, sanki gözden kacmis (veya kacirtilmis) bir olayi fark etmisler! Dünyada petrol sudan cok olsaydi ve küresel isinma diye birsey olmasaydi bu bulusun DEGERI ne olurdu acaba…?
    Baris arkadas; Asker-Türk-Atatürk baglantisini su anda hic bir siyasi gruba yamayamazsin. Yok cünkü. Bu üclü tamamen siyasi bagimsiz. Sanki Allah’in bir Lutfu. Fakat Türkiye’nin AB kapilarinda süründügünü tabiki su andaki hükümete atfederek yazdim. Cünkü AB isi, siyasi degil psiko-sosyolojik nedenlerden dolayi olmayacaktir. Burda Türkiye mi yoksa AB mi hazir degil sorusunu da tabiki sormak gerekir. Son yapilan anketlerde AB halkinin % 70’den fazlasi Türkiye’yi AB de görmek istemiyor. 5 milyon Yarim-Türk’le (kültür olarak) 40 senedir basa cikamayan, sosyal kaynasmayi halen saglayamayan AB, 70 milyonu ISTEMEZ. Velhasili kelam, burda hayal olan Erke degil AB dir.
    Ayrica Üniversitelerde Inkilap tarihi dersinin kaldirilmasiyla hicbirsey düzelmez. Inkilap tarihi üniversitelerde gerekli oldugu icin degil, Türkiye’nin halen dini kimligini bulamamis olmasindan dolayi okutuluyor. Islam dünyasinin bilim cahilligi de bu yüzdendir. Bir türlü bitmek de bilmiyor bu müslümanlar arasi dini-kimlik savaslari. Bir nevi hadis kirliliginden kaynaklanan bir islam ici din kirliligi. Chrisler bilimi ateistlerin eline vererek hic degilse hurafelerden temizlediler ve su andaki farki yakaladilar. Onlara da uyan bir durum bu, hiristiyan inanc fakat ateist bir yasam. Onlarin modelini alamayisimizin sebebi de budur (veya alip da bocalayanlar). Gerci Allah-Bilim modeline en fazla yaklasan Islam ülkesi Türkiye fakat ulasamadiktan sonra bunun da bir önemi kalmaz.
    Tüm zamanlarin en büyük dahilerinden Tesla’nin bulanik ve fütüristik sayiklamalarini takib edenler cok (HAARP,Teslar,FEL,bluetooth vs.), sen eksik ol. Erke den sonra mahkeme yerine kendini bir muhakeme edersin artik.

  62. Murat Ergüven diyor ki:

    320 gün kaldı…

  63. Baris diyor ki:

    Erkeyi anlamak icin youTube a bakin demedim. Japon yada bilmem nereli erkecilerin benzeri iddialarina bakin dedim. Verdigin ermeni ornegi bana uymuyor yani. Aslinda farkinda olmadan kendi dusunme kalibina ornek veriyorsun! Bazi ermeniler heykel diktigi icin aslinda ermeni soykirimi yoktur diyorsun. Soylediginin aynada yansitilmis seyi gibi birsey. Ermeni meselesi bambaska bir tartisma, bulasmak istemiyorum. Cesaret ve zeka sahibi birileri oldurmeye kalkar simdi. Hemde buyuk cesaret gosterip arkamdan sinsice yaklasip beynime kursun sikarak. Hic gerek yok. Bunlarla ugrasacak “cesaretim” cok sukur ki yok.

    Toplumlar yasadiklari kosullar icersinde sekillenirler. Kendi aralarinda ve doga ile kurduklari iliskileri belirler yuzeyde gorunen kultur vs. seyler.Karsilikli bir etkilesim halindedir. Kimse kimseden daha zeki daha aptal daha cesaretli degil. Bilim anlayisina guzel bir ornek veryorsun. Senin sergiledigin ve benzeri dusunme kaliplari dunyada cok buyuk belalara sebep oldu, ve maalesef Turkiyemiz de buna benzer seylere gebe. Dunyaya “Turk zekasi” “Alman duzeni” “bilmem kim cesareti” seklinde bakmak ile “Falanca millet yavsakligi”, “Asagilik bilmem ne irki” gibi bakmak arasinda kategorik olarak hicbir fark yok. Ne kadar sevimli de gorulse ayni seye tekabul ediyor. Tabii buda ayri bir konu.

    AB konusu da artik sakat bir konu. Hain main oluveririz simdi fazla yazarsak. Fakat bir cumleni duzeltmek istiyorum yada o cumleye bulasmak istiyorum. Sanirsam AB nin kaynasma sorunundan cok oradaki turklerin kaynasma sorunu var. Elin kizi icin herseyi mubah, kendi kizi diskoya gitti diye bogup limana atabilecek bir suru cesaretli ve zeki insan var. Kadin siginma evleri turk kadin kayniyor, gizli adreslerde yasiyan gencler, zoraki evlilikten kacan kizlar vs.vs liste uzun. Psikolojik bir engel varsa bu sebeplerden dolayi var. Eski misafir perverlikleri saygi ve sevgileri yoksa, uzun yillardir akillarinin almadigi bu tarz bir kulturun sebebidir. Her sabah ise giderken ve isten eve donerken gazetelerde, etrafimdaki olaylarda hep sahit oluyorum bunlara. Bunlari bi halledelim, sonra digerlerinde, yuzumuz ak bir sekilde kusurlarini sayariz. Hem meseleyi sirf soyut yada somut bir AB olarak gormek bastan bizim durumumuzu gosteriyor. Mesele daha fazla demokrasi, daha fazla hak, hurriyet ve emege saygi. Bizim meselemiz bu degil, evet yada hayir diyen cogunlugun kafasindaki seyler bunlar degil. Mesele bu olmadiktan sonra bizim cikisimiz zaten bastan sakat.

    Inanca gelince, hristiyan bir inanc ateist bir bilim diye ayirman pek dogru degil. Hrisitiyan bir “kultur” var. Inanc olayi buyuk olcude kaybolmus ve bundan da pek bir sikayetleri yok. Noel paskalya kilise vs.vs hicbirisinin inanc anlaminda bir anlami yok insanlar icin. Buyuk bolumu icin soyluyorum. Bilim dedigin seyinde zaten bir inanci olmaz!? varsada o adnan oktarci ne idugu belirsiz sarlatanlarin İlim dedigi seydendir, ki zannedersem oda bambaska birsey.

    Asker-Türk-Atatürk baglantisi dedigin seyde oyle cok gizli anlasilmasi zor bir baglanti degil. Mesele cok basit. Bir kurtulus savasi, ve onun onder kadrosu, Mustafa Kemalde cisimlesen bir sembollesme ve kurulan rejimin avrupa tahayyulu ve iyi niyetli verili kosulda o toplumdan beklenmiyecek jakobence icraatlari. Kadinlarin kadin haklari mucadelesi vermeden secme secilme hakkina kavusmasi vs.vs, icraatlarin jakoben niteligini gosteriyor(daha iyi uyan bir kavram yok sanirim, yada ben bulmadim). Ve daha sonrada Askerlerin kendilerini memleketin dogal efendileri olarak gordukleri icin yapmis olduklari fevkalade guzel darbeler, memleketin dusunce dunyasinin onunu acan, fikirlerin fiskirip gelisip cosup serpildigi cok demokratik ve ozgur bir ortami sagliyan cok mukemmel icraatlar. Biraz musluman yetistirelim gominist olmasin, way bu muslumanlar azdi cok oldu hemen tirpanliyalim tarzi ustun zeka toplum muhendislikleri. Ne sagcisi belli ne solcusu belli, zengini ultra zengin, fakirin dahada fakirlestigi, ekmek calanin hapislerde surundugu, erke muhendislikler ile dunyanin kurtarildigi, en sonda boluculuk boluculuk diye onu bunu kesenlerin artik kendilerinin resmen ulkeyi degisik bolgelere sehirlere boldugu, benim ve bircok kisinin dumura ugrayarak seyrettigi bir manzara ve baglantilar butunu. Daha bir suru baglanti var, saymakla bitmez. Tum bunlari gorememek icin gercekten onun icinde kabullenmis olarak yasamak gerekiyor. Bu kadar olagan karsilanmasinin baska bir aciklamasi yok. Ve ben bunlarin zeka ve cesaret urunu oldugunu filan dusunmuyorum. Ancak zeka ve cesaret ile bu cok vahim durumdan kurtulabiliriz. Erke ile filan degil. Bu yil sonunda o düdügün nasil bir düdük oldugu ortaya cikacak. Bi tek düt hakki vardi onuda otturdu.(fonetigi bozulmasin diye ü harfi buldum google dan.Ne faydali bir alet su google!)

    Inkilap dersi ile kastim bizdeki bir anlayisdan ibaret. Ozel olarak tarih dersi degil. Egitim dunyamiza coreklenmis, herkesi kendisi gibi yapmaya calisan, belli kalipta bir insan yetistirmeye calisan bir zihniyetin uygulamalari ile bilim milim yapamayiz diyorum. Dusunmek, mantik yurutmek bilim uretmek nedir bilmeyen insanlar yetistiriyoruz diyorum. Sonuclarini hep beraber goruyoruz kabul etsek de etmesek de. Dun parali egitime karsi cikan, universitede ozerklik diyen, yabanci dilde egitime hayir diyen ogrencilerin dayak yemelerini oh cekerek seyreden bir toplumduk, kiytirik 2-3 orgutu bahane ederek. Bugun ise kafatascilik ile yabanci dile karsi cikiyoruz. emperyalizm denenleri astik kestik simdi irkcilikla karisik anti emperyalizm, ulusalcilik, silah, kuran, allah kitap, vatan, toprak, turk, ataturk, asker diye tutturmus gidiyoruz. Allah akıl fikir versin.

    Teslaninda buyuk bir bilim adami oldugunu inkar eden yoktur herhalde, ama soyledigi bircok seyinde deli sacmasi oldugu genel olarak kabul gormus. Dahilik ve delilik kolkoladir zaten. Ama ne yazik ki elin oglu bluetooth la bilmem ne ile akilli isler ile ugrasirken, biz deli sacmasi tarafini alip erke diye ne idugu belirsiz bir topac, dondurgec yapiyoruz. Adi var kendisi yok…3oo kusur gun kaldi, sabirsizlikla bekliyoruz!

  64. fhfghfg diyor ki:

    bunlarin zeka ve cesaret urunu oldugunu filan dusunmuyorum. Ancak zeka ve cesaret ile bu cok vahim durumdan kurtulabiliriz. Erke ile filan degil. Bu yil sonunda o düdügün nasil bir düdük oldugu ortaya cikacak. Bi tek düt hakki vardi onuda otturdu

  65. Murat Ergüven diyor ki:

    O çok güvendiğiniz emperyalist batı medeniyeti, batıyor!
    Gözünüz aydın. Küresel ısınmayla 10 yıl içinde kendileriyle birlikte hepimizi yok edecekler. Siz hala o büyük (!) bilim insanlarına tapın. Hiçbirinin de ciğerinin beş para etmediği eserlerinden belli.

    Hepimiz geberip gübre olucaz. Erke mi terke mi artık ne olursa, bi mucize gerçekleşmezse, o tapındığınız batı medeniyetiyle beraber bok çukurunun dibini boyluyoruz, uyanın!

  66. Murat Ergüven diyor ki:

    314 gün kaldı…

  67. Baris diyor ki:

    Iste, kavramlari karistirarak dunyaya bakarsak birsey anliyamayiz, kafamiz karisir, ve gereksiz panik ataklarla sacma sapan islere bel baglariz ve kendimiz dahil diger herkesin onunde gulunc durumlara duseriz.

    Memleketimizde artik moda laflardan olan emperyalizmi kullanmadan once biraz arastirip ogrenin. Ilk kavramlastiran Lenin idi mesela, ondan basliyabilirsiniz. Yok ben bu isi køkunden ogrenmek istiyorum derseniz, kolonilerin tarihinden baslayip bugunlere kadar getirebilirsiniz. Immanuel Wallerstein iyi bir baslangic olabilir.

    Bu blogda daha once de belirtmistim, bilim ile teknoloji ayri seyler! Bilimin onemini vurgularken de bati tapinmasi filan yapmiyoruz. Bilim evrensel birsey, ama tabi siz oyle dusunmuyorsunuz sanirim. Boyle dusunmediginiz icinde memleketimizde bilimin genel olarak savsaklanmasini anti emperyalist bir tavir olarak goruyorsunuz ve savunuyorsunuz herhalde. Kendimize bilimi laik gormediginiz kesin. Is yapmamanin ve tembelligin bahanesi her zaman bulunuyor nede olsa. O daha kolay!

    Yine cok daha once soyledigim gibi, bir suru alternatif enerji kaynaklari var, ruzgar, dalga ve gunes enerjisi vs. gibi. Tekerlek topac degil, gayet ciddiye alinacak somut seyler. Hem isdihdam sagliyan hem bilim ve arastirma kabiliyetimizi arttiracak bu tur islere simdiden bol para ayirip bu alanda arastirma ve gelistirme yapmamiz lazim. Cografyamiz ve iklimimiz buna cok uygun. Yoksa 10 yil sonra olacak seyi ben size soyliyeyim. Herseyde oldugu gibi, biz topac cevirip bos islerle ugrasirken elin oglu bu alandaki bilimini gelistirecek ve sonunda biz bunlarin musterisi konumunda olucaz. Bir turbin diktirmek icin milyonlarca dolar veriyor olucaz. Tembellik yapip mucize beklerken olacak olan budur, baska da birsey degil.

    Ve ayrica 10 yil icersindede pek oyle sizin dediginiz gibi birsey olmiyacak, merak etmeyin ve bosuna panik yapmayin.

    Ve sunu da belirtmek istiyorum, mesele hayranlik tapinma vesaire degil. Memleketimizde cok yaygin bu ama benim vurguladigim seyleri vurgulayanlarda olan seyler degil. Batiya hayranlik ile bakilacak birsey olarak goren sizsiniz. Tapinma meraklisi da aynen yine sizsiniz. Ikincisi, insanlarin yada toplumlarin kendilerine hayran olmasi, yada birtakim degerlerini kutsallastirmasi ise cok daha sagliksiz bir durum. Bu yazinin degisik yorumcularinda bunun ornegini bolca gorduk. Memleketimizde ise daha cok goruyoruz. Bu tur egilimlerin toplumsal bilimlerde karsiligi belli. Nedenleri sonuclari defalarca gorulmus seyler. Ilintili bir konu, nnliyan anlar…

  68. Murat Ergüven diyor ki:

    Sanırım iktisat ve işletme gibi bilim dallarını siz bilim olarak görmüyorsunuz. Oysa evrensel birer bilim dalıdırlar. Ve derler ki: “bir işletmenin temel amacı kâr etmektir”. İşte batılıların “bilim” diye ürettiği pislik budur. Hiçbir insani ve vicdani tarafı yoktur. Sadece güçlülerin daha güçlü, zenginlerin daha zengin olmasına hizmet etmiştir son iki yüzyılda. Kuralları güçlüler koyar. Ne yazık ki bilimin kurallarını da onlar koyuyor. Bir işletmenin amaçları arasında “topluma hizmet” de vardır aslında ama doğal olarak, bu göz ardı edilir.
    Dikkat edin bunun gibi gerçekleri gözler önüne sermeye çalışan bilim adamları hep yokluk ve sefalet içinde can vermiştir. Çalışmaları da kuram olmaktan öteye gidememiştir. Çünkü gücünden bir şey eksilmesini istemeyen otoritelerce desteklenmez. Alay edilir, “akıl dışı siyasi yaklaşımlar” olarak gösterilir. Ama bu sistem kendisini yok etmektedir. Yakın gelecekte de bunu hepimiz göreceğiz.
    Bu arada, Amerika (petrol şirketleri, emperyalist güçler), küresel ısınmayı bir nimet olarak görüyor. Onun için kılını bile kıpırdatmıyor. Kaç insanın öleceği, kaç ülkenin haritadan silineceği umurlarında bile değil. Eriyen buzulların altından gün yüzüne çıkacak olan kara parçalarından elde edeceği gelirlerin peşinde. (kârın maksimizasyonu) İşte bilimden anladıkları bu.

  69. Murat Ergüven diyor ki:

    312 gün kaldı…

  70. Baris diyor ki:

    Way way way… Senin kafan ciddi sekilde karismis dostum. Daha once defalarca yazdim. Bilimin ne oldugunu bilmedigini bagira bagira ispatliyorsun burada. Bilim ile teknoloyi AYRI seyler. Bilim uretenlerle, teknolojiye yon verip uretim yapanlar AYRI insanlar. Bircok yerde yaygin bir sekilde goruldugu gibi, seninde kafan bulanik komplo teorileri ile dolmus. Komplo teorileri ile dunyayi anliyamazsin. Sosyal bilimleri bilim olarak gormedigimi yazmadim. Boyle bir anlam iceren tek bir satirim yok. Ikincisi kapitalizm denen seyin ne oldugunu da gayet iyi biliyorum. Sanki anti-kapitalist bir anlayisla birileri dunyaya karsi sozumona gercek bilim sunuyormus gibi sunmayiniz. Sapla samani karistirmayalim. Asil olarak vahsi kapitalizmin yasandi yer Turkiye. Avrupa dahil bircok ulkede sosyal haklar icin mucadele verebiliyor insanlar. Daha insanca yasama kosullarina sahipler. Soz soyluyebiliyorlar. Bizde ise carpik bir kapitalizmle beraber asiri bir somuru soz konusu. Buda herhalde “gercek” bilimi savundugumuzdan olsa gerek. Ve kimsenin mukemmel oldugunu soylemiyorum. Amerikaninda ne berbat bir ulke oldugunu da biliyorum, onlarei savunuyormusum gibi gelmesin. Ama atip tutarken olculu olalim. Insanimizin buyuk bolumu aclik sinirinda iken, zengin fakir ayrimi bu kadar buyuk iken, baskalarinin ne kadar kapitalist oldugundan dem vurmayalim lutfen. Umarim gunleri sayarken, ve o sayac sifira yaklasirken biraz dusunursun. Ve sifir oldugunda da bilimi ve dunyayi, algilama ve yorumlama bicimin biraz olsun degisir.

    Emperyalizme gelince, bu kavramin kullanim bicimi gercekten insanin yuregini parcaliyor. Dis dusman lafi yerine emperyalizm lafi daha cool ve modern gorundugu icin olsa gerek herkes bol bol kullaniyor. Turkiyenin kendiside kapitalist sisteme iliklerine kadar eklemlenmis vaziyette. Ordusu ile ekonomik duzeni ile. Ama gucumuz olmadigi icin pastadan fazla pay alamiyoruz. Cunku kapitalist de olsa, birtakim seylere hakim olmak gerekiyor. Ornegin bilim gelistirmen gerekiyor. Ondan sonra urettigin bilimi ekonomik yapinla entegre edip teknoloji uretmen gerekiyor. Haaa, yeni bir sosyalizm fikrimiz var, otoriter olmiyan, esitlikci ozgurlukcu bir sosyalizm mumkun, bunu basarabiliriz diyorsaniz soyleyin bizde akillanalim. Yoksa hem kapitalist olacaksin, ilkelerine amin diyeceksin, sonrada ona buna kapitalist diye kufur edeceksin. Bu neye, yada kimlere benziyor biliyormusunuz? Bu italyan fasizmine, hitlerin nasyonal sosyalizmine benziyor. Sosyalizm ve Kapitalizme kufur ederek dunyanin en baskici en totaliter Kapitalist sistemini kurdular, insanliga kan kusturdular.

  71. Murat Ergüven diyor ki:

    Birader sen çok fazla bilgisayar oyunu oynuyorsun. Bence ara ver. Şirazeyi şaşırmışsın hepten.

    Neyse:
    307 gün kaldı.

  72. Baris diyor ki:

    Cok ilginç, nerede neyi kaçırdığımı ben göremedim? Sende göstermemişsin zaten. Küçük çocukluğumda Mario Bros oynardım..yıllar geçti, bilgisayar mühendisliği okudum, üzerine yüksek lisans yaptım, o kadar bilgisayara rağmen daha tekbir oyun kurmuşluğum yok bilgisayarıma. Onun yerine intelligent-agent bazlı enerji ağı yönetimi ile ilgili işimle uğraşıyorum gece gündüz. Şirazenin kaçacağı yer burası değil yani, hele oyundan hiç değil. Birkaç yıl önce bir internet kafede 10 dakikalığına counter-strike oynamışlığım var, bu sayılır mı bilmem. Neyse mevzuu benim oyunculuğum değil. Yazdıklarıma karşılık dişe dokunur, üzerine kafa yorulacak birşey de yazılmadığına göre artık ben kendi köşeme çekilip senin sayacı izliyeyim ara ara. Günü geldiğinde, FOSSSS! sesi duyulur bir şekilde çıktığında 1-2 satır yazacaklarım var. Hatta belli olmaz, “abe haklıymışsın, biz ettik sen etme mailini ver tanışalım, anlat coşalım” moduna girebilirsin, insanlık hali bu, ayrıca Termodinamik bu gibi durumlara özel olarak müsamma gösteriyor. Belki arkadaş olur işi daha da ilerletir bi rakı sofrasında şöle tatlı tatlı memleket meseleleri tartışır üzerine tatlı niyetine ERKE ERKE deyip katılarak güler eğleniriz.
    Bize ev sahipliği yaptığı için de blog sahibi arkadaşa teşekkürler.

  73. Murat Ergüven diyor ki:

    …301 gün kaldı…

    Bu arada bazı müjdeleri insanlara vermek lazım. Dünya değişiyor. Bazıları gibi yerinde saymıyor. E tabi Türkiye de değişiyor. Vestel, erke dönergecinin gerçek olduğuyla da beraber açıkladığı buluşu “bor tabanlı yakıt pili”nin lansmanını yaptı. Gözünüz aydın. Söylendiğine göre, kalem büyüklüğünde bir pil ve şarj aletinden oluşan set, bir dizüstü bilgisayarı yaklaşık 50 saat çalıştırıyor. (şu anda en kuvvetli li-ion 8 cell piller en fazla 3-4 saat gidiyor ve kocaman bişey o pil)
    Petrol ve otomotiv kartellerinin hoşuna gitmeyecek bir gelişme oldu bir de: Ankara-Eskişehir arası hızlı tren hattı nisan ayında tamamlanıyor. Bu mesafeyi 1 saat 10 dakikaya indiriyor.
    Şu güzelliğin de Türkiye’de yaşayanlar gayet farkında: Küresel ısınma her zamankinden yoğun bir şekilde gündeme taşınıyor. Anlaşıldığı üzere dünyadaki tüm yenilenebilir enerji kaynaklarını kullansak bile, küresel ısınma konusunda geri dönülmez bir aşamaya gelindi. Ve bu tehlike artarak devam edecek. Mucizevi bir çözüm gerektiği ortada. Maalesef, erke dönergeci gibi bir şeye ihtiyacı var insanlığın. Sera gazı emisyonu yapmayan bir enerji kaynağı gerekiyor. Termik santral pisliğinden kurtulmak şart en azından. Doğalgazlı CO2 yayıyor, kömürlü her melaneti yayıyor. Araçlarda yanmalı motor kullanılması da vazgeçilmesi gereken bir başka şey. Enerjisini yakıt pilinden alan elektrik motorlu araçlar kullanılabilir bunların yerine. Bu elektrik de doğa dostu yöntemlerle üretilir, araçlara istasyonlarda doldurulur. Ve bence nükleer enerji, termik santrallerden çok daha doğa dostu bir yöntemdir. Türkiye’de hala bir nükleer santral olmaması da enerji kartellerinin Türkiye üzerinde kalleşçe bir oyunudur. Sadece enerji konusunda değil, stratejik olarak da büyük bir güç anlamına geldiği için OrtaDoğu (onlara göre) bölgesindeki sakıncalı ülkelere koklatılmaz bu teknoloji. Bu sebeple neredeyse İran’ı işgal edecekler.
    O greenpis diye ortalıkta gençlerimizi dolaştıran, bağırtan çağırtan heriflere de kimse inanmasın. Dıştan dürtmeli motordur hepsi. Daha bu memleketin hayrına bir şey savundukları görülmemiştir.
    Çevreci geçinenler yerin altından madenlerimizi çıkarttırmazlar, memlekete bu milletin hayrına bir çivi çakılmasına razı gelmezler. (Zamanı gelince el değmemiş bir şekilde almak istiyorlar ya elimizden)
    Nitekim böyle…

  74. Baris diyor ki:

    Biz yerinde saydigimiz icin bazi seyleri kaciriyoruz tabi. eh, yerinde saymanin zararlari. Vestelin lansmanini yaptigi sey sizin soylediginiz gibi ise adamlari kutlamak lazim elbette. O noyutta bir pil o sekilde bir enerji sagliyabiliyorsa en azindan 80-100 kat daha etkili birsey. Buda cok ciddi bir basari demek. Ve eminim yaptiklari seyi bilimsel olarak belgeleyebilirler. Fakat sitelerinde lansman ile ilgili birsey bulamadim. Eger bir link gonderebilirseniz cok iyi olur, bizde takip edebiliriz, sahsen cok merak ettim.

    Buraya kadar hersey guzel de, bu gelisme Vesteli bilimsel konularda otorite yapmaz. Dolaysiyla onca bilim adaminin soyledigi seyler yaninda, onlarin soyledigi (daha dogru temsilcinin soyledigi) daha kiymetli olmaz. Erkeyi de gercek yapmaz. Trende guzel, kuresel isinma konusundaki gelismelerde. Fakat mucize beklemek isleri daha kotuye goturmekten baska bir ise yaramaz. Mucize ile olacak seyler degil yani bu isler. Ve cevrecilere gelince, gercekten adamlarin o sekilde dusundugunu mu dusunuyorsun? Yani bu cevreciler simdilik Turkiyenin gocertilmesini bekliyor ve gunu geldiginde memleketimizdeki madenleri ele gecirecekler? Bu mudur yani? Dunyayi bu gozle mi yorumlamak lazim!?

    Bence iyi yada kotu, az yada cok, bir sekilde cevre sorunlari icin dikkat cekmeye calisan organizasyonlari karalamaktansa, daha iyisini yapmak lazim yada ne eksik ise onu yapmak lazim. Oturup birsey yapmadan, mucize bekleyip, cevrecileri ulke gocertisi yagmaci kargalar gibi sunmanin ciddiye alinir hicbir tarafi yok. Yani biz sanki civi cakmisiz da birileri aman cakmayin demis gibi gostermenin hic alemi yok. Ainesi istir insanin…

  75. Murat Ergüven diyor ki:

    Çevreci örgütlerdeki gençler araştırmadan atlamasın her şeye. Bu örgütler kimlerden destek alıyor, kimlerin pompalamasıyla karar alıyorlar, hepsini en azından açık istihbarat yoluyla öğrensinler. Neden-sonuç ilişkisine göre analiz etsinler.
    Mesela nükleer santral yapılması bu ülkenin hem enerji sorununu, hem hastane izotopları üreterek sağlık sorununu, hem nükleer başlıklı füze geliştirerek savunma sorununu, hem de nükleer fizik ve quantum fiziği alanında çalışmalara deney imkanı sağlayarak bilim sorununu çözebilecek bir gelişmedir. Korkunç bir stratejik güçtür. Ama ne zaman bu ülkeye bu güç getirilmek istense greenpeace ötmeye başlar. (Tabi ki birilerinin dürtmesiyle)
    Bergama’dan altın çıkar, her zamanki (ülkemizde halihazırda gümüş madenlerinde kullanılıyor) siyanürde çözme yöntemi kullanılacaktır. (siyanür, havuzlarda çamaşır suyuna dönüşmesini sağlayan bir reaksiyondan geçirilir) ama yine greenpis ve türevleri ötmeye başlar.
    Dediğim gibi, bunlardan bu ülkeye bir hayır gelmedi şimdiye kadar. Bizim çevreci örgütümüz TEMA. Takılın TEMA’ya. Hatta Uğur Dündar bile çevre konusunda onlardan fazla emek sarf etti.

    Ayrıca 297 gün kaldı…

  76. Baris diyor ki:

    Şimdi hangi gençler nasıl atlıyor bilmiyorum. Fakat Greenpeace kendi çapında tutarlı bir örgüt, kendi politik çizgisine göre eylem yapıyor. Aman Türkiye nükleer enerjiye kavuşup ilerlemesin gibi komplo teorisi bile olamayacak şeylerle hareket etmiyor bildiğim kadarı ile. Şovmen vesaire diyen var orası ayrı bir konu. Ayrıca çevrecilerin değilde, bu işi destekliyenlerin arkasındaki ilişkilere bakarsanız incelenecek daha ilginç şeyler bulabilirsiniz. Çevreci organizasyonlar birşey söylüyor. Kendi mantıklarına göre dikkat çekmek istiyorlar. Nasıl küresel ısınma konusunda bilim adamları ile organize bir şekilde dikkat çekmeyi başardılarsa başka şeylerdede aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. X Y örgütünden değil genel olarak söylüyorum. Bunları dinlersiniz yada dinlemezsiniz. Hesaba katarsınız yada katmazsınız orası insanların kendi bileceği bir iştir. Zannedersem bizim kadar kendine karşı sansür uygulamaya meraklı başka bir toplum yok.

    Ve herkes “ay ne cici, sevimli ,sakallı dede” diye her söylediği saçmalığa mikrofon uzatırken, televizyonlarda “bak bizimde çevre örgütümüz var, yaşasınn!” havalarında yer verirken o TEMA nın ne halt olduğunu zaten biliyorduk.
    Ben uşaklıyım, Eşmenin karpuzunuda yedim, tütününü de içtim ve kilimine de ayak bastım. Oralarda neler döndüğünüde gördük. Kimlerin ne kazandığınıda. İşe alınmalarda ne tür siyasi torpillerin döndüğünü ve sendikasızlaştırma oyunlarını da gördük. Muhalefet eden herkesi nasıl terörize ettiklerini, insanları terörist diye damgalayıp tutukladıklarını da gördük. Ama, kimlerin midesinden nasıl siyanür çıktığınıda gördük en sonunda. Zamanında tüm muhalefet eden insanları terörist diye suçlayan valilik sonradan şebeke suyunda kirlenme olduğunu açıkladı. Şimdi, böyle bir zihniyetin eline birilerinin höhnemiş nükleer santrallerini verirsek olabilecekleri, riskleri görmek için kahin olmaya gerek yok. Birileri nükleer enerjiye karşı çıkarken başkalarının teknoloji çöplüğü olmamayıda düşünüyor. Yoksa sanki teknolojide dizginlenemez bir gelişme içersindeymişiz de, her işi halletmişiz de bi nükleer enerji kalmış gibi sunmanın bir anlamı yok. Daha ilk 200e tekbir üniversite sokamamışken bu tarz şeyleri slogan etmek en hafif şekilde söylemek gerekirse, komik. Nükleer enerji basit bir konu değil, çok ciddi bir mesele. Çok güçlü ve bağımsız olamadıktan sonra el aleme hem para kazandırırız hemde çöplükleri oluruz. Hadi bizimde olsun düşünceleri ile, yada sloganlarla tartışılacak bir konu değil. Akıllı olmak gerekiyor.

    Not: Bir önceki yorumumda Vestelin Bor bazlı lansmanına ilişkin bir referans rica etmiştim sizden. Gerçekten merak ettim ve bulamadım. Gönderebilirmisiniz?

  77. Özgür Aras diyor ki:

    erke dönergesi sanırım çokoturgaçlıgötürgeç gibi bişi olsa gerek.

  78. dortdamar diyor ki:

    Gorecelik Kavrami = Herkesin Kabulu

    Dusunelim biraz..

    Vestel cikiyor ve diyorki kardesim ben bor’la calisan ve uzun sureli piller uretiyorum, Haaaa bu arada ERKE’yide hafife almayin bekleyin.(nasil yani? sanane be kardesim ERKE’den?) ama oyle degil iste..
    Vestel’inde ERKE yi bekledigi ortada, cunku buyuk bir ihtimalle iki sirket arasinda bir bag var (yoksa Vestel grubunun patronu tahmin mi etti ERKE nin fos olmadigini?)
    Vestel acik bir sekilde projeye destek veriyor nedeni ise pastadan kendisi de pay almak istiyor, hatta hatta pastayi almak istiyor. Egerki boyle birsey varsa (yorum yapmiyorum var ya da yok) bunu piyasaya surecek bilindik bir sirket lazim, en azindan seri uretim yapabilecek buyuk bir sirket. Dunyayi degistirebilecek bir bulus olmasa bile bir sirkete ( ve bazi sahislara ) buyuk miktarlarda para kazandirabilecek birsey olmasi muhtemel.

  79. Baris diyor ki:

    Evet düşünelim… Şimdi, adı sanı duyulmamış bir şirket, atatürkçü sloganlarla bezenmiş bir kampanya başlatıyor. Ardından, herhangi bir kanıt göstermeden(!!!) fiziğin şu anda en sağlam paradigmalarından bir tanesini yerle bir ettiğini iddia ederek sonsuz enerji vaad ediyor. Bu zor bir iş olsa gerek ki yanına ordu mensuplarını da alıyorlar, yada almaya çalışıyorlar. Ardından vestel çıkıyor ve erke topacının gerçek olduğunu iddia edip kendilerinin de şu an varolan pillerden 80-100 kat daha etkili bir pil icat etiğini duyuruyor. Vestel pili 2006 da piyasaya süreceğinden bahsediyordu ama ortada bişi yok. Bi arkadaş lansmanının yapıldığını iddia etti ama ortalık da lansman filan da yok. Herifler şarzlı pil konusunda devrim yaratacak bir icat yapıyor fakat sitelerinde tekbir kelime yok. Borsa da hisseleri var ve ufak çaplı boom mu yaratmak istiyorlar belli değil. Ortalıkta, arkası gelmiyen bi ton lafın olduğu kesin. Ve butun bunlardan medet uman memleketimizin insanları…

  80. Özgür Aras diyor ki:

    Bu ERKE sözcüğü ortalarda biraz daha dönecek ve sonra geçecek gibi görünüyor. Belki de şeydir. Bi çeşit döner türü falan. Adı üstünde : Döner-geç

  81. çoban diyor ki:

    OLMAZ !

  82. sb diyor ki:

    olmaz denilen bir çok şey olur diyenlerin çalışmaları sonucunda elde edilmişlerdir.Olmaz diyenler kaç bin yıl önce yapılmış piramitlere hala nasıl yapılmış diye kafa patlatsınlar..Emeksiz sonuç olmaz.

  83. apostrof diyor ki:

    Verilen benzetmeler isabetli degil. “Galileo ya karsı cikanlar” dan tutunda “olmaz denen seyler daha once olmustu” gıbı benzetmelerin bu gibi bir olayla alakasi yoktur. Galileoya yok abi bu olmaz diyenler analitik dusunceden yoksun insanlardi. Olmaz denen seylerin olmus olmasi da cok bırsey ifade etmez. Bu iddialardan olmus olan da vardir olmamis olan da. Olmaz diyenlerden ipe sapa gelmez gerekceler sunanda vardi, analitik bir mantikla olaya yaklasip bu is olmaz deyip gercekten de olmiyan olaylar vardi. Yani Erke konusunda dogru duzgun ornek olma gucunde degil bu soz konusu seyler. Abi belli mi olur zamaninda sunun icinde böle böle denmisti ama sonradan soyle oldugu anlasildi diyenler kesinlikle analitik bir yaklasim sunmuyorlar. Olayin derinligini de kavramis degiller. Ki Erkenin gosterdigi hicbirsey olmamasina ragmen bu kadar kolay bir sekilde “belli mi olur, yapmislardir belki” diyebiliyor olmamiz bilim ve analitik dusunceye ne kadar uzak oldugumuzu gosteriyor sadece. Yukarilarda bazi arkadaslarin yazdiklarina aynen katiliyorum. Gerektigi gibi cevabi ince ince vermisler zaten. Akli basinda bir insan sitelerine bile baksa hemen anlar bu insanlarin bilimle filan alakalari olmadigini. Erke elbette ki gercek degil, zamani gelincede hepimiz gorecegiz zaten.

  84. kriptontr diyor ki:

    aslını söylemek gerekirse erke konusundaki fikrim her geçen gün tarafsızlığını kaybetmekte.Böyle bişeye sahip bi firmanın bu kadar sessiz kalması harya alamet deil.İlhan bey haklı olabilir.

  85. hakan cınar diyor ki:

    ben bılıyorum ne oldugunu arkadaslar boyle bır enejı var ve bunun sunan ınsanlarda boş degıl bu enerjı cok basıt cok ucuz ve elektrıgın kullanılan her yerde uygulanır sonsuz bır enerjı kurulum malıyetı cok dusuk ham maddesıde turkıyede var ınanılmaz bır guc kullanıslı dısardan hıc bır enerjı almadan uretım yapılabılır elektrıklı arabalarda aku ıle calısan her yerde konutların elektrık ve ısınma enerjısını saglayacak kadar tum dunyada coook rahat kullanılacak bır enerjı her hangı kımyasal kullanmadan omur boyu temız bır enerjı havayı kırletmıyor calısma esnasında cok az bır ses cıkarıyor cok basıt bır kurulumu var yanı herkes evınde yapabılır kullanılacak alaetlerde cok kolay temın edılecek sekılde uretım ve kullanım konusunda hıc sorun yok ama kullanılacak yere ve enerjı tuketımıne goru buyutulup kucultulebılr otomasyonuda saglanarak daha kullanıslı hale getırılebılır sekılde tasarlanacak ben bılıyorum yakında dunya cıkarsa devrım olur en az 5 mılyon kısıye iş ımkanı cıkar hepınızın haberı olsun bunlar saka degıl hosca kalın

  86. Baris diyor ki:

    Nasıl bir enerji? Ve nereden biliyorsun arkadaşım? Bunu sunan insanların gayet boş olduklarını gördük açık açık. Senin kaynağını bizlere de söylesen, biz de öğrenmiş olurduk!

  87. mehmetbilen diyor ki:

    bedava derken ne derece bedava açıklanmamış.Bizde 1000 liralık harcayacağın enerjiyi mesela 40 liraya mâl edersin biz buna bedava deriz.Erkede hiç mi gider yok acaba.Bence az da olsa bir harcanan enerji vardır ama elde ettiği enerjininin yanında bedava denecek kadar az mıdır.Ben şahsen arada bir düşünürdüm ilk hareketi ben versem de daha sonraki hareketin devamını alet yada cihaz yada makina her ne ise, devamını kendi kendi ettirebilse diye.Burda benim aklıma mıknatıslı bir şeyler geliyor hep….Akıllı Elektro mıknatıs.Yani hareketi ne zaman ne şekilde verceğini hesaplayan bir çip ve düzenek.Bu günümüz teknolisinde çok uzak bi düşünce değil bence.Biz şu an yaşayan insanlar 1200 yıl önce yaşarken birileri deseydiki sesini dünyanın öbür ucundaki insanlar seni duyacak yada seni canlı canlı izleyecek dense kimse şimdiki gibi erke nin ilanına inanmazdı.ben inanıyorum.Çünkü daha derin düşünebilmeye çalışıyorum..Bazı şeyler icad edilmeden önce hayal edilir.Hayal edebilen herşey bir gün yapılabilinir yada görünebilir.Yoksa nasıl olmayan bişi hayal edilsin ki.Bir kalıp yada bi şekil var ki ona göre hayal edebiliyor insan.

  88. Baris diyor ki:

    Heheheheh. Hemen damladim, kesin birisi birsey yazmistir diye. simdi umarim Erke de boyle birsey degildir…
    Ikincisi, yerli bir firmanin milyon dolar seviyelerinde ar-ge yapmalari da sevindirici elbette. Kimsenin bunlara karsi diyecegi olamaz. Hep soyledigimiz seyler, olmasini istedigimiz seyler. Ama sanirim biraz zaman gerekiyor, bu alanda bir “kultur” yaratabilmemiz icin. Birincisi, ciddi isler cevirme pesinde olan bir firmanin bu tarz sansasyonel basin aciklamalarindan ne gibi beklentisi olabilir? Ustelik tuketime hazir bir urun soz konusu degil. Normalde gizli tutulur bu tarz seyler benim bildigim, ozelliklede ticari bir kurulus isen ve tuketime yonelik bir mal uretme asamasinda isen. Neden boyle birsey yapilir? Pek alistigimiz tarzda birsey degil. Universiteler yapiyor bu tarz seyler, ama onlarinda gayet mantikli sebepleri var. “Bak biz ne guzel isler yapiyoruz, cok ciddi faydalari olacak birsey” diyebilmek ve arastirma fonlarinda, hukumetlerden para ve kaynak talep edebilmek icin yapiyor bu tarz sansasyonel isleri. Peki bu vestelciler neden yapiyor bunu?
    Bir onceki seylerinde de bu zamanlarda borlu bir pil cikacakti. simdi hidrojenli birseylerden bahsediyorlar. Neyse, yapilan seye gelince, incelemek lazim tabi. Ozelliklede uluslar arasi zeminlerde bu seylerini sunmuslar mi, arkasi gelecek birsey bir bakmak lazim. Cunku bu alanda cigir acacak birsey varmis gibi gozukmuyor. Dunyanin her tarafinda bu tarz arastirmalar ve gelistirmeler yapiliyor. Ozellikle de hidrojen alaninda cok fazla arastirma yapiliyor. Sahsen bazi yerlerde basarili islere bizzat tanik oldum.
    http://www.dtu.dk/English/About_DTU/News.aspx?guid=%7BE6FF7D39-1EDD-41A4-BC9A-20455C2CF1A7%7D
    hidrojenli bazli arabalar ile deneme surusleri yapan mi ararsin, hidrojeni depolama mi ararsin. Tum bu alanlarda herkes bisi yapiyor basarili basarisiz birseyler yapiyor. Ben sahsen bu son sunulan seyde sicrama olarak degerlendirilecek birsey goremiyorum. Her ne ise de, akla mantiga uygun cabalar bunlar. Para ayriliyor arastirma yapiliyor. Dogrusu da bu zaten. Ama bunlarin Erkenin sacma sapan iddialari ile alakasi yok. Vesteli bilmem ama, erke hakkinda soyliyecegimi soyledim, ve yilin ortasina geldik, yakin zamanda belli olacak zaten.

  89. Murat Erguven diyor ki:

    Vestel yakıt pilinde Borhidrür kullanılıyor. Bor’la ilgisi bu. Piyasaya çıkışı bir süre gecikti. Bunun sebebi de teknolojisindeki geliştirmeler. Yakıt pilinin enerjicilere bir zararı yok. Laptopçuları sevindirecek bir olay. Şarj derdini azaltan güzel bir şey…(20 kat daha uzun süre gidiyor) Bordan faydalanılıyor olması da çok iyi. Bir habere göre boraks fiyatları 166 kat artacakmış bu işlerden sonra. Dünya bor rezervlerinin hemen hepsine sahip olan memleketimiz için de yeni bir gelir kaynağı olabilir. (Önemli bir para sayılmaz gerçi ama, para paradır)
    Erke dönergecini hala bekliyoruz. Ne olacak acaba…(“doktor korkuyorum” aşamasındayız)

    247 gün kaldı…

  90. MehmetOnur diyor ki:

    Arkadaşlar; ülkenin cumhurbaşkanlığı seçimi ile meşgul olduğu ve bu konudaki yorumlar dolayısıyla herkesin kafasının karışık olduğu şu günlerde, vestel yeni yakıt pilini açıkladı, dikkatinizi çekmek istiyorum.

    Anladığım kadarıyla yakıt pilinin gerçekten ekonomik ve kullanılabilir hale gelmesi için özel bir parça üzerine çalışıyorlar ve bunun da bitim tarihi olarak yaklaşık 2008 sonu tahmin ediyorlar. Bu gerçekleştiği taktirde, bir evin tüm elektrik ve ısınma gideri (elektrik ve doğalgaz), günümüz değerinin %10’u kadarı ile karşılanabilecek.

    Bu, önce vatanımız (ardından dünya) için enerji üretim ve tüketim yönlerinin yeniden şekillenmesi demek. Günümüze kadar tarihte enerji savaşlarını düşünün lütfen.

    Düşüncelerimizi siyasal trendlerle bloke etmeye çalışan zihniyetten biraz çevirip bu gelişmeyi takip edelim diyorum.

  91. Baris diyor ki:

    Mehmet arkadas; sahsen bugunun siyasi tartismalarinin onemli oldugunu ve taraf olunmasi gerektigini dusunuyorum. IBDA-C ci degilim ama, “taraf olmayan bertaraf olur” sloganlarini pek tutarim. Gorunurde demokratik ve ozgurlukcu semboller kullanilarak, “abim sizi dover haaa” diyen cocuklar gibi bir takim cevreler siyasete ambargo koymaya calisiyor acik acik. Kesinlikle bosverilecek birsey degil🙂 … Tabi enerji uzerine de dusunsun insanlar, elbette onemli. Onun icin ben birsey sormak istiyorum; Herkesin yogurt kasiklama tarzi farkli olabilir, ama neden bizde her zaman insanin aklini karistiracak sekilde yapiliyor isler? Vestel bir zaman once su aralar piyasaya bir urun sunacagini vaad etti. Sonra basin aciklamasi ile bisiler gosterdi ve bir ileri tarihe atti. Gosterdikleri sey de bu konularda arastirma yapan onlarca universitenin laboratuvarindan cikabilecek, benzeri prototip birsey gibi idi. Ve herkes bir yerlerden garip bir sekilde bilgi aliyor!? Internetin hicbir kosesinde bulunamayan lansmanlardan bahseden insanlardan tutun da sizin gibi urunun tam olarak ne zaman cikacagini soyleyebilen insanlara kadar. Yahu birisi bana da versin su kutsal bilgi kaynagini (eksi-sozluge baktim, yok) da bende ogreneyim. Ve bu yilin basi ile 2008in sonu arasinda daglar kadar zaman var. Bu adamlar islerinde bu kadar mi plansiz? Zannetmiyorum. Ilk olarak 2006 subat da piyasaya sunacaklardi. Umarim yanilirim ama, bu is herseyden daha cok sansasyon kokuyor. Bu tarz yuksekten giden iddialar genelde bos cikiyor hep, ve zamanin akisinda unutulup gidiyor. Ve ortaya sunduklari seyde bilimsel bir sunus degil. Alin, bak yaptik deyip onumuze kablolu bi takim cihazlari firlatmanin anlami nedir? PEM demisler, zaten bilinen bir teknoloji (http://en.wikipedia.org/wiki/Proton_exchange_membrane_fuel_cell).
    Hidrojen depolama mi? Buda yapilabilen birsey. Devrim olan nedir, farkli ve yapilmayan ne var “bulusunuz” da? Madem kafamizdaki soru isaretleri kaldirmayacak, ne diye onumuzde inceleyemiyecegimiz, acikca bilimsel belgeleri olmiyan birseyi firlatiyorsunuz? Bunun amaci ne olabilir? Cok garip kokular geliyor insanin burnuna. Tabi biz boyle sorular sordugumuz icin, “turkler bir sey yapamaz abi” diyenlerden birisi gibi goruluyoruz elbette. Ama bu sorulari sormadan baliklama atlamak, simdiden tebrik edip gurur duymak pek bir tuhaf geliyor bana. “Sulu yakıt pili geliyor, evlerde enerji faturası yüzde 90 düşüyor”; hmmm. pacalar sivanmis, pacayi birak millet donu gomlegi cikarmis atliyacak dere ariyor. Bizim insanimizin, bor madeni etrafinda donen komplo teorilerine olan itibarina, Turklerin devrim yaratan basarilara imza atma olasiligina duyulan acliga mi oynuyorlar acaba? Ben cozemedim, ama biryerlerde yanlis birseyler var, bundan eminim. “Bilmiyorum kaptan, gemimiz bilinmeyen kozmik bir cismin etkisi altinda…”

    NOT: onceki tartismalarda birsey gecmisti; bu adamlar madem erkeye inaniyor ne diye enerji ureten pil yapmaya kalkiyorlar demistim, ve Murat arkadastan cevabi alip “peki oyleyse, haklisin” demistim. Ama simdi bakiyoruz da bu adamlar uretilmis bir enerjiyi degil bizzat enerji uretip onun depolanmasi pesinde. Yani benim o zamanlar sordugum soru hala gecerli! Yani bu adamlar madem erke diye beles enerji uretecek birseye inaniyorlar, ne diye zahmet edip enerji filan uretmeye kalkiyorlar? Iste her seye bu kadar kolayca atlarsak, adamlar da bu sekilde bizi feci sekilde mal yerine koyar. Nasil olsa herseye sorgulamadan atlamayi marifet biliyoruz. Koca koca gazeteler isin aslini daha gormeden bilmeden enerji 90% ucuzlayacak gibi bir baslik atip mujde verebiliyor…

  92. fatih diyor ki:

    benim de benzer bi icadım var bu konuda.. belki de erkenin aynısı.. zaten su jetini de benden önce bulmuslardı🙂 neyse bedavaya ucan tren projem var daha.. neyse bu konuya ilgi duyanlar bana yazabilir her konuda.. bildiklerimi gerekirse paylasırımda.. fulku@mynet.com

  93. Murat Ergüven diyor ki:

    Herkeşlee de stendapçı olmuşlaa…

  94. Baris diyor ki:

    Nerede erke..gelip kurtarsa ya memleketi ve dunyayi🙂 Belli ki bir takim teknik sorunlari cikti. Fakat benim aklima super bir fikir geldi. Bence anayasa mahkemesine basvurup termodinamik yasalarini iptal ettirsinler, yada en azindan bazi bolumlerini degistirtsinler. Bu sekilde kolayca amaclarina ulasip tum dunyayi kurtarabilirler. Ehehehe

  95. Murat Ergüven diyor ki:

    http://www.trmilitary.com/forum/viewtopic.php?p=67487

    Burada anadolu ajansından bir alıntı haber var. Buna göre TPE Başkanı Yusuf Balcı, Erke Dönergeci için patent başvurusunun kendilerine yapıldığını ve sürecin devam ettiğini, bunun uzun bir süreç olduğunu filan söylüyor. Yani Erke Dönergeci geliyor. Nasıl bir şey olduğunu doğal olarak henüz kimse bilmiyor. İnşallah söyledikleri gibi bir şeydir.

    Not:Bu arada Baris, sen ibda-c’ci olmayabilirsin ama ne olduğun da belli değil. Bir tanrıya inanmadığını söylüyorsun bir ibda-c diyorsun. Bir karar ver, böyle amorf kalırsan seninle nasıl tartışılsın ki?

  96. Murat Ergüven diyor ki:

    207 gün kaldığını da belirtmek gerek tabi…

  97. Baris diyor ki:

    Murat bey bel altindan vuruyorsunuz! Ne demek istiyorsunuz? Bizim memlekette bu “aha pkk li vurun namussuza” gibi linc durumlari zihinlerimize kadar yayildi sanirim. Kasini gozunu begenmedin mi? vur gitsin. Bak ondan sonra bir daha kas goz yamultuyorlar mi. Yazdiklarina adam gibi karsilik veremedin mi, linc et, oldur gitsin, nasil olsa etrafdan destek cikan olacaktir. Ne guzel bir kultur. Bas edemedigimiz zaman, hemen taraftar bulunacak konularda karsidakini mesru olmiyan bir duruma sokma teknigi de buna benzer bir teknik. Yada okul yillarindaki “cik lan disariya” deyip teknik degistirme gibi birsey. Bunlar iyi hos ve eglenceli seyler olabilir…ama blog adabina pek uymuyor!

    Ben sadece ibda-c tefrikasini degil, onume ne gelirse, ilginc buldugum herseyi okurum. Ilginc olmiyanlari da bol vaktim oldugu zamanlarda okurum. Turkesin Dokuz isigini da okurum mahir cayan in politiklesmis askeri savas stratejisini de, h.c andersen in masallarini da. Hem ne gibi bir celiski buldun yazdiklarimda, onu belirtmeyerek, olmiyan seyde celiski gorerek kendin celiskiye dusmussun? Benim tanriya inanip inanmamamin tartismanin seyri acisindan ne gibi bir onemi var ve bu sizi neden ilgilendiriyor? Nasil bir amorf durum olusuyor? Tanriya inanmayan birisi acisindan “ibda ci degilim” demek nasil bir celiski acaba? Neresi celiski bi soyle de bundan sonra ayagimi denk alayim. Memleket deki o kadar celiski icersinde insanlarin kafasi karisiyor tabi, sonra birden herseyi celiskili bir sekilde gormeye basliyor. Yahu erke gibi akla zarar, insanlari resmen gerizekali yerine koyan bir grubun sacmaliklarini savunarak benim celiski olmiyan seyde celiski bulma merakin nereden geliyor? Bu islerde siniriniz yokmu sizin? Lutfen soyle bi durup iki dakka dusunun ne durumda oldugunuzu baskalarini celiskili diye suclayacaginiza.

    “Taraf olmiyan bertaraf olur” onemli bir soz ve bakis acisi bana gore. Ama bu anlayisin, bizde ibda-c gibi 3-5 kisilik kiytirik grupcuklarda cikmis olmasi ancak bizim ulkemizde ortaya cikabilecek garipliklerden. Ve bu sozu kullandigim baglam acisindan bakarsaniz zerre kadar celiski olmadigini da gorursunuz. Ve ayrica birde soyle bir durum var, eger bu sozun ibda-c ye ait oldugunu, ve fakat ibda ci olmadigimi yazmasam basima sorun acmazmiydiniz Murat bey? “Way way way, bak sen suna, bu herif islamci, bolucu, asker millet vatan dusmani, o yuzden turkluge gurur verecek boyle bir icada karsi cikiyor, bakmayin bu yobazin, ummetcinin bilimle filan alakasi yok” diye tartismamiza guzel bir katkida bulunmazmiydiniz?

    Biz ezbere yatkin insanlariz. Yaratici dusunememe, yeni ve alisik olmadigimiz durumlara hizli adapte olamama, farkli acilardan bakamama gibi sorunlarimiz var. Egitim sisteminin bir ucundan girilip diger ucundan cikincaya kadar bir cok sey soylenebilir bu konuda. Bu sekilde dusundugumuz icinde kafamizdaki ezberi kullanarak her durumu kafamizdaki kaliplara sokmaya calisiyoruz. Bu kaliba uymadi mi da azicik kafamizi kullanicagimiza, hemen karsi karsiya oldugumuz seyde bir tuhaflik ariyoruz. Kafamiz karisiyor ve anliyamiyoruz. Cezanne(*) demis ki: “Goruntu goreni icerir”. Yani hemen birilerine saldirmaya baslamadan once, biraz kafanizi calistirmaya calisin Murat bey.

    “Ne oldugunuz belli degil” diyerek bahsettiginiz celiskili durumu aciklamanizi bekliyorum. Yoksa lutfen yorumlarimi dikkate almayin, ben sizinkileri almiycam cunku.

    Ve Erke. Bence “patent isleri uzun surebilir” gibi kendimizi potansiyel madara olma durumlarina dusurmesek, akilli hareket etme umudu vermis oluruz. Umarim akla mantiga ters bu utanc dan fazlaca rezil olmadan kurtuluruz.

    (*)Gominist yada pkk li degil bu arada, gecen yuzyildan bir ressam. (Hayir ben ressam degilim,fakat bi tane ressamdan alinti yapmanin tartismamiz acisindan bir sakincasi yoktur sanirim.)

  98. Murat Ergüven diyor ki:

    “Asker Düşmanı” lafını ben etmemiştim, bu gerçeği farkettiğim halde belirtmeyi gereksiz buldum ama yukarıdaki yorumların arasında bu da açıkça görülüyor. Belki de bu çırpınışların, bu sabitfikirli muhalefetin tek sebebi de bu asker düşmanlığıdır. Kim bilir belki de küçükken topun kışlaya kaçmıştır.

  99. erke diyor ki:

    Hala termodinamik deyip kelimelerle oynuyorsun, üstüne basa basa Erke den masal diye bahsediyorsun. Ayip diyorsun, mantik diyorsun….! Hangi mantiktan bahsediyorsun? Dünyayi küresel isinmanin esigine getiren mantiktan mi yoksa 100 yildir hala sömürülen ve her yil onbinlerce insanin (cogu cocuk) acliktan ve sefaletten öldügü Afrika-Mantigindan mi? Afrika sicak,fakir ve gelismemis o yüzden bunlarin olmasi gayet mantikli (mi?). Iste arkasinda durdugun mantik bu.

    Bunu Türkiyede de gerceklestirebilmek icin de Kürt Milliyetciligini, Din Milliyetciligini ve özellikle Said-i Kürdi Milliyetciligini gizli-acik destekleyerek, darbelerle ve fitnelerle Türkiyenin, Cumhuriyet tarihi boyunca nefes alamamasini saglamislardir. Türkiye nüfusunun büyük bir kisminin egitim cahili olmasina ragmen, dünya Türkiye’yi kendi mantigina comak sokacak bir ülke olarak görmesi, özellikle son aylarda meydan gelen terör ve politik olaylari da aciklamaktadir. Türkiye’nin Irak batagina cekilmek istenmesi de bu yüzdendir.

    Hersey tabiki okunmali, fakat beyine giren her türlü bilgilerin dengelenmesi gerekmektedir (bak beyinde bile termodinamik gecerli..:)). Dengelenmeyi veya Erkeyi beklemek sihhatin acisindan daha iyi olur diye düsünüyorum.

    http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/6600761.asp?gid=180

  100. erke diyor ki:

    EL’in adamlari hala Tesla’nin BULANIK fikirleriyle ugrasiyorlar…;)

    http://tech.blorge.com/Structure:%20/2007/06/08/wireless-electricity-tesla-would-be-proud/

  101. Baris diyor ki:

    Way, Erke gelmis, nerde kaldin yahu🙂
    Erke dostum, kelimelerle oynamak sair ve edebiyatcilarin isi, birde demagoglarin! Bu basliga yazdigim yorumlari herhangi bir sanatsal kaygi ile yazmadim, demagoji yapmadigim da ortadadir sanirim. Direktman ustune basa basa masal ve sacmalik oldugunu soyluyorum erke icin. Eldeki veriler benim bunu soylememi gerektiriyor. Zira bunca yildan sonra gerekli bilimsel adab ve namusa sahip oldugumu dusunuyorum. Ve cok az bir sure sonra da bunun boyle oldugunu hepimiz gorecegiz diyorum. (tescil olayi cok suruyor gibi uzatmalar sonucu degistirmeyecek!) Murat beyde saolsun saatini arada bir tikladip duruyor zaten.

    Bulanik demek, acikk secik gorunmeyen, net olmayan, niteligi tam olarak anlasilamiyan demek. Teslayi cope attigim yok, ama soyledigi bircok sey bu sinifa giriyor. Ister calismalari tamamlanamamis olmasindan ileri gelsin ister yanlis olmasindan. Benim Tesla ile en ufak bir sorunum yok. Sorunlu olan, bir takim cevrelerin yillarca dayanaksiz ve sonucsuz calismalarina(gerci calismadan konusuyorlar) Nikola Teslayi alet etmeleri, tamda nikolanin bazi sozlerinin buna uygun olmasindan dolayi. Ve bilimsel anlamda da herhangi bir somut baglanti yok bu cevrelerin iddialari ve teslanin soyledikleri arasinda. Zaten kendi iddialari da bulanik, cunku ne oldugu belli degil ve belli edecek herhangi bir somut calismalari da yok. Aynen erke de oldugu gibi. Beni gicik eden bu, sikisan hemen Teslayi yama olarak kullaniyor.
    O yuzden MIT deki tamamen biælimsel planda yuruyen degerli calismalari bizim ne idugu belirsiz “bulanik” Erke ile yanyana koymak orada calisan insanlara saygisizliktir. Ve erkeyi destekliyecek herhangi birsey de degildir kesinlikle. Kendileri de zaten fikir ve ilham kaynaklarini acikca belirtiyorlar verdiginiz link de. Ve eminim ki baskalarinin da sinayip kritik bir gozle bakabilecegi bilimsel makale ve belgeleri hazirdir. Ve ayrica anliyabildigim kadari ile temel yasalari oyuncak etmiyorlar. Duzey tamamen baska bir duzey yani. Ozenmemiz gereken ve bizde de olmasi icin caba sarfetmemiz gereken bir duzey.

    Dunyanin cevre sorunlarinin bu hale gelmesi, belirli bir kampda belirli mantiga sahip insanlarin yuzunden degildir. Biz dahil asagi yukari tum dunyanin uygulamalarinin sucudur su yada bu oranda. Ve bizim tarafimizdan bu paradigmayi kiracak herhangi bir girisim de soz konusu degildir. Hepimiz ayni kamptayiz yani. Aclik yoksulluk ve sefaletin arkasinda duran mantik cok daha baskadir. Dunyada varolan ekonomik paylasim siteminin sonucudur. Bilimi kendi ne idugu belirsiz cikarlari icin guguk kusuna cevirmeye calisanlara karsi olanlar otomatikman kapitalist mi oluyor? Anliyamadim tam olarak!? Yani ben erkeyi sacmalik olarak gordugum icin bu dunyanin bu halde olmasindan, savaslardan ve olumlerden sorumlu olanlarla ayni cephedemiyim? Way bee…Ben neymisim.
    Ve bu mantik ayrica, kurt milliyetciligi, din milliyetciligi!?!? ve darbeleri destekliyerek bize kostek oluyor!.
    Ben anliyamadim tam, umarim aciklarsiniz.
    Bir defa, turk milliyetciliginin desteklenmesinde bir sorun gormeyip, kurt milliyetciliginin desteklenmesinde ne gibi bir sorun goruyorsunuz? Sahsen her turlu milliyetcilik den uzak duruyorum ama… turk milliyetciliginin desteklendigi bir ortamda kurt milliyetciliginin de palazlanmasini da gayet normal olarak karsiliyorum. Ben her yil 5-6 ay danimarkada yasiyorum mesela. Birileri bana “ne mutlu danimarkaliyim” dedirtmeye kalsa herhalde turk milliyetciligim iyice kabarirdi. Askeriyesi, “ne mutlu danimarkaliyim anlayisini kabul etmiyen dusmanimdir” dese, ve gecmisinde bizdekine benzer seyler yasanmis olsa herhalde iyice azar milliyetciligim bile yetmemeye baslardi. Ulkemizde yasanan sorunlar tamamen bize ozgul sorunlardir. Orada burada aramaya gerek yok. Ulkemizde ozgurluk ve demokrasinin getirecegi seffaflik, normallesme, bazi kesimlerin ozel kosullarda alinmis imtiyazlarina ters oldugu icin, o kesim resmen savas acmis durumda. Su anda da bu imtiyazlarini korumak icin guc konsolidasyonuna girismis bulunmaktalar. Teror, seriat, disaridaki dusmanlarla korkutup, bize gelmezseniz bu ulke cok karisacak diyorlar ACIK ACIK. terorun belirli seviyede surekli kontrol altinda da olsa, varolmasindan buyuk cikarlari olan kesimler var bu ulkede. 80 den sonraki tarihe bakarsak kabak gibi ortada durdugunu goruruz.
    Refleks ne demek hepimiz biliyoruz, bir etkiye karsi aniden ortaya cikan, beynimiz degil omurilik sogani tarafindan tetiklenen istem dışı hareketler!!! Ensesinden vurulan yazarlar ve ve bogazi kesilen insanlari olduren, valinin deyimiyle, “milliyetci refleks” ile ayni sey sanirim. Ic,dis farketmez, ben bunlarin hicbir zaman arkasinda durmadim sayin erke! Dunyada hastalikta ve savasdan olen insanlarin halini aktif gonullu calismalarimdan da iyi biliyorum. Ve arkasindaki sebepleri de iyi biliyorum.

    Ve bor, yahu birisi bana bu borun “unique”, sirf bora ozel tratejik degerdeki ozelligi acika bir soyliyebilir mi? Gercekten merak ediyorum. Hidrojen depolama vs. disinda ne gibi ozelligi var? Bugun hidrojen cok basarili bir sekilde depolanabiliyor, daha once verdigim linklerden de gorebilirsiniz. Merak ediyorum gercekten. Bu merakimdan dolayi arastirdim fakat vardigim sonuc su olmustu, borun bir stratejik degeri var, evet bu dogru, fakat bu deger dunyadaki deterjanin stratejik degerinden daha degerli degil.

    Murat bey, cok buyuk bir gercegi ortaya cikardiniz yine, bravo. Benim memleketimizdeki genel yaklasimi anlatan sozumden bir kelimeyi cimbizlayarak cok buyuk bir gercegi ortaya cikarmissiniz onceki yorumlarimla ince bir baglanti kurarak. Zira siz zaten benim “asker dusmani” oldugumu coktan cakmissiniz ama acik vermemi bekliyormussunuz. Yakalandim, utandim yerin dibine girdim desifre oldugumdan oturu.
    Kafani karistirmak istemiyorum ama, sunu soyliyeyim; bir ordumuzun olmamasini savunmak baska, ordunun en tepesindeki ulke icin cok onemli sonuclari olan zihniyeti savunmamak baska. Zira ben darbelerin(ayrimsiz) bu ulke icin yapilmis en buyuk kotulukler oldugunu dusunuyorum. Toplum muhendisliginin hele bizdeki tarzinin bu ulkeye cok zarar verdigini dusunuyorum, ve bunun arkasindaki zihniyetin bu memlekete cok zararli oldugunu dusunuyorum ve soyluyorum acik acik. Ve bu sekilde dusunebilmenin bir HAK oldugunu dusunuyorum. Birileri ile ayni dusunmuyorum diye, falan filan, su bu dusmani iddialarini ciddiye de almam. O yuzden, kafanizdaki ezbere bildiginiz “dusman”, “hain” vs.vs kaliplari ne demek istedigimi anlamaniza yetmiyebilir, bosverin yani. Her anne-baba cocugunu sever, ama her anne-baba ayni degildir. Bu memleketi sevmeninde degisik bicimleri var!
    Ve surekli ayni tarz, soylediginiz seye aciklik getirmeden, cevap vermeden ayni dogrultuda devam ediyorsunuz. Daha fazla yazmak istemiyorum, bir onceki yorumum soylediklerinize halen cevap olarak yeterli kanimca.

  102. erke diyor ki:

    Aslinda Erke’ye olan bakis acindan sonra Türkiye analizine sasmadim. Bir kere Atatürk öldükten sonra onun cizgisinden hic gidilmemistir. Inönü’nün devlet adami olarak becerisizliklerinden günümüzdeki boz cahil varislerine kadar olan sürede bu yapilamamistir. Cünkü karsilarinda DIN ile satranc oynayan insanlar vardi. Türkiye hamlelerini iyi yapamadi ve su anda karsi taraf sifira karsi bir kac sayi önde gidiyorlar. Fakat oyunun adi DIN. Evet Türkiye’nin ilk basta din olarak kendini bulmasi gerekiyor. Bu olgunun üzerine insaa edilecek her türlü anlayis medeni meyveler üretecektir. Ister ateist olsun ister budist.( Ayrica Kuranda bahsedilen kafirlerin bio-psiko-sosyolojik olarak kimlere isaret ettigi ve inancsiz ve inanmayan olarak kimlerin kast edildigini AKIL gözüyle tekrar gözden gecirmemiz faydali olur kanimca). Din ve Kürt milliyetciligi, Sevr’de yarim kalan amaclarini tamamlamak icin Türklere hediye edilmistir. Bizlerde bunlari getirebilecegimiz en kötü noktaya getirmis durumundayiz. Bu noktadan sonra olabilecekleri veya yapilabilecekleri yazacak degilim amma Irak, Iran, PKK , TSK ve diger hamleler yaninda simdi ERKE de var. Ayrica ben seni olanlardan sorumlu tutmuyorum sadece sorumlularin mantigina katkida bulundugunu yaziyorum.

    Bor madeninin PEM pillerinden ve bilinen diger sanayilerin haricinde gelecek kusak bilgisayarlarda ve cok hizli ucaklarda ana malzeme olarak kullanilmasi düsünülüyor. Dünyada Bor un en fazla Türkiye de olmasi dogrudur fakat Mars ta ve bazi asteroidlerde de Bor tespit edilmistir. Ne tesadüfse gelecek kusak organik ve Bor tabanli bilgisayarlar icin verilen tahmini yil ile Amerika’nin Mars’a seyahat yili hemen hemen birbiriyle cakisiyor. Bor’ un ve free energy’nin nimetlerinden faydalandigin an eminim deterjanla yikayacaksin bu yazilari yazdigin parmaklarini….:) Ama o zaman artik anlamis olacaksin…;)

    Tesla’yi sen degil dünya unutup, sanki bile bile cöpe atmisti. Cünkü cikarlara uygun hareket etmiyordu Tesla. Yüzbinlerce Dolar harcama yapilip kurulan elektrik santrallerini (Tesla’nin icat ettigi
    alternatif akim sistemleriyle), “bedava elektrik” hayaliyle yok etmek istemiyorlardi. Altin yumurtlayan tavugu kesmek istemiyorlardi. Edison’un cikar ugruna alternatif akima olan kini ve engellemeleri ancak son yillarda telaffuz edilmistir. Ne Ampül Edison’a ne de Radio Marconi’ye ait degildi. Artik bunu da gizlemiyorlar. Politik ve ekonomik cikarlar ugruna, Tesla’nin kesin gözüyle baktigi teorilerini, islerine gelenlerini isletmislerdir, milayarlarca dolarlik HAARP, Philadelphia Deneyi ve Montauk projeleri gibi. Zaten günümüzde bizelere halen fütiristik olarak gelen yazilari ve teorileri teker teker ortaya cikmaktadir. Tesla’nin ölümünden 50 sene sonra, yani islerine gelen bircok projelerini hayata gecirdikten sonra, 6 ciltlik “Tesla’nin Calismalari ” basligiyla piyasaya sürülen teorilerinin ve icatlarinin ne kadar eksik olabilecegini bilmem anlatmama gerek var mi? Bircok bilim adami tarafindan cagin dahisi olarak kabul edilen ve herzaman dünyanin birkac adim önünde gittigi savunulan Tesla’nin ve diger bilim adamlarinin yazdiklarini tekrar gözden gecirmek faydali olur diye düsünüyorum. Cünkü “Free Energy” nin artik sadece politik sebeplerden dolayi halen bir sir olarak kaldigini görmemiz gerekiyor artik.

    Nikola Tesla:
    “Electric power is everywhere present in unlimited quantities and can drive the world’s machinery without the need of coal, oil, gas, or any other of the common fuels.”

    “I can now state that I have succeeded in operating a motive device by means of [cosmic rays]. I will tell you in the most general way, the cosmic ray ionizes the air, setting free many charges — ions and electrons. These charges are captured in a condenser which is made to discharge through the circuit of the motor.”

    “Electric Power is everywhere present in unlimited quantities and can drive the world’s machinery without the need for coal, oil or gas . . . ”

    “All peoples everywhere should have free energy sources.”

    Sterling D. Allan:
    “Nikola Tesla was not in this for the money. He wanted to give the world free energy. If we are to implement free energy in the tradition of Nikola Tesla, then we need to replicate not only his science but his humanity.”

    “Free energy does not mean perpetual motion. Extracting power from the vast sea of energy that surrounds us is no more perpetual motion than a photovoltaic cell. It does not violate the second law of thermodynamics. It is a conversion of energy from one form into another form that is usable — not the creation of energy out of nothing.”

    “Free energy will promulgate a forward leap in human progress akin to the discovery of fire. It will bring the dawn of an entirely new civilization — one based on freedom and abundance.”

    “When one ‘fringe’ free energy technology finally goes commercial, it will open a floodgate of interest in all the other technologies that science said were ‘impossible’.”

    Rabbi Shlomo Riskin:
    “When you’re one step ahead of the crowd you’re a genius. When you’re two steps ahead, you’re a crackpot.”

    ve son olarak da süper güc Amerika’nin gercek derdinin anlasilmasi icin…

    Jim Dunn:
    “Presently, only 1% of the U.S. energy supply comes from renewable sources, including Solar, Wind and Hydro. If we applied the $400 billion dollars that has been spent in the Iraq war toward installing Wind Turbines on non-farmable lands in North and South Dakota, we could power the US, and become independent of imported oil.”

    Free energy’nin artik önüne gecilecegini tahmin etmiyorum. Ama Erke olur ama baskasi. Fakat insanlar bunun bukadar geciktirilmis olmasinin sebeplerini tabiki soracaktir.

    Bilim Adami!!! Edison’un Tesla’ya yaptigi (bilinen) fesatliklari…
    http://www.roadsideamerica.com/pet/topsy.html

    Not: Mr.Baris, merak etme Patent isleri korktugundan daha az sürecek…

  103. Baris diyor ki:

    Turkiye analizlerimin gayet saglam oldugunu dusunuyorum, son 15 yilda pek yanildigimi hatirlamiyorum. Olaylar gayet acik cunku. Burada da somut olarak, su su dediklerin, sundan dolayi yanlistir denmedi daha. Dikkat ederseniz ben elimden geldigince tek tek neyi sorunlu gordugumu yaziyorum.

    Acikcasi bende sizin analizinize hic mi hic sasirmadim. Cizginizle gayet tutarli bir yorum. Dunyayi geri kalan, beri kalan seklindeki yorumlariniz ozellikle uygun. Din konusunda da sizi dusuncelerinizle bas basa birakmak lazim aslinda, cunku ne dunya ne de turkiye gercegi ile uyusuyor. Hele bir toplumu DIN uzerine insa etme fikriniz bu zamana ait bir dusunce degil. Bahsettigin toplumlar tamda dinin hakimiyetinden kurtulduklari icin bugun o yerdeler. Allah akil fikir versin demekten baska pek birsey gelmiyor aklima. Ve genc bir insan oldugunu bildigim icin, samimi bir uzuntu var icimde. Farkindamisin bilmiyorum ama, Turkiyede din her zaman bir iktidar bileseni olarak kullanildi, kullaniliyor. Kimse bana Turkiye cumhuriyeti gercekten laiktir gibi seyler savunmasin. Ve ayrica kimse bize birsey hediye etmedi. Kurt sorunu bizim kendi “OZ” sorunumuzdur. Diyarbakir zindanlari Turkiyededir! Soz konusu kurtler bu ulkededir.

    PKK oyle yada boyle bir guctur, ve belirli bir bolgede guc sahibi bir “sey” her zaman icin etrafindaki su yada bu gucle ittifak yapar, dayanisir, gerekirse catisir. Esyanin tabiyatinda var bu. Bunun boyle olmasi “sey” dedigim pkk nin dis mihraklarca gelistirilip buyudugu, onlar tarafindan yaratildigi anlamina gelmez. Bu bizim kendi sorunlarimizdan kacmak icin uydurulmus apacik bir yalan. Boyle savunmakla, zamaninda Ataturk Sovyetlerle bir takim ittifak, karsilikli destek islerine giristi diye, Ataturku rus ajani olmakla suclamak ile ayni cizgide oluruz. Dedigim gibi, eger bir guc isen, etrafindaki guc odaklarinda soyutlayamazsin kendini. Biz pkk yi kendi sorunumuz olarak gormedigimiz icin, sorunlarimizin kokenine inmedigimiz icin bu bela onumuzde hala durmakta, ve hicbir zaman gercek anlamda terorden kurtulamadik bu yuzden. Bu yillarca soylenir, ve soyliyen insanlar hep hakli cikmistir onca yil boyunca. Biz ise hala onu bunu, tum dunyayi pkk destekcisi ilan ediyoruz. Bu sekilde devam etigimiz muddetce hersey aynen devam edecektir. Devam ettikce, demokratik toplumlarda cok fazla soz sahibi olmiyanlar, soz sahibi olacaklar. Bunlarin soz sahibi olmasindan dogan kosullardan da pkk lar beslenecektir ve bu bu sekilde devam edip gidecektir. DTP ye buyuk zarari olmasina ragmen pkk neden bu saldirilari hemen secim arefesinde yapiyor acaba? Kime zararli, kime yararli bu son zamanlarda olanlar? Kimileri hukumeti bir koseye sikistiriyor, kimileride(pkk) varlik sebeplerine kostek olacak akimlari(dtp) marjinallestiriyor.

    Yillarca, ulkeyi boluyorsunuz diye ayri bir teror estirenler, karsi fikirleri terorize edici bir uslup ile bastirmaya calisanlar artik gelinen noktada resmen ve acik acik, cok somut bir sekilde kendileri boluyor artik. Maclarda onbinlerce kisi falanca memleketlileri terorist, diger tarafdakiler karsilik olarak hain diye sucluyor. Tisort yuzunden insanlar linc ediliyor. Farkindamisin bilmiyorum ama olaylarin hepsi medyaya yansimiyor. Ankara keciorende, canakkale de, manisada, usak da ve daha nice yerde benzeri seyler oluyor. Bu saydigim yerlerde son 2 ayda benzeri seyler oldu hep. Sadece bazilari medyanin gundemine geliyor. Minik minik, akli basinda insanlarin korktuklari seylerin nuvelerini gorebiliyoruz her yerde. Hep ayni, yine bir ahmet kaya tisortu, dinlenen muzik, yada mevsimlik iscilerin bir sekilde tepki cekmesi. Yillarca korkularak soylenen seyler bugun somut bir sekilde gerceklesiyor. Boyle bir zamanda da, herkesin dort gozle surekli takip ettigi, ordunun en tepesindeki zihniyetin internet sitesinden de “toplumsal refleks” cagrilari yapiliyor. Kimse kimseyi kandirmaya calismasin, kendi cevremden bunun nasil yorumlanmasi gerektigini bizzat duydum. Asker acik acik soyliyemedigi icin ancak bunu diyor, aslinda bizim dedigimizi demek istiyorlar diye kendilerince “ortulu” mesaji aldigina inanan zibil gibi insan kayniyor ortalik. Bu zihniyetin, bu aciklamanin bu sekilde yorumlanacagini hesap etmemis olacagini dusunmek komiklik olur.

    Komplo teorileri ile cok hasir nesirsiniz belli ki. Irak, Iran, pkk, Erke hepsini harmanliyacaksiniz tutmasaniz kendinizi. Fakat bence bu teorileri dunyayi ve toplumu anlama araci olarak kullanmayiniz. Ornegin sanatsal bir ugras ile bu enerjinizi desarj edebilirsiniz bana sorarsaniz. Arkadasim, Sagir Oda denen dizinin senaryosunu yaziyor mesela, geceleri netten karsilikli ufuruyoruz elemana ilham gelsin diye. Pek bir keyifli, hem desarj oluyorsun, hemde cok onemli birseyi goruyorsun; Resmen k…….. uydurulan seylere acik acik inanan insanlar var. Girla komplo teorisi, bolca da inanani. Tavsiyem boyle islerle yaratici enerjinizi bosaltmaniz.

    Cok basit ve somut bir soru sordum erke arkadasim. Bor’un, sirf bora has, ustun stratejik degerde olan ozelligi nedir, deterjanin kilit elementi olmasi disinda? Ucak, teyyare, mars saymissiniz ama somut birsey demiyorsunuz. Ben soylenen herseye ozenle cevap vermeye calisiyorum. Ama nedense benim sorduklarimin cogu hava olup gidiyor. Nedir Bor’un bu ozelligi?

    Son ve en onemli bolum. Copy-paste yaptigin alintilari tekrar okumani ve incelemeni tavsiye ederim dostum. Ozellikle Jim Dunn un dediklerini.
    Alinti yaptigin Sterling D. Allan, free-energy olayinin en baba uckagitcilarindandir. Tescilli sarlatandir kendisi, ve pek meshurdur. Bolca iddiasi vardir fakat, sifir bilimsel veri ve ortada calisan hicbirsey yok ve olmadi hicbir zaman. Fakat bu eleman iyi para kazaniyor sattigi kitaplardan ve incik boncuk aletlerinden. Ama ne ilgintir sattigi o kadar alet arasinda beles enerji sunan hicbir alet yok, ki bu adamin en onemli iddiasiydi. Hikaye yani hepsi. Yalan dolan.

    Jim Dunn a gelince. Yazdiklarini tekrar tekrar okumaniz tavsiye ederim. Soyledikleri 100% dogru cunku. Benim yukarida cok zaman once yandiklarimla tamamen ayni. Bende aynen ulkemizde bu tarz seylere para ayirmamiz gerektigini,ve yoksa ileride baskalarindan cok pahali fiyatlara satin almak zorunda kalacagimizi soyledim. Fakat senin kacirdigin yada yanlis anladigin bir nokta var. “Renewable energy” dedigi sey “yenilenebilir enerji”. Free-energy cilerin Beles enerjisinden degil. Tamamen ayri seyler. Yanlis anlamissin. Somut seylerden bahsediyoruz “renewable” derken. Ruzgar, dalga, gunes enerjisi vs. gibi. Daha once bahsetmistim, yazilim da olsa bizzat “Renewable enerji” alaninda faliyet gosteren bir yerde calisiyorum, ne dedigimi biliyorum yani.
    Geciktirilemez,onune gecilemez dediginiz seyler benim vurguladim seyler yani😉 beles-enerji bulduklarini iddia eden sarlatanlar degil🙂

    Ve sunuda eklemek istiyorum, bir ara, “Amerika boyle birseyin ortaya cikmasini istemez cunku petrolun degeri duser sole olur boyle olur…” denmisti bu blog da. Baska yerlerde de bolca mevcut bu iddia. Komplo teorisi mi yine? Evet tabi ki🙂 Bunu savunanlar sunu cevaplamali o zaman, neden su anda Amerika petrol yerine alternatif enerji kaynaklari pesinde? Neden su anda amerika guney amerikadan bolca misir satin aliyor bio-yakit icin? Oyle bir boyutdaki o ulkelerin misir tarimini cok ciddi boyutlarda etkiliyor, fiyatlar ucuyor. Amerika ciddi bir sekilde alternatif enerjilerin pesinde, fakat nedense bedava enerji sunan formullerini gizli kasalarinda sakliyorlar ve onun yerine ortadoguda arap ulkeleri ile ugrasip, meksika dan misir satin aliyorlar!?!?. Komik olmiyalim, aklimizi basimiza topliyalim. Gulup geciyorum ama, kimileri bu sacmaliklara inaniyor iste.

    Not: Erke dostum, bekliyorum sabirsizlikla ve heyecanla. Merak etme korkmuyorum😉

  104. erke diyor ki:

    Önyargili davrandigin icin yazdiklarimi ters anliyorsun. Seni de kendi din tuzaklarina düsürmüsler anlasilan. Kuran’a göre kimse iyi yerlere gelebilmek icin Müslüman olmak zorunda degil. Ha ateist olmussun ha yahudi. Cünkü insanlarin iyiligi veya kötülügü dine ve milliyete göre degil, ancak takvayla belirlenecegini yazan Kuran’dir…
    Evvela din üzerine toplum insaa edilsin demedim. Bunu zaten Kuran da istememektedir. Cünkü ALLAH LAIK tir. Hatta Kuranda ateistlik suc degil desem inanmayacaksin…:) Allah Seytana bile müdahele etmeden mühlet vermisken, insanlarin din polisligine soyunmasi ilk basta Islam’a aykiridir. Ayni Atatürk’ün ölümünden sonra olusturulan düzen gibi, Hz.Muhammedin ölümüyle de Islam dünyada bitmistir ve tekrar da telaffuz edilmemistir. Hatta ölümünden HEMEN sonra Islam ikiye bölünmüstü (simdi bin parca). 1400 seneden sonra indirilen fakat hic yasanmayan Islam’a ilk Atatürk Cumhuriyeti yaklasmisti. Dini, hurafelerden temizleyerek insanlara gercek islam-bilim cagdasligini tattirmisti. Bu büyük hamleye karsilik Wilson en basta zaten Türkiye icerisinde Pontus,Ermenistan ve Kürdistan federe devletlerinin olusmasindan yanaydi. Fakat bunu, cikardiklari ve destekledikleri bir cok isyanlara ragmen basaramamislardi. Ondan önce Kazim Karabekir’in anılarinda yer aldigi gibi Said Nursi’nin Ingilizler’le isbirligi saptanmis,hapse atilmis ve orada simdi “Nur Külliyati” diye bildigimiz, Kürt-Islam vs. kavramlari sabote edilerek yazilan eser!, günümüze kadar ulastirilip, Türkiye’nin en büyük belasi haline getirilmistir. Iste PKK’nin tohumlari da ta o zaman atilmisti. Simdi de NUR abileriyle oyunlarini tamamlamak istiyorlar. Bu sebeple PKK yi bizim problemimiz olarak göstermeni COK yanlis buluyorum. PKK sevr amacli kurdurulmustur. Örgütün basinda da APO gibi sizofrenik psikolojik bir hastanin bulunmasi herhalde bir tesadüf….?
    Ayrica PKK ya dünya degil, cogu Kurtulus Savasinda karsimizda olan devletlerin olusturdugu G-8 denilen güc destek vermektedir. Atatürk öldükten sonra insanlar gerceklerden uzaklastirildiklari icin cözüm üretemediler. Fakat etki-tepki den olsa gerek, insan cözüm bulamayinca, cözümüm yok diyemiyor kolay kolay… Amerika’da, Ortadogu’da, Israil ve Türkiye’de meydana gelen Islami-intihar eylemleri sirf bu yüzdendir. Yapilan haksizliklara karsi yalnizca SEYTANI-EYLEM yapabiliyorlar ve sözde hakliliklarini da hadislerle süslüyorlar. Türkiye’nin özellikle nüfusunun büyük cogunlugunun DIN’le öyle veya böyle hasir nesir olmasi, ilk basta bunun cözülmesi gerektigini göstermektedir. Aksi taktirde Politika-Islam-Terör hep kardes kalacaktir.
    Bir ay önce okudugum bir yazida, iki kardesin birbiriyle evlenmek istemelerinden ve Almanya’da yol actigi hukuki tartismalardan bahsediyordu. A. Merkel’in bu konu üzerine özetle “Almanya demokrasi ve özellikle Hiristiyan kültürü üzerine insaa edildigi icin bunu da ancak bu yolla cözebiliriz” demesi, onlarin dini nerelerde kullandiklarini görmemizde fayda saglayacaktir. Kisacasi herseylerinde bilim var fakat dinlerini bir sekilde cözmüs ve demokrasiyi de bunun üzerine insaa etmislerdir. Atatürk Devrimleri de bunun icindi.

    Hadi Erke daha piyasada yok diye göremiyorsun, fakat su anda bircok endüstrilerde kullanilmakta olan Bor’u nasil olur da sabece PEM ve deterjan-maddesi olarak görürsün? Bütün elementler arsinda en fazla gerilime-gücüne sahip ( 5,7 Gpa-Gigapascal-) Bor, gelecegin madeni olarak görülüyor, ama Bor senin gözünde Erke gibi maalesef perdelenmis bir vaziyette. Gecen sene Ekim ayinda Japonya’da yüze yakin bilim adami ve uluslararasi 56 büyük firmanin katilimiyla yapilan -BASF Boron Conference- in konusu Bor-Kimyasi idi. Ilgi hat safhadaydi cünkü gelecegi ilgilendirdigi icin Bor’la yapilan ve basariya ulasan ürünler tanitiliyordu. Bu sene 3.sü düzenlenecek DETERJAN conferansinin..;)
    http://www.inorganics.basf.com/p02/CAPortal/de_DE/portal/Boron_Conference_2007/content/Produktgruppen/Borane_und_andere_Borverbindungen/Boron_Conference_2007

    ayrica;
    Tip: Hemen hemen tüm kanser calismalarinda kullaniliyor. Ilk 2004 yilinda uygulanan Bor-Nötrön-Yakalama terapisi buna örnektir.
    Kimya-Fizik: Bor-kükürt ve Bor-Selenyum birlesiklerinden elde edilen yeni sentezler. Ayrica Nükleer-Santrallerde, dogada bulunan en iyi nötron emicilerinden oldugu icin nötron isimasina karsin kullanilmaktadir. Cekirdek tepkimelerinde de tepkimenin iptali icin sogutucu Bor asidi ile desteklenmektedir. PEM (Erke)
    Havacilik-Uzay: Hem raket yakit depolarinda hem de Mars seyahati icin de düsünülen Iyon-raketlerinde ve Space-Shuttle’in raketlerinde de Bor kullanilmaktadir.
    Elektronik: Silisyum ve Germanyumun yari iletkenlerin yaninda Bor-Silisyum-Arsenikten olusturulan Yarı iletken diyotlar. Kodak’in ürettigi OLED ekranlarinda ve Airbag ateslemelerinde Bor-Sodyum nitrat karisimi kullanilmaktadir. .

    http://www.boren.gov.tr/tuket.htm

    Ne deterjanmis bu Bor böyle…;)

    Jim Dunn’in yazisini Free Energy örnegi icin degil, Amerika’nin Irak’a saldirmasindaki gercek sebebin anlasilmasi icin ekledim. Üstelik bunu da belirtigim halde sirf muhalefet olsun diye carpitiyorsun. Öyle ya Amerika madem biliyor bunu neden misir topluyor elin ülkesinde diyebiliyorsun. Ayni seyi Irak icin de söyleyelim belki anlasilir. Saddam’i savas olmadan da indirebilecek gücü olan Amerika neden bu bataga girmistir??? Bu noktadan sonra polemik yapmak istemiyorum. Free Energy olmasaydi ben de misir toplayin vs derdim fakat buna göz boyamak denir ancak.

    Yasim otuzlarin ortasinda evet daha genc sayilan, aslen Türk olmayan, 6 yillik üniversiteyi fiziksel rahatsizliklardan dolayi 12 senede bitirmis, Allah’a inanan bir insanim. Türk olmak benim tercihim ve ISTEYEN (zorla degil) Ne Mutlu Türküm Diyene diyebilir, hicbir sakinca görmüyorum. Hobi olarak senaryo degil, psikolojileri bu gibi KOMLO’larla bozulmus olan insanlarla ilgileniyorum. Malzeme cok…;) Ayrica bir Webdesigner olarak Türkiyede’ki sitelerin (gazete,dergi vs) görsel ve psikolojik rezillikleriyle ilgili bir calismam da var. Yani beni dert etmene gerek yok. Esasen ben sende, DIN vakasinda cözülmemis fakat cöpe atilmis noktalar tespit ediyorum. Fakat dert etmene gerek yok, insan ISTERSE hersey cözülür, bu da Allah yasasi. Belki sana bu konuda Erke’nin de bir faydasi dokunur..:)

    yine mi tesla komplolari…??🙂

  105. erke diyor ki:

    Önyargili davrandigin icin yazdiklarimi ters anliyorsun. Seni de kendi din tuzaklarina düsürmüsler anlasilan. Kuran’a göre kimse iyi yerlere gelebilmek icin Müslüman olmak zorunda degil. Ha ateist olmussun ha yahudi. Cünkü insanlarin iyiligi veya kötülügü dine ve milliyete göre degil, ancak takvayla belirlenecegini yazan Kuran’dir…
    Evvela din üzerine toplum insaa edilsin demedim. Bunu zaten Kuran da istememektedir. Cünkü ALLAH LAIK tir. Hatta Kuranda ateistlik suc degil desem inanmayacaksin…:) Allah Seytana bile müdahele etmeden mühlet vermisken, insanlarin din polisligine soyunmasi ilk basta Islam’a aykiridir. Ayni Atatürk’ün ölümünden sonra olusturulan düzen gibi, Hz.Muhammedin ölümüyle de Islam dünyada bitmistir ve tekrar da telaffuz edilmemistir. Hatta ölümünden HEMEN sonra Islam ikiye bölünmüstü (simdi bin parca). 1400 seneden sonra indirilen fakat hic yasanmayan Islam’a ilk Atatürk Cumhuriyeti yaklasmisti. Dini, hurafelerden temizleyerek insanlara gercek islam-bilim cagdasligini tattirmisti. Bu büyük hamleye karsilik Wilson en basta zaten Türkiye icerisinde Pontus,Ermenistan ve Kürdistan federe devletlerinin olusmasindan yanaydi. Fakat bunu, cikardiklari ve destekledikleri bir cok isyanlara ragmen basaramamislardi. Ondan önce Kazim Karabekir’in anılarinda yer aldigi gibi Said Nursi’nin Ingilizler’le isbirligi saptanmis,hapse atilmis ve orada simdi “Nur Külliyati” diye bildigimiz, Kürt-Islam vs. kavramlari sabote edilerek yazilan eser!, günümüze kadar ulastirilip, Türkiye’nin en büyük belasi haline getirilmistir. Iste PKK’nin tohumlari da ta o zaman atilmisti. Simdi de NUR abileriyle oyunlarini tamamlamak istiyorlar. Bu sebeple PKK yi bizim problemimiz olarak göstermeni COK yanlis buluyorum. PKK sevr amacli kurdurulmustur. Örgütün basinda da APO gibi sizofrenik psikolojik bir hastanin bulunmasi herhalde bir tesadüf….?
    Ayrica PKK ya dünya degil, cogu Kurtulus Savasinda karsimizda olan devletlerin olusturdugu G-8 denilen güc destek vermektedir. Atatürk öldükten sonra insanlar gerceklerden uzaklastirildiklari icin cözüm üretemediler. Fakat etki-tepki den olsa gerek, insan cözüm bulamayinca, cözümüm yok diyemiyor kolay kolay… Amerika’da, Ortadogu’da, Israil ve Türkiye’de meydana gelen Islami-intihar eylemleri sirf bu yüzdendir. Yapilan haksizliklara karsi yalnizca SEYTANI-EYLEM yapabiliyorlar ve sözde hakliliklarini da hadislerle süslüyorlar. Türkiye’nin özellikle nüfusunun büyük cogunlugunun DIN’le öyle veya böyle hasir nesir olmasi, ilk basta bunun cözülmesi gerektigini göstermektedir. Aksi taktirde Politika-Islam-Terör hep kardes kalacaktir.
    Bir ay önce okudugum bir yazida, iki kardesin birbiriyle evlenmek istemelerinden ve Almanya’da yol actigi hukuki tartismalardan bahsediyordu. A. Merkel’in bu konu üzerine özetle “Almanya demokrasi ve özellikle Hiristiyan kültürü üzerine insaa edildigi icin bunu da ancak bu yolla cözebiliriz” demesi, onlarin dini nerelerde kullandiklarini görmemizde fayda saglayacaktir. Kisacasi herseylerinde bilim var fakat dinlerini bir sekilde cözmüs ve demokrasiyi de bunun üzerine insaa etmislerdir. Atatürk Devrimleri de bunun icindi.

  106. erke diyor ki:

    Hadi Erke daha piyasada yok diye göremiyorsun, fakat su anda bircok endüstrilerde kullanilmakta olan Bor’u nasil olur da sabece PEM ve deterjan-maddesi olarak görürsün? Bütün elementler arsinda en fazla gerilime-gücüne sahip ( 5,7 Gpa-Gigapascal-) Bor, gelecegin madeni olarak görülüyor, ama Bor senin gözünde Erke gibi maalesef perdelenmis bir vaziyette. Gecen sene Ekim ayinda Japonya’da yüze yakin bilim adami ve uluslararasi 56 büyük firmanin katilimiyla yapilan -BASF Boron Conference- in konusu Bor-Kimyasi idi. Ilgi hat safhadaydi cünkü gelecegi ilgilendirdigi icin Bor’la yapilan ve basariya ulasan ürünler tanitiliyordu. Bu sene 3.sü düzenlenecek DETERJAN conferansinin..;)
    http://www.inorganics.basf.com/p02/CAPortal/de_DE/portal/Boron_Conference_2007/content/Produktgruppen/Borane_und_andere_Borverbindungen/Boron_Conference_2007

    ayrica;
    Tip: Hemen hemen tüm kanser calismalarinda kullaniliyor. Ilk 2004 yilinda uygulanan Bor-Nötrön-Yakalama terapisi buna örnektir.
    Kimya-Fizik: Bor-kükürt ve Bor-Selenyum birlesiklerinden elde edilen yeni sentezler. Ayrica Nükleer-Santrallerde, dogada bulunan en iyi nötron emicilerinden oldugu icin nötron isimasina karsin kullanilmaktadir. Cekirdek tepkimelerinde de tepkimenin iptali icin sogutucu Bor asidi ile desteklenmektedir. PEM (Erke)
    Havacilik-Uzay: Hem raket yakit depolarinda hem de Mars seyahati icin de düsünülen Iyon-raketlerinde ve Space-Shuttle’in raketlerinde de Bor kullanilmaktadir.
    Elektronik: Silisyum ve Germanyumun yari iletkenlerin yaninda Bor-Silisyum-Arsenikten olusturulan Yarı iletken diyotlar. Kodak’in ürettigi OLED ekranlarinda ve Airbag ateslemelerinde Bor-Sodyum nitrat karisimi kullanilmaktadir. .

    http://www.boren.gov.tr/tuket.htm

    Ne deterjanmis bu Bor böyle…;)

  107. erke diyor ki:

    Hadi Erke daha piyasada yok diye göremiyorsun, fakat su anda bircok endüstrilerde kullanilmakta olan Bor’u nasil olur da sabece PEM ve deterjan-maddesi olarak görürsün? Bütün elementler arsinda en fazla gerilme-gücüne sahip ( 5,7 Gpa-Gigapascal-) Bor, gelecegin madeni olarak görülüyor, ama Bor senin gözünde Erke gibi maalesef perdelenmis bir vaziyette. Gecen sene Ekim ayinda Japonya’da yüze yakin bilim adami ve uluslararasi 56 büyük firmanin katilimiyla yapilan “BASF Boron Conference” in konusu Bor-Kimyasi idi. Ilgi hat safhadaydi cünkü gelecegi ilgilendirdigi icin Bor’la yapilan ve basariya ulasan ürünler tanitiliyordu. Bu sene 3.sü düzenlenecek DETERJAN conferansinin..;)

    ayrica;
    Tip: Hemen hemen tüm kanser calismalarinda kullaniliyor. Ilk 2004 yilinda uygulanan Bor-Nötrön-Yakalama terapisi buna örnektir.
    Kimya-Fizik: Bor-kükürt ve Bor-Selenyum birlesiklerinden elde edilen yeni sentezler. Ayrica Nükleer-Santrallerde, dogada bulunan en iyi nötron emicilerinden oldugu icin nötron isimasina karsin kullanilmaktadir. Cekirdek tepkimelerinde de tepkimenin iptali icin sogutucu Bor asidi ile desteklenmektedir. PEM (Erke)
    Havacilik-Uzay: Hem raket yakit depolarinda hem de Mars seyahati icin de düsünülen Iyon-raketlerinde ve Space-Shuttle’in raketlerinde de Bor kullanilmaktadir.
    Elektronik: Silisyum ve Germanyumun yari iletkenlerin yaninda Bor-Silisyum-Arsenikten olusturulan Yarı iletken diyotlar. Kodak’in ürettigi OLED ekranlarinda ve Airbag ateslemelerinde Bor-Sodyum nitrat karisimi kullanilmaktadir.

    http://www.boren.gov.tr/tuket.htm

    Ne deterjanmis bu Bor böyle…;)

  108. erke diyor ki:

    Jim Dunn’in yazisini Free Energy örnegi icin degil, Amerika’nin Irak’a saldirmasindaki gercek sebebin anlasilmasi icin ekledim. Üstelik bunu da belirtigim halde sirf muhalefet olsun diye carpitiyorsun. Öyle ya Amerika madem biliyor bunu neden misir topluyor elin ülkesinde diyebiliyorsun. Ayni seyi Irak icin de söyleyelim belki anlasilir. Saddam’i savas olmadan da indirebilecek gücü olan Amerika neden bu bataga girmistir??? Bu noktadan sonra polemik yapmak istemiyorum. Free Energy olmasaydi ben de misir toplayin vs derdim fakat buna göz boyamak denir ancak.

    Yasim otuzlarin ortasinda evet daha genc sayilan, aslen Türk olmayan, 6 yillik üniversiteyi fiziksel rahatsizliklardan dolayi 12 senede bitirmis, Allah’a inanan bir insanim. Türk olmak benim tercihim ve ISTEYEN (zorla degil) Ne Mutlu Türküm Diyene diyebilir, hicbir sakinca görmüyorum. Hobi olarak senaryo degil, psikolojileri bu gibi KOMLO’larla bozulmus olan insanlarla ilgileniyorum. Malzeme cok…;) Ayrica bir Webdesigner olarak Türkiyede’ki sitelerin (gazete,dergi vs) görsel ve psikolojik rezillikleriyle ilgili bir calismam da var. Yani beni dert etmene gerek yok. Esasen ben sende, DIN vakasinda cözülmemis fakat cöpe atilmis noktalar tespit ediyorum. Fakat dert etmene gerek yok, insan ISTERSE hersey cözülür, bu da Allah yasasi. Belki sana bu konuda Erke’nin de bir faydasi dokunur..:)

  109. Murat Ergüven diyor ki:

    http://www.perendev-power.com/index_files/Page780.htm
    Adamlar yapmış da satıyor. 300KW jeneratör 5 yıllığına 38 bin euro. 100KW 19 bin euro.
    5 yıl bitiminde ayda 100 euro bakım ücreti ödüyorsunuz.
    100 konutun 5 yıllık elektriği 38.000 euro yani. Bir konut ayda 6.3 euro. Bu işin içinde bir iş var değil mi?
    Yalnız alet tam olarak erkecilerin dediği gibi;
    -Hiçbir yakıt kullanmadan çalışıyor
    -İstenilen her yerde elektrik üretebiliyor
    -Boyuna göre gücü değişiyor
    -Maddenin ataletinden faydalanarak daha önce kullanılamayan bir enerji çeşidini hareket enerjisine çeviren bir kuvvet makinesi

    Nasil? Gerçekten de üretilen enerjiyi açıklayabilecek bilimsel bir altyapı yok. Bu kadar elektriği mıknatıslarda depolayamazsınız değil mi? Bir tarafından belli olması lazım. Demek ki doğadaki başka bir enerji çeşidinden faydalanılıyor. Tesla’yı göresim geldi…

    Evet. Olay bitmiştir. Önceleri de söylediğim gibi, bu işi bizim derin devlet, patent parası ödemeden bitirmek için, “aha biz de aynı şeyi bulmuşuz” demek için “erke dönergeci” gibi bir laf icat etti gibi geliyor bana. Öyleyse bile çaktırmayın. İyi yöntem… Memlekete hayırlı bir şey olsun da, kimden gelirse gelsin.

  110. Baris diyor ki:

    Selamlar,
    Hayir erke, onyargili davrandigim icin ters anlamadim. Fakat free-energy baglaminda alintilar yapmissiniz, sonra Dunn dan bir alinti var, hemen sonra ise “Free energy’nin artik önüne gecilecegini tahmin etmiyorum.” demissiniz. Yani o bolumun baglami “amerikanin gizli amaclari” degil!? Ki zaten bunu bilmeyen mi var? Bu sekilde anlamam dogal, fakat oyle demek istemedim diyorsaniz yapacak birsey yok. Ben yanlis anlamisim o zaman.

    Ve “ne mutlu turkum diyene” demenize ben karisamam. Herkes istedigi gibi yorumlayip bunu soyler. Fakat sadece sozun kendisi cok onemli degildir. Sozun kullanimi en az kendisi kadar onemlidir. Bunu gidip 12 eylul de zindanlarda kurt yada ermeni olmus bir elemana sorarsan anlyabilirsiniz. cirilciplak soyulup mars soyletilen, ne mutlu turkum diye sabahlara kadar bagirmak zorunda kalan insanlarin farkli duygulari olacaktir. Gerci turk olup da ciplak vaziyette bunlari soylemek ve bagirmak zorunda kalan insanlarla bizzat tanisikligim var. Onlarinda farkli yorumlama hakkina sahip oldugunu unutmayalim. Sozler kullanildiklari baglam icersinde degerlendirilmelidir. O yuzden, memleketin ve internetin her kosesinde, irki baz alip kufur ve hakaret saydiran tonlarca insan varken, birileri gercekten kesilip vurulurken, “turklugumden gurur duyuyorum demek neden irkcilik olsun” gibi seylerin sozlerin soylenmesini naif buluyorum, garipsiyorum.

    Herkes dini kendine gore yorumluyor. Bunda da sahsen bir sakinca gormuyorum, benim ilgi alanimin disina cikiyor zaten. Fakat toplumsal hayatin en ucra hucrelerine kadar nufus etmeye calisan ve yon vermeye calisan bir dinin tanrisinin laik ilan edilmesini ilk defa duydum. Neden herkes kendi disindaki seyleri kendine gore bicimlendirmeye calisiyor hic anlamiyorum! Fakat dedigim gibi, isteyen istedigi gibi yorumlamada ozgurdur. Ateistlik suc degil demissin, bunun icin de Tevbe suresi 5inci ayeti ornek olarak verebilirim. GErci tam olarak uymuyor ama, ‘oteki’ne karsi tavri acikca sergiliyor sanirim. Benzeri ifadelerin en acik hali denebilir. Yada Buhara yada Gazaliye basvurup biraz daha “acik” yorumlara basvurulabilinir. Fakat sende buna karsi baska birsey sunabilirsin, baris ve sevgi telkin eden. Var zaten bunlarda. Bunu da herhalde o donemin konjonkturel degisimlerine yorabiliriz😉
    Tanrinin varligi ve yoklugu ile ilgili Sofistike tartismalara girebilirim, artik bizde de yavas yavas yayilmaya basliyan “ultra-bilimsel” scientology den baslayip daha asagilara giden sizinti tarzi seyleri katarak. Fakat cok zaman once vazgectim bu islerden. Vakit kaybi. Benim yaklasimim cok basit. Ben birseyi kabul etmiyorum diye bana bir sekilde dayatma yapilma olayini, kusura bakmasin kimse, evrenin yaraticisinin yapacagina inanmiyorum. Yada dinlerin iddia ettigi gibi, bana oyle yada boyle birilerinin AZAP cektirecegine inanamiyorum. Bana insanlik disi iskenceleri ancak bir insanin yapabilecegine inaniyorum. Eger yaniliyorsam zaten hepimiz birden yandik🙂 Uzun zaman once Bakunin denen bir adam, suna benzer birsey demis: “Mesele tanrinin varligi yada yoklugu degildir. Mesele, eger bir tanri var ise ona karsi nasil mucadele edecegimizdir!” Cunku tahakkum insani insan yapan, ozgurluk denen seye karsidir. Ozgurluk artik demode, yada romantik humanist!? gibi yakistirmalarla seylerle onemsenmesede, ben kendimce o sekilde takiliyorum. Benim bu halimi begenmiyen varsa, ve bunun icin beni cezalandiracaksa, yapacak birseyim yok.

    Dedigim gibi herkes islami kendine gore yorumluyor. Ornegin sizde diyorsunuz ki islami en gercek ve en guzel, hurafelerden arinmis sekilde kemalizm yasatti diyorsunuz. Binlerce benzeri iddiadan bir tanesi. Hem hurafenin sinirini kim tanimliyor!? Neyse, ben elbette boyle birsey olduguna inanmiyorum. Din her zaman bu rejimin bir iktidar bileseni olmustur. Ve herkes onun asil sahibi oldugunu iddia ederek onu kendi hizmetine almistir. Bunu bizzat Mustafa Kemalden bir alinti ile bagliyayim. Meclis arsivinde de bulunabilen elyazi notlarindan: “Bir dinin kabulu, nihayetinde bir siyasetin sonucudur”.

    Avrupada din pek bahsettiginiz gibi sifre cozer gibi cozulmemistir. Buyuk bedeller odeyerek, kan dokerek dini iktidardan tekrar donmemek uzere uzaklistirmislardir. Su anda da rituel ve kulturel bir sey olarak kalmistir sadece. Kulturel bir olgudur daha cok. Fakat bizde pek oyle bir kirilma olmamistir, bir iktidar nesnesi olarak hep varolmaya devam etmistir.

    Kurt sorunuda cok uzun yillardan beri orasi ile burasi ile iliskilenmistir her zaman. Ben su zaman artik cokda ilgilenmiyorum. Cunku cok samimi olarak bazi seylerden rahatsiz kurtler oldugunu biliyorum. Bu insanlar oldukca pkk yada benzeri seyler her zaman olacaktir. Daha 20 yil once vatandas turkce konus kampanyalari yapmis, kurt denen birseyin varolmadigini iddia etmisiz kart-kurt denen sozum ona bilimsel tezlerle (Evet bilimsel oldugu iddiasi ile savunulmustur bunlar, al sana ERKE mantalitesi).. 12 Eylul de bu kurtlerle “ozel” olarak ilgilenilmistir. Ve bu cok ozel ilgiden dolayi da o zamanlar DDKO denen hareketin icinden bircok genc insan farkli bir yola basvurmustur, sonucu pkk ya varan ve daha sonra devletle bir takim acik olmiyan karanlik iliskilere kadar. Yakin gecmisimizde cok sey var, said lere gitmeye gerek yok. Anadolunun gercek anlamda ilk gerilla hareketi pkk degildir, turk soludur. Mahmud Memduh Uyan denen bir adamin liderliginde bir kac yil surmus bir olay. O zamanki pkk ile ilgili cok ilginc seyler anlatir o kusak. Elimizi verip kolumuzu kaptiracagimiz iliskilerden uzak durduk dedigi seyler cok ilginctir. pkk nin da daha sonra nasil iliskiler icersine girdigi ile ilgili seyler, disaridan degil iceriden. Sunu demek istiyorum, bu ulkede bazi yerlerde yanlislik olmasa, ister disaridan ister iceriden hic kimse hicbir halt edemez. Ekmegi asi, colugu cocugu, duzeni, gelecek planlari olan insanlardan hicbir sey cikartamazsiniz. O donemin mimarlarindan diktator kenan pasa bile artik goruyor yaptiklari hatalari.

    Bor a gelince, sunu bir hatirlamamizda fayda var. Benim bor konusunun bu ulkede ele alinma tarzi ile ilgili olarak itirazlarim var. Hurafe ve komplo teorisi ile ele alindigini iddia ediyorum. Bu element yuzunden dunyanin en zengin ulkesi olacagimizi, tum dis borclarimizi sak diye sifirlayacagimizi, dunyanin en onemli ulkesi olacagimizi iddia eden tonla insan var. Hatta dahada ileriye goturup sirf bu yuzden diger ulkelerin bizim topraklarimizda gozu oldugunu iddia eden insanlar var. Bende boyle birseyin olmadigini, bu derece stratejik bir degerinin olmadigini iddia ediyorum. Herhangi bir super seyde “kilit” madde olmadigini soyluyorum. Gereksiz yere komplo teorisi ile bos islerle ugrasmiyalim diyorum. Buradaki bazi arkadaslarda aksini iddia ederek bu maddenin super oldugunu ve memleketi muazzam bir sekilde kalkindiracagini ve turku gururlandiracagini iddia ediyor. Bende bu maddenin kilit bir element olmadigini, bu madde etrafinda donen sozlerde gecen teknolojilerinin boru zorunlu kilmadigini anlatmaya calisiyorum. Borun sanayide kullanilmadigini degersiz bir element olmadigini iddia etmiyorum. Deterjanin cok onemli, kilit bir bileseni oldugu icin de “Stratejik” degerinin ancak deteryan kadar oldugunu soyluyorum. Yoksa bor bircok yerde kullaniliyor, baska bircok madde yada teknoloji ile ilgili oldugu gibi teknoloji konferanslari da veriliyordur, buda gayet normaldir. Yoksa yaldizli teknolojik laflari dolanima sokan iddialar cok gercekci degil. Ornegin yakit pilleri denen seyde oldugu gibi. Bu teknolojiler ne vestelin urunu nede bor kilit element olarak baz alan teknolojilerdir. Diger hidrojen bazli teknolojilerde oldugu gibi. Yada nano teknoloji olsun biyoloji olsun. Soyle diyeyim, dunyanin her tarafinda kullanilima sokulacak, insanlari kendine bagimli kilacak bir teknolojide bor olmazsa olmaz bir element degil bu tum sayilan seyler arasinda. Ve bizim dis borclarimizi kapatip, stratejik onemi buyuk bir ulkeye cevirmiyecek bu Bor elementi. Bunu adim gibi bildigim icin vestelin bu cikislarinin arkasinda onun bir teknoloji firmasi olmasi iddiasina bagliyorum. Bu iddialar vestele zarar degil fayda sagliyor netekim.

    Komplo teorisi duzeyinde gittigi icin ortalik bulaniyor, ve insanlarin boyle seylere olan gizemli tutkusu yuzunden cok hizli bir sekilde kabul goruyor ve yayiliyor. Mesela erkenin bir onceki yorumundaki mars-bor orneginde oldugu gibi. Marsdan gelecek elementin fiyatini hesapliyabilecek varmi aramizda? Transport icin tren yerine kamyon kullanilmasinin fiyatlarda yarattigi etkiyi bilen varmi? Taaaaaa marsdan gelecek 1 gram borun fiyati herhalde koca bir elmas degerinde olur. Yani boru da hallettik marsdan gelecek borun zamanlamasi ile ilgili gizli gerceklerin pesindeyiz. Boyle iddialar icin su doktugum yaziya gercekten yazik!

    Murat beyin alintisi vardi birde. Gercekten interneti kose bucak tariyorsunuz herhalde birseyler bulmak icin🙂 Oysa onun icin harcadiginiz vakti baska seylere harcasaniz ne kadar faydali olurdu kendiniz icin. Bula bula benim uc-kagitci dediklerim icin harkulade bir ornek bulmussunuz. Erke ile de hemencicik degerlendirmenizi yapip ne guzel bir sekilde gizli seyi aciga cikartmissiniz. Gerci bu cabanizin bir nevi toplumsal bir yarari var, o yuzden hemen degerlendirmek istiyorum.

    Aynen Erkeye de bu sekilde yaklasildigi icin insanlar hemencicik kandiriliyorlar akil almaz iddialarla. Bu adamlara bir basvurmanizi tavsiye ederim. Almak istiyorum ben deyin bakalim size ne cevap verecekler. Cevabi bizimle de paylasirsan sevinirim. Sabredemiyen varsa su linke basvurabilir: http://www.freeenergynews.com/Directory/Perendev/March2004_Solicitation/index.html
    (Satin almak isteyen insanlardan, sirketlerine hisse ile ortak olmalari karsiliginda para istiyorlar :D)

    Bu iletisim ornegini veren de yine benzeri iddialari olan insanlar. Yani bunlar habire birbirlerinin aciklarini buluyorlar. Hem saf insanlar pastasina rakip olmamalari icin, hemde kendileri gibi uc-kagitci olduklarini bildikleri icin🙂
    Bu aynen bizdeki cincilerin iliskisine benzer. Bizde cinciler neden hep kavga eder, neden hep birbirine saldirir hic merak eden oldu mu? Cunku aynen kendilerinin uckagitci oldugu gibi, karsidaki diger cincinin de uckagitci oldugunu bildikleri icin. Kendinden biliyor direktman🙂

  111. Murat Ergüven diyor ki:

    Bu son cümleleriniz üç kağıtçı olduğuzun ilginç bir itirafı. Ama bahsettiğiniz sitelerde de bu firmanın üçkağıtçı olduğuna dair en ufak bir delil yok. Acaba batıl taassuplarınızın son çırpınışlarını izliyor olabilir miyiz?

  112. Murat Ergüven diyor ki:

    Bir de bu firma böyle bir çıkış yaptıktan sonra ortadan kaybolsa, yada sahtekar oldukları duyulsa, bu ne kadar inandırıcı olur?

  113. Baris diyor ki:

    Zaten sahtekar olduklari alenen biliniyor, ve fakat senin gibi dusunenler hemen inaniyorlar hala baksana. Zaten ortadan kaybolmalarina gerek yok ki, habire bahaneler uydur olayi uzat dur, bu arada da birileri habire para yatirsin bes para etmez hisselere. Bu arada bu adam bir zaman bilimsel fonlardan kaynak filan almis ve carcur etmis bir tip.
    Hehehe… Bana nasil uc kagitci diyebildigini anlamis degilim. Burada uc-kagitcilarin islerini savunan, onlara dolayli da olsa destek veren birisi varsa sanirim bu kisi sensin. Goremiyormusun bana bulup cikardigin ornegin ne oldugunu? Sen ciddimisin allahaskina? Hem neyin isbatini istiyorsun? Buyuk ifsaatmis gibi bulup cikardigin sey yillarca olan birsey, zaten biliniyor. Istersen telefon et siparis et. Ben mail attim daha cevap yok, herhalde satislarinin yogunlugundan olsa gerek.
    Yazik…sen olsan neyse, ortalik bu seylere atliyacak tonla insan kayniyor. Herhalde Bu elemanlar bunu bildikleri icinde sitelerine turkce tercuman ariyorlar. Isterseniz siz basvurun boylece insanoglunun kurtulmasina, temiz bir cevreye katkida bulunmus olursunuz. Eger bir isbirligine gidersen, sunuda onerirsen daha basarili olursunuz: Su sitelerinin tasarimini biraz degistirsinler ki biraz inandiriciligi olsun. Direktman uc-kagitci sitesi havasi veriyor, erke bana hak verecektir herhalde.

    Cirpinan birisi varsa bu kesinlikle ben degilim. Bence bana saldiracaginiza once savundugun seylerin ne oldugunu iyice ogrenmeye calis.

  114. erke diyor ki:

    Dini konular uzun konular, yaz yaz bitiremeyiz diye düsünüyorum. Cünkü bu gecen 1400 seneye cok seyler sigdirmisiz. 4 halife dönemi islam icin Cumhuriyet dönemi idi fakat kurulamadan bitirilmistir. Ardindan gelen saltanat dönemi (ben hurafeler dönemi diyorum) Kuran’daki islami maalesef bitirmistir. Bu süre zarfinda Kuran’daki Islam adina ne yapildi diye soracak olursak, günümüz islam üniversitelerine ve ders iceriklerine göz atmamiz yeterli olacaktir. Bu konularda özellikle Allah’i direkt olarak sorgulayan cok az insan cikmistir. Ibn-i Sina da bunlardan biriydi aslinda fakat insanlar onun hep Tibbi konular hakkindaki yazdiklarini dikkate almislardir. Inanilmasi zor oldugu kadar aci olan bir baska husus da, günümüzdeki yol göstericiler olarak görülen tüm Ilmihallerin (Türkiye dini) bu hurafelerin türevleri olmasidir. Yani yüzyillarca bilim yerine insanlarin hurafe-türevleri ile ugrasmalariydi. Halen de dünyadaki islam üniversitelerin EN ÖNEMLI icerigi maalesef Kuran degil, HADISLER dir . Bunun sebeplerine simdilik girmek istemiyorum fakat Allah adildir demeden de edemiyorum…;) Kuran’in kendisi ortaya cikmadan yorum yapilamayacagi icin, ilk önce Kuran gerceginin ortaya cikmasi gerekmektedir. Son yillarda bu konuyla ilgili bircok calisma yapilmistir. Yani verdigim örnekler benim yorumum degildir, Kuran’daki esas seklidir.
    Örnegin günümüze kadar hep HARAM olarak gösterilern alkol ve uyusturucular da ” …yararlari da var zararlari da vardir. Zararlari yararlarindan büyüktür…” ayeti geregi haram sinifindan görülmemektedir. Kuran’da domuz etinin haram olmasina karsin, beyini (akli) örten maddeler icin sadece uyari yapilmasina karsin, günümüz islamin düsünceleri, gerceklerden ne kadar uzak oldugunun acik göstergesidir aslinda.
    Bu gercekleri göz önünde bulundurursak örnek verdigin tevbe 5.ayetini ateistlere atfetmek Kuran’daki ” ….dilinizin uydurdugu yalana göre su haramdir, bu helaldir demeyin, sirk yapmis olursunuz…” ayeti geregi yanlis olur. Bu ayet SADECE o yillardaki tarihi bir olaya isaret etmektedir ve tamamen SEYTANI-EYLEMCILER tarafindan kendi emellerince carpitilmistir. Bunlarin yaninda bir de Kuran’in tastamam olmasina karsin ayet yerlerinin karman corman edilmis olmasini su ana kadar sorgulayan islami kurumlar olmamisitr (Yasar Nuri Öztürk buna isaret etmistir fakat öyle bir Kuran calismasi bulunmuyor maalesef) . Buna en iyi örnek olarak maide 3.ayeti gösterilebilir. Kuran’in son inen ayeti bu 3. ayetin icerisine PASTE edilmistir.
    Evvela ilk inen ayetin Oku olmasi ve ardindan inen surenin kalem olmasi, Kuran gercegini anlamamiz acisindan cok önemlidir.
    Hadisler sayesinde bu 5.ayet vb. sakallilarda tam bir kaos havasi olusturmustur (zaten o ayet günümüz yazilis haliyle KAOS tur). Hadislerin Kuran’a verdikleri zararlar anlatilmayacak kadar uzundur.
    http://19.org/index.php?id=46,177,0,0,1,0 (Cemal Aktas diye yaziyor fakat bu yazi yanlis hatirlamiyorsam malezyali bir sahsa ait, cevirilmis herhalde. )
    http://www.kurandakidin.net/ (hadis bölümleri)

    Esasen Kuran ateistlere cok yakin bir Kitaptir. Hadisler inkar etsede Kuran’da, her insanin dünyaya kendi istegiyle inmesinden bahsediyor yani dogumda zorlama olmamistir. Sebepler sadece bir vesiledir ( anne-baba, ölüm-sebepleri gibi.). Din veya Inanc zaten insanin kendi ruh halinin ve psikolojisinin bir nevi disa vurumudur. Din kirliliginden dolayi insanlarin bunlara sirt cevirmesi en basta Allah’in istegidir.:) Bunun en iyi örneklerinden biri de Alman Teolog Paul Schulz tur. Eski Katolik, yeni ateist. Ateizmin insanin ulasabilecegi ve kendini bulabilecegi en zor ve en üst seviye olarak görüyor. Bu konulardaki kitaplarini okudugum icin, onun bu söylediginin ardinda bir artniyet olmadigini cok iyi biliyorum. Cünkü Kuran’i ben tanimamis olsaydim bu dünyada, ben de kesinlikle ayni düsüncede olurdum. O da senin gibi 5. ayete ve bunun benzerlerine (Inanmayanlardan kendinize dost edinmeyin ayeti gibi) kafa takanlardandir.;)

    Hal böyleyken, internette de birkac protestant-islam sayfasi acilmisken, GERCEK KURAN FILOZOFISI nin yakin bir zamanda ortaya cikacagina ve Paul Schulz gibi bircok ateisti de icinde barindiracagina kuvvetlice inaniyorum. Everything in its own time…

    Insanlarin zorla -Ne Mutlu TD- dedirtmeleri kendi zaaflarini gösterir. Bunlari yapanlarin pekala sen de biliyorsun psikolojileri bozuk insanlar. Kendi eksikliklerini Türklük le veya islamla bu sekilde doldurmak isteyenlerdir. Yani asil amaca hitap veya muhattap edilebileceklerden degiller onlar. Atatürkten sonra olusan Türkiye, simdiki zaman Türkiyesi degilde startini iyi yapmis, insanlarini kucaklamis, Dinini bulmus, bilimde önder bir Türkiye olmus olsaydi, “Ne Mulu Türküm diyene” irkcilik olarak degil demokraside, bilimde, sanatta vs ilerililik olarak anlasilacakti yani Atatürk Türkiyesi icindi, cek-senetciler icin degil…Gercek manasi da budur bunun.

    Türkiye Bor a bagimli degildir fakat satranctaki kale kadar da kiymetlidir. Cünkü Bor’un cazibesi Türkiye’nin sanayisisini devrim seklinde degistirebilecek güctedir. Yani Bor dan faydalanabilmemiz icin güclü bir sanayi gerekmektedir. Arz-talep gibi..

    Perendev-Power in sahte oldugunu düsünmüyorum (sayfanin amatör olmasina ragmen). Yazilana göre 30 senelik bir calismanin ürünüymüs. Daha önce sayfasini görmüs fakat dikkate almamistim. Ückagitci diyenler cok nette, Merkezi ve telif haklari Almanyada. Sahibi Münih’in ensesi kalinlarin ikamet ettigi Grünwald’da kalmasi da süphe uyandirmis. (aslinda Münih genel olarak ense kalin sehri). TV kanallariyla birlikte gösterisli bir start vaat edilmis (olsaydi duyardik diye düsünüyorum). 65000 tane önsiparis almislar (tüymek icin daha erken😉 ). Erke ve Steorn ile birlikte simdi 3 firma piyasayi kapmak icin kapisiyorlar.. :))
    http://www.fdp.nu/perendev/default.asp
    Almanya’nin da isin icinde olmasi aklima Tesla’nin büyük yegeni olan Lazar Alavanjayi getirdi. Amcasi kadar olmasa da onu aratmayanlardan. Kendi söylemlerine göre, 90’li yillarda Almanya’da Wissmann adindaki bir bakana götürmüs oldugu bir enerji projesini „ bu alet bizim dakikada 1,4 Milyon DM kaybetmemiz demektir“ diyerek geri cevirmistir. Ayni sahisin 2000’li yillarda manisa-vestelde görünmesi acaba tesadüf mü diye düsündüm simdi…!?

    perendev amatör sayfalarina önerilir…;)
    http://www.derbauer.de/
    http://www.m-sales.com/
    http://www.amteq-group.de/

    Not: Erke piyasaya cikinca sayfasina introyu ücretsiz bilakis ben yapacagim…;)

  115. erke diyor ki:

    Dini konular uzun konular, yaz yaz bitiremeyiz diye düsünüyorum. Cünkü bu gecen 1400 seneye cok seyler sigdirmisiz. 4 halife dönemi islam icin Cumhuriyet dönemi idi fakat kurulamadan bitirilmistir. Ardindan gelen saltanat dönemi (ben hurafeler dönemi diyorum) Kuran’daki islami maalesef bitirmistir. Bu süre zarfinda Kuran’daki Islam adina ne yapildi diye soracak olursak, günümüz islam üniversitelerine ve ders iceriklerine göz atmamiz yeterli olacaktir. Bu konularda özellikle Allah’i direkt olarak sorgulayan cok az insan cikmistir. Ibn-i Sina da bunlardan biriydi aslinda fakat insanlar onun hep Tibbi konular hakkindaki yazdiklarini dikkate almislardir. Inanilmasi zor oldugu kadar aci olan bir baska husus da, günümüzdeki yol göstericiler olarak görülen tüm Ilmihallerin (Türkiye dini) bu hurafelerin türevleri olmasidir. Yani yüzyillarca bilim yerine insanlarin hurafe-türevleri ile ugrasmalariydi. Halen de dünyadaki islam üniversitelerin EN ÖNEMLI icerigi maalesef Kuran degil, HADISLER dir . Bunun sebeplerine simdilik girmek istemiyorum fakat Allah adildir demeden de edemiyorum…;) Kuran’in kendisi ortaya cikmadan yorum yapilamayacagi icin, ilk önce Kuran gerceginin ortaya cikmasi gerekmektedir. Son yillarda bu konuyla ilgili bircok calisma yapilmistir. Yani verdigim örnekler benim yorumum degildir, Kuran’daki esas seklidir.
    Örnegin günümüze kadar hep HARAM olarak gösterilern alkol ve uyusturucular da ” …yararlari da var zararlari da vardir. Zararlari yararlarindan büyüktür…” ayeti geregi haram sinifindan görülmemektedir. Kuran’da domuz etinin haram olmasina karsin, beyini (akli) örten maddeler icin sadece uyari yapilmasina karsin, günümüz islamin düsünceleri, gerceklerden ne kadar uzak oldugunun acik göstergesidir aslinda.
    Bu gercekleri göz önünde bulundurursak örnek verdigin tevbe 5.ayetini ateistlere atfetmek Kuran’daki ” ….dilinizin uydurdugu yalana göre su haramdir, bu helaldir demeyin, sirk yapmis olursunuz…” ayeti geregi yanlis olur. Bu ayet SADECE o yillardaki tarihi bir olaya isaret etmektedir ve tamamen SEYTANI-EYLEMCILER tarafindan kendi emellerince carpitilmistir. Bunlarin yaninda bir de Kuran’in tastamam olmasina karsin ayet yerlerinin karman corman edilmis olmasini su ana kadar sorgulayan islami kurumlar olmamisitr (Yasar Nuri Öztürk buna isaret etmistir fakat öyle bir Kuran calismasi bulunmuyor maalesef) . Buna en iyi örnek olarak maide 3.ayeti gösterilebilir. Kuran’in son inen ayeti bu 3. ayetin icerisine PASTE edilmistir.
    Evvela ilk inen ayetin Oku olmasi ve ardindan inen surenin kalem olmasi, Kuran gercegini anlamamiz acisindan cok önemlidir.
    Hadisler sayesinde bu 5.ayet vb. sakallilarda tam bir kaos havasi olusturmustur (zaten o ayet günümüz yazilis haliyle KAOS tur). Hadislerin Kuran’a verdikleri zararlar anlatilmayacak kadar uzundur.
    http://19.org/index.php?id=46,177,0,0,1,0
    (Cemal Aktas diye yaziyor fakat bu yazi yanlis hatirlamiyorsam malezyali bir sahsa ait, cevirilmis herhalde. )
    http://www.kurandakidin.net/ (hadis bölümleri)

  116. erke diyor ki:

    Dini konular uzun konular, yaz yaz bitiremeyiz diye düsünüyorum. Cünkü bu gecen 1400 seneye cok seyler sigdirmisiz. 4 halife dönemi islam icin Cumhuriyet dönemi idi fakat kurulamadan bitirilmistir. Ardindan gelen saltanat dönemi (ben hurafeler dönemi diyorum) Kuran’daki islami maalesef bitirmistir. Bu süre zarfinda Kuran’daki Islam adina ne yapildi diye soracak olursak, günümüz islam üniversitelerine ve ders iceriklerine göz atmamiz yeterli olacaktir. Bu konularda özellikle Allah’i direkt olarak sorgulayan cok az insan cikmistir. Ibn-i Sina da bunlardan biriydi aslinda fakat insanlar onun hep Tibbi konular hakkindaki yazdiklarini dikkate almislardir. Inanilmasi zor oldugu kadar aci olan bir baska husus da, günümüzdeki yol göstericiler olarak görülen tüm Ilmihallerin (Türkiye dini) bu hurafelerin türevleri olmasidir. Yani yüzyillarca bilim yerine insanlarin hurafe-türevleri ile ugrasmalariydi. Halen de dünyadaki islam üniversitelerin EN ÖNEMLI icerigi maalesef Kuran degil, HADISLER dir . Bunun sebeplerine simdilik girmek istemiyorum fakat Allah adildir demeden de edemiyorum…;) Kuran’in kendisi ortaya cikmadan yorum yapilamayacagi icin, ilk önce Kuran gerceginin ortaya cikmasi gerekmektedir. Son yillarda bu konuyla ilgili bircok calisma yapilmistir. Yani verdigim örnekler benim yorumum degildir, Kuran’daki esas seklidir.
    Örnegin günümüze kadar hep HARAM olarak gösterilern alkol ve uyusturucular da ” …yararlari da var zararlari da vardir. Zararlari yararlarindan büyüktür…” ayeti geregi haram sinifindan görülmemektedir. Kuran’da domuz etinin haram olmasina karsin, beyini (akli) örten maddeler icin sadece uyari yapilmasina karsin, günümüz islamin düsünceleri, gerceklerden ne kadar uzak oldugunun acik göstergesidir aslinda.
    Bu gercekleri göz önünde bulundurursak örnek verdigin tevbe 5.ayetini ateistlere atfetmek Kuran’daki ” ….dilinizin uydurdugu yalana göre su haramdir, bu helaldir demeyin, sirk yapmis olursunuz…” ayeti geregi yanlis olur. Bu ayet SADECE o yillardaki tarihi bir olaya isaret etmektedir ve tamamen SEYTANI-EYLEMCILER tarafindan kendi emellerince carpitilmistir. Bunlarin yaninda bir de Kuran’in tastamam olmasina karsin ayet yerlerinin karman corman edilmis olmasini su ana kadar sorgulayan islami kurumlar olmamisitr (Yasar Nuri Öztürk buna isaret etmistir fakat öyle bir Kuran calismasi bulunmuyor maalesef) . Buna en iyi örnek olarak maide 3.ayeti gösterilebilir. Kuran’in son inen ayeti bu 3. ayetin icerisine PASTE edilmistir.
    Evvela ilk inen ayetin Oku olmasi ve ardindan inen surenin kalem olmasi, Kuran gercegini anlamamiz acisindan cok önemlidir.
    Hadisler sayesinde bu 5.ayet vb. sakallilarda tam bir kaos havasi olusturmustur (zaten o ayet günümüz yazilis haliyle KAOS tur). Hadislerin Kuran’a verdikleri zararlar anlatilmayacak kadar uzundur.

  117. erke diyor ki:

    http://19.org/index.php?id=46,177,0,0,1,0
    (Cemal Aktas diye yaziyor fakat bu yazi yanlis hatirlamiyorsam malezyali bir sahsa ait, cevirilmis herhalde. )
    http://www.kurandakidin.net/ (hadis bölümleri)

  118. erke diyor ki:

    Esasen Kuran ateistlere cok yakin bir Kitaptir. Hadisler inkar etsede Kuran’da, her insanin dünyaya kendi istegiyle inmesinden bahsediyor yani dogumda zorlama olmamistir. Sebepler sadece bir vesiledir ( anne-baba, ölüm-sebepleri gibi.). Din veya Inanc zaten insanin kendi ruh halinin ve psikolojisinin bir nevi disa vurumudur. Din kirliliginden dolayi insanlarin bunlara sirt cevirmesi en basta Allah’in istegidir.:) Bunun en iyi örneklerinden biri de Alman Teolog Paul Schulz tur. Eski Katolik, yeni ateist. Ateizmin insanin ulasabilecegi ve kendini bulabilecegi en zor ve en üst seviye olarak görüyor. Bu konulardaki kitaplarini okudugum icin, onun bu söylediginin ardinda bir artniyet olmadigini cok iyi biliyorum. Cünkü Kuran’i ben tanimamis olsaydim bu dünyada, ben de kesinlikle ayni düsüncede olurdum. O da senin gibi 5. ayete ve bunun benzerlerine (Inanmayanlardan kendinize dost edinmeyin ayeti gibi) kafa takanlardandir.;)

    Hal böyleyken, internette de birkac protestant-islam sayfasi acilmisken, GERCEK KURAN FILOZOFISI nin yakin bir zamanda ortaya cikacagina ve Paul Schulz gibi bircok ateisti de icinde barindiracagina kuvvetlice inaniyorum. Everything in its own time…

    Insanlarin zorla -Ne Mutlu TD- dedirtmeleri kendi zaaflarini gösterir. Bunlari yapanlarin pekala sen de biliyorsun psikolojileri bozuk insanlar. Kendi eksikliklerini Türklük le veya islamla bu sekilde doldurmak isteyenlerdir. Yani asil amaca hitap veya muhattap edilebileceklerden degiller onlar. Atatürkten sonra olusan Türkiye, simdiki zaman Türkiyesi degilde startini iyi yapmis, insanlarini kucaklamis, Dinini bulmus, bilimde önder bir Türkiye olmus olsaydi, “Ne Mulu Türküm diyene” irkcilik olarak degil demokraside, bilimde, sanatta vs ilerililik olarak anlasilacakti yani Atatürk Türkiyesi icindi, cek-senetciler icin degil…Gercek manasi da budur bunun.

    Türkiye Bor a bagimli degildir fakat satranctaki kale kadar da kiymetlidir. Cünkü Bor’un cazibesi Türkiye’nin sanayisisini devrim seklinde degistirebilecek güctedir. Yani Bor dan faydalanabilmemiz icin güclü bir sanayi gerekmektedir. Arz-talep gibi..

    Perendev-Power in sahte oldugunu düsünmüyorum (sayfanin amatör olmasina ragmen). Yazilana göre 30 senelik bir calismanin ürünüymüs. Daha önce sayfasini görmüs fakat dikkate almamistim. Ückagitci diyenler cok nette, Merkezi ve telif haklari Almanyada. Sahibi Münih’in ensesi kalinlarin ikamet ettigi Grünwald’da kalmasi da süphe uyandirmis. (aslinda Münih genel olarak ense kalin sehri). TV kanallariyla birlikte gösterisli bir start vaat edilmis (olsaydi duyardik diye düsünüyorum). 65000 tane önsiparis almislar (tüymek icin daha erken😉 ). Erke ve Steorn ile birlikte simdi 3 firma piyasayi kapmak icin kapisiyorlar.. :))

  119. erke diyor ki:

    Almanya’nin da isin icinde olmasi aklima Tesla’nin büyük yegeni olan Lazar Alavanjayi getirdi. Amcasi kadar olmasa da onu aratmayanlardan. Kendi söylemlerine göre, 90’li yillarda Almanya’da Wissmann adindaki bir bakana götürmüs oldugu bir enerji projesini „ bu alet bizim dakikada 1,4 Milyon DM kaybetmemiz demektir“ diyerek geri cevirmistir. Ayni sahisin 2000’li yillarda manisa-vestelde görünmesi acaba tesadüf mü diye düsündüm simdi…!?

    perendev amatör sayfalarina önerilir…;)
    http://www.derbauer.de/
    http://www.m-sales.com/
    http://www.amteq-group.de/

    Not: Erke piyasaya cikinca sayfasina introyu ücretsiz bilakis ben yapacagim…;)

  120. erke diyor ki:

    Almanya’nin da isin icinde olmasi aklima Tesla’nin büyük yegeni olan Lazar Alavanjayi getirdi. Amcasi kadar olmasa da onu aratmayanlardan. Kendi söylemlerine göre, 90’li yillarda Almanya’da Wissmann adindaki bir bakana götürmüs oldugu bir enerji projesini „ bu alet bizim dakikada 1,4 Milyon DM kaybetmemiz demektir“ diyerek geri cevirmistir. Ayni sahisin 2000’li yillarda manisa-vestelde görünmesi acaba tesadüf mü diye düsündüm simdi…!?

  121. erke diyor ki:

    perendev amatör sayfalarina önerilir…;)
    http://www.derbauer.de/

  122. erke diyor ki:

    http://www.m-sales.com/
    http://www.amteq-group.de/

    Not: Erke piyasaya cikinca sayfasina introyu ücretsiz bilakis ben yapacagim…;)

  123. erke diyor ki:

    Not: Erke piyasaya cikinca sayfasina introyu ücretsiz bilakis ben yapacagim…;)

  124. Baris diyor ki:

    Ben Bor konusunda hala netim. Bahsettiginiz sekilde bir devrim yaratacak gercekci somut bir neden goremiyorum. Perendev-power yada steorn hakkinda da artik birsey demek istemiyorum. Ciddi olabildiginize inanamiyorum acikcasi. 65.000 tane siparis verecek aptal varsa, bunlarin arasinda sirketlerine hisse bazli ortak olacak bi 5.000 geri zekali vardir sanirim. Ciddi paralar bunlar. Steorn da bu yolu izleyecek. Reklam satafatli gosteriler ve bilimsel kurul olusturularak bilim dunyasina “challenge” sunmalar. En sonunda bilimsel test ve onay icin sectikleri sozum ona bilimadamlari ile Dublin de bir pub da toplanip, bilim adamlari sarhos olduktan sonra aciklamalar yapmislar “Arkadaslari cok sevdik, samimi gibiler” duzeyinde. kendi sitelerinde ve youtube da bulabilirsiniz video yu. Acikcasi bunlara itibar edenlere uzuluyorum. Diyecek birsey bulamiyorum. Fakat sundan ben adim gibi eminim, bedava enerji, iddia ettikleri gibi hicbir zaman gerceklesmiyecek. Teknoloji ve “harbi bilimsel emek” ile cok daha iyi yerlere gelecegiz elbette. Fakat bu bahsettigimiz saklabanlarin katkisiyla olmiyacak kesinlikle. Erke de gercek cikmiyacak, ve 2008 de urun filan sunmayacaklar iddia ettikleri gibi. Surada 5-6 ay kaldi. Baska birsey diyecek durumda degilim.

  125. kaan_58 diyor ki:

    Arkadaslar,

    bundan birkac yil önce bir teknisyen veya mühendis (basindan takip edenler bilir),su ile calisan motor yapmisti (araba motoru olarak lanse edilmisti).
    bu adamin icadina türkiyeden destek cikan olmadi ve bir zaman sonra bir otel odasinda ölü bulundu.(tipki öldürülen üc aselsan mühendisine benzedi,onlarda F-16 larda kullanilmak icin milli yazilim projesinde calisiyorlardi).Bu berke niye sahtekar olsun onu anlayamadim,sanki yimpas,kombassan gibi milletten milyarlarca dolar toplamadilarki,kimi nasil kandirmalari sözkonusu bilen varsa aciklasin,benim bildigim böyle birsey sözkonusu degil.
    E bu durumda ortaya büyük bir reklam kampanyasiyla cikipta bosu bosuna kendini rezil etmek hangi akla hizmet,böyle düsünenlerin aklinin capini merak ediyorum.
    Ancak petrol lobileri bunu engeleyebilirler,zaten basimiza sectiklerimizde onlara hizmet ettiginden Türkiye gibi bir ülkede önlerini keserler diye düsünüyorum,gerci küresel sermaye o kadar güclü ki,en gelismis ülkelerde bile kanunlar onlara calisiyor.
    Bütün temenimiz bu aletin piyasaya cikmasi,Insallah önleri kesilmez

  126. Baris diyor ki:

    Hani bir suru emek verirsin, dil dokersin, konuyu belli bir yere getirmeye calisirsin ya. Sonrada birisi damdan duser gibi banti zart diye taa en basa ceker. Aynen ole oldu simdi. Kaan arkadas, blogun en sonundan degil de en basindan baslasaydin sordugun sorularin buyuk bolumune cevap bulabilirdin. Cap kismina gelince, 2008 civarinda aklimiz kac santim kac inc belli olacak. Petrol kartelleriymis, gizli cinlermis, kuresel sermaye ismis pek onemsemeden hemen cap kismina gececegim. O zaman gelince buyur sende katil.

    Enerji konusundaki komplo teorileri ile ilgili bir makale:
    http://en.wikipedia.org/wiki/Free_energy_suppression

  127. Murat Ergüven diyor ki:

    kaan_58 gayet doğru söylemiş bence… Az kaldı zaten ak göz kara göz çıkacak ortaya…

    187 gün kaldı…

  128. Baris diyor ki:

    Valla arkadaslar nasil is bu anlamadim. Iyi dogruda hani nerede? Yillardir bilinen ortaya birsey koyamamis numaracilari cikartip “evet olay kapanmistir” havasinda nokta koymaya calisiyorsunuz. “Bi zamanlar birisi boyle yapmisti, su zaman soyle olmustu” larla dunyaya bedava enerji geldigini mi zannediyorsunuz gercekten?

    Habire birsey cikartiyorsunuz fakat arkasinda durmuyorsunuz. Surekli vur kac. Gerci suclanacak bir tarafi yok, arkasinda durulabilinecek birsey degil ki durasin. Murat bey, epey bir zaman once, “iste vestel lansmanini da yapti tey tey teyyy” seklinde birseyler yazmistiniz, sonra ben israrla linkini kaynagini istedigim halde orali olmadiniz 2-3 hafta? Ne oldu o bahsettiginiz zamandaki lansman, ben hala bulamadim!?
    Daha sonra da iddianizi unutup hemen perendev-motir olayina girip “bak perendev yapmis bile erke de bunlardan almis demek ki” gibi buyuk bir ifsaat yaptiniz. Onuda anlattim uckagit oldugunu. Yeni ogrendigimiz birsey de degil, geyip muhabbetlerinde kullanirdik hep. Yahu herifler maillere cevap bile vermiyor. Haftalar sonrada abuk subuk formlar gonderiyorlar. Sozde bilmem kacbin euroluk alet satacaklar. Yani illaki para verip dolandirilmamiz mi gerekiyor ikna edebilmek icin sizi?
    Artik kendiniz de inanmiyorsunuz, her tarafi dokuluyor ,neresine inanacaksiniz. Bu isi inada bindiriyor bazilari ve akla zarar seyler savunmaya basliyor.
    Bak kac metre yazi yazdik o kadar zamanda. Neden biliyormusun? Bizim ulkeden birsey olur, insanlari goruldugu gibi saf degil, o kadarda dunyadan kopuk degil genclerimiz, inancini canli tutmak istedigimden. Inanin hicbir umudum kalmadi. Su 1-2 yildir gencleri gozlemliyorum internet vasitasiyla da. Inanin anlatilandan daha berbat. Her yone cekilebilecek hale gelmisiz. Sadece su erke olayi, bizim disimizdaki bir ulkede olsaydi, askerler o sekilde ciksaydi arkasinda, inanin yer yerinden oynardi, ve o pasalar, devlete ait kimliklerini kullanarak toplumu hurafe seylere suruklemeleriden dolayi hoplatirlardi hepsini. hepsi tek tek gorevinden ayrilmak zorunda kalirdi.
    Bizde ise keskin zihinli, cin fikirli gencler olacagina hemen milliyetcilikle, asagilik kompleksi ile karisik duygularla baliklama olaya atliyor.

    Hadi bakalim gorelim su aleti. yarisi gecti cit yok, obur yarisi da cabuk gecer.

  129. Murat Ergüven diyor ki:

    Adımla beraber “genç” kelimesinin geçmesi hoş olmuş. Teşekkür ederim. Gerçi bu yaştan sonra bu tür iltifatlar duymaya alışık değilim.

    Bak benim genç arkadaşım. Gençliğin verdiği heyecanla böyle fevri çıkışlar yapıyorsun. İlerde fikri ve hissi olgunluğa erdiğinde sen de öğreneceksin temkinli konuşmayı.

    Ben hiç “bu kesin böyle” gibi bir ifade kullandım mı şimdiye kadar? Yok. Neden? Çünkü üzerinde konuştuğumuz meselenin muğlak bir mesele olduğunun bilincindeyim. Tecrübe meselesi tabi. Zamanla…

    185 gün kaldı…

  130. Baris diyor ki:

    Hala ses yok. Ama itiraf etmeliyim ki bir konuda yanılmışım. Statükocu kesimin CB seçimleri, vb. kamplaşmalar için bir PR projesi olabileceğini düşünüyordum. Ya madara olduklarından dolayı vazgeçtiler, yada hesapları başka idi. Herneyse, sonuçta belirttiğimiz gibi fos çıktı sayılır. 2-3 ay içersinde de birşey diyeceklermiş gibi durmuyor.

  131. erke diyor ki:

    Halen ses yok…Ama gün gectikce DETERJAN cesitleri de artiyor nedense.. Aylardir da bir tiyatro oynaniyor ki Türkiye’de sorma gitsin. HAK yerini bulacaktir, az kaldi.
    http://www.tumgazeteler.com/?a=2364350
    http://www.nnt-nanotechnology.com/tr/kurumsal/
    http://www.borpower.net/nnt%20projeleri.htm

  132. betül diyor ki:

    eşekler malllllllllllllllllllllll
    eşekler malllllllllllllllllllllll
    domuzlar bilgisayar ben akıllı bunu yazan mal

  133. anonim diyor ki:

    Sahtekarlık olmasa bile bence şarlatanlıktan başka birşey değil. Fizikle biraz ilgili biri bunun şarlatanlık olduğunu rahatlıkla anlayabilir.

  134. leonardo diyor ki:

    where is erke?

  135. Baris diyor ki:

    geçen yıl ne yazmışım bir bakalım:

    Hehehe. Ben şimdiden garip bir hüzünle karışık da olsa çokca eğleniyorum🙂. Tekrar ediyorum, ERKE nin gerçek çıkması durumunda donu gömleği çıkartıp taksim den aşağıya yukarıya tımarhaneye boylayıncaya kadar koşacağım. Umarım gerçek çıkar

    Murat bey, diplomamı aldım elime, bekliyorum söz verdiğim gibi. Eğer dedikleri gibi çıkarsa donu gömleği çıkartıp diplomamı yakacağım istiklalden aşağı yukarı koşarak, ilginç bir yılbaşı kutlaması olur, tezahurat yapmaya beklerim, akadaşlarınızda davetlidir, biralar fişekler benden🙂

  136. erke diyor ki:

    Hani olurda biraz asiri materyalist düsünmeyi birakip, GERCEKCI olursun diye, sana verilen sadakalarin veya yaptigin iyi islerin karsiligi olarak belki sana mühlet verildi sadece, Monsieur Baris. Enerjinin cok yakinda dünyada en ucuz SEY olacagina inanmamak baska, senin Diplomanla yaptigin baska. O yüzden Diplomana simdilik doya doya bak ve yakacagin zaman Diplomana degil de bu sekilde gecirdigin yillara yanarsin…:)

  137. e diyor ki:

    300 yıllık fizik kurallarını alt edebilecek bir bulush olduuna inanmak ichin deli olmalı. bulushlar fizk kuralları kullanılarak yaratılır. fizik kurallarından bulush yaratıldıı nerde görülmüsh. maximum düzensizlik minimum enerji ilkesiyle chelishior bu basedilen shey :))

  138. yücel diyor ki:

    Hala ses seda yok. Çok inanmıştık oysa anlatılanlara. Artık inandırıcılığı kalmadı bence. Herşeyden önce gerçek olsaydı eğer bu kadar sürede sızmalar olurdu. O da yok, açıklama da. Sanıyorum sönümlü bir hareketi keşfedip erken açıklamalar yaptılar.Sonra da kıvıramadılar diye düşünüyorum. Çünkü böyle bir buluş gerçekten çağ kapatır ve yeni bir çağ açar. Kim böyle bir tarih yazmayı istemez ki? Yani yok demek ki böyle bişey. Bir de Erke ile Ergenekonun bi bağlantısı olabilir mi acaba:)

  139. baybashin diyor ki:

    http://www.haber7.com/haber/20080729/ERKE-Donergeci-kendini-gosterdi.php

    sanıyorum tartışmaya en başından başlamak gerekiyor.

  140. metin aydın diyor ki:

    üzgünüm arkadaşlar kendi adıma sizin adınıza ülkem adına vb.vb.vb. ancak karınca kararınca bi enerjiyi yoktan var etmek bile mümkün değilken, sınırsız ve yoktan var olabilen bi enerjiden bahsetmek gerçekten çağımızda devrim sayılabilecek bir cehalettir. insan ne zaman yaratabilir (bu ancak yüce yaratıcıya mahsustur) özelliğe sahip olursa işte ozaman enerjiyi yoktan var edebilir…

  141. metin aydın diyor ki:

    ha gayret bi şey çıkacak ortaya ama hadi hayırlısı….
    diyorum ki inşallah işe yarar bi zımbırtı olurda bizde ilk defa ecnebilerin icatlarının yan sanayisini üretmekten kurtuluruz.🙂

    ama ortaya bi dönergeç çıkacağına eminim🙂 dönergeç konusunda hiççç şüphem yok, yok ta gerisi malesef fos..

  142. CemCem diyor ki:

    Erke a.ş de birşey yani icat olsaydı şimdiye kadar çoktan çıkardı.

    Alayı yalan dolan bunların…

  143. Uğur diyor ki:

    Dile kolay 2006 senesinden 2008 ağustosuna kadar türlü yorumlar yapılmış şu erke dönergeci milletimizin oldukça kafasını yormuş demek.Ha gayret en sonunda birisi kafa patlatıp alın işte devirdaim makinasını yaptım diyecek galiba.:)İşin tuhaf yanı bu sayede daha önce (şahsen konuşuyorum)isimini cisimini dahi duymadığım bu firmanın müthiş derecede reklamı yapılmış.tabi reklamın iyisi kötüsü olmaz.

    Bu konu hakkında atıp tutanlarda olmuş bilimsel verilerle açıklamalar yapmaya çalışan şahıslarda. konu bazı yerlerde din kültürü derslerine dahi sıçramış:)İlk olarak şunu belirtmekte fayda görüyorum ne dünyada ne de evrende sonsuz enerji veya sonsuza dek süregelebilecek bir madde yoktur güneşte bir zaman sonra sönecek ay da yörüngesinden çıkacak ve dünyada ayın yörüngesinden çıkmasından dolayı çekim kuvvetinden uzaklaşarak yerçekimi kuvveti azalacak mevsimlerde sona erecek doğal olarak dünyamızında sonu gelmiş olacak bu durumda şöyle düşünebiliriz evrende hiç bir şey sonsuz güce sahip değildir.Sonuç olarak uzay boşluğunda yer alan bütün maddeler Etkiye-tepki mantığına sahiptir.Devir daim makinası aslında yapılabilir fakat bunun için bazı fizik engellerini aşabilecek ortamı ve veya düzeneği oluşturabilmek gerekmektedir.Teorik olarak mümkün görünen fakat pratiğe geçipte bocalayan şu an yüzlerce proje emin olun ki raflarda aşılmayı ve faaliyete geçmeyi bekliyorlar bazıları sürekli gelişen ve değişen teknolojik gelişmeler sayesinde günü gelince gün ışığına çıkacaktır.Sonuç olarak bir zaman makinemiz olsaydı ve elimizde bu günün teknolojisi ile üretilmiş pc den farksız bir cep telefonu ile 50 yıl öncesine gidip yoldan geçen birine bak bununla mozambik teki bir insanla konuşabilirsin desek veya fotoğrafını çekip ekranında bak bu sensin desek hatta bunlarla yetinmeyip elemanın hareketli videosunu çekip izletseydik o kişinin yüzünde beliren surat ifadesi ne olurdu acaba:)belkide karşısında cep telefonu ile ortaya çıkan bu kişiyi uzaylı sanıp düşüp bayılacaktır……

  144. konut projeleri diyor ki:

    Güzel ve yararlı bir site olmus

  145. hydrax diyor ki:

    bilgiler için teşekkürler

  146. adequecar diyor ki:

    Just want to say what a great blog you got here!
    I’ve been around for quite a lot of time, but finally decided to show my appreciation of your work!

    Thumbs up, and keep it going!

    Cheers
    Christian, watch south park online

  147. İhlas Aura Cleanmax Temizlik Robotunu denemelisiniz

  148. hakan diyor ki:

    teşekkür ederim gerçekten faydalı olmuş.özellikle barış bey in katkıları doyurucu idi. yalnız erke bi noktadan sonra olayda kopmuş. meseleyi dine diyanete sarmış.🙂 sanırım münazara rakibi ile bi ortak payda bulmaya çalışmış: (islam karşıtlığı). fakat rakibini konunun özünden saptıramamış.
    murata`gelince ; erke ile aynı kişi olduğunu söylemeye gerek yok sanırım🙂 ülkemin kemalist bağnazlarını çok iyi temsil etmiş tebrikler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: